Ukrayna-Rusya Savaşı Analizi: 1600. Gün / Son Bölüm

Dünya, küresel pandemide olağanüstü değişimleri bir arada yaşadı.

SSCB’nin dağılması, Kafkasya’nın kronik sorunlarının hortlaması anlamına geliyordu. Elçibey yönetimindeki Azerbaycan’ın Rusya ile olan ilişkilerinin boyutunu “erken” ve radikal biçimde değiştirmesiyle birlikte dünya tarihindeki en trajik savaşlardan biri Karabağ’da başladı. Elçibey’in karşıtı darbenin bastırılmasıyla devletin başına geçen Haydar Aliyev işgali durdurmuş ancak Karabağ’ı yıllar sonra oğlu İlham Aliyev özgürleştirebilmişti. Pandemi döneminde gerçekleşen bu süreçte Putin ve Aliyev’in yakınlığı önemli rol oynadı. Sonrasında Rusya’nın Ukrayna operasyonunu başlatmadan önce Aliyev’i ağırlaması sürecin devamı olarak yorumlanabilir.

Pandemi döneminde bir başka gelişme ise 2 Ocak 2022’de Kazakistan’da yaşandı. Ülkede yaşanan toplumsal olaylar karşısında Rusya Federasyonu da dahil olmak üzere Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü, Kasım Cömert Tokayev’in daveti ile olayları bastırdı.

Tüm bu gelişmelerin hemen ardından 21 Şubat günü Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Luhansk Halk Cumhuriyeti Rusya tarafından bağımsız devlet olarak tanınıp ertesi gün “dostluk ve karşılıklı yardım” anlaşması imzalandı. Bu tarih aslında Yanukoviç’in Maidan çatışmaları sonucu Rusya’ya sığınmak zorunda kaldığı gelişmenin seneidevriyesiydi. Sonuç olarak 24 Şubat sabahı Putin, çalışma masasından bağlandığı yayında anlaşma gereği “özel askeri operasyon” başlattığını duyurdu.

Operasyon başladığında Rus güçleri, üzerinde Z işareti bulunan kol bantları ve askeri araçlar ile ülkenin batısı hariç her sınırından eş zamanlı olarak Ukrayna’ya hücum etti. Operasyonun henüz ikinci gününde Belarus’tan hareket eden Z damgalı askeri araçlar başkent Kiev’in dış mahallelerinde görülmeye başlanmıştı.

Ukrayna’nın askeri olarak hızla topraklarını kaybetmesiyle İstanbul’da iki ülkenin barış görüşmeleri başladı. Rusya, görüşmelerin barışla sonuçlanması için başkent ve civarındaki oblastlardan askerî güçlerini çekeceğini açıkladı. İngiltere’nin Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski üzerinde kurduğu ağır baskıyla anlaşma masası dağıldı.

Bu aşamada Rus Genelkurmayının önemli bir stratejik hedef geliştirdiği ortaya çıktı. Ukrayna güçlerinin kuzey oblastları ve özellikle başkenti korumak için harekete geçmesi amacıyla ilk haftalarda yanıltıcı taarruzlar gerçekleştirildi. Böylelikle Ukrayna’nın Azak Denizi ile bağı tamamen kesilerek Luhansk, Donetsk, Herson ve Zaporijya oblastları geniş oranda Rus güçlerinin kontrolüne geçti.

Bu tabloda iki somut saptama yapmak gerekir.

1. Ukrayna’da Rusça konuşan vatandaşların haritası ile Yanukoviç’in oy haritası aynıdır.

2. Rusça konuşan ve Yanukoviç’e oy veren oblastlarda katliamlar yaşanmıştır.

Görüldüğü üzere Rusya’nın Ukrayna’daki askeri varlığı bir “hedef” doğrultusunda şekillenmektedir. Rusya, Maidan sonrası yaşanan ve Rusça konuşan insanlara saldırı gerçekleşen bölgelere askeri operasyon düzenlemiştir. Oblastların büyük ölçüde kontrol edilmesi ile birlikte 23-27 Eylül’de düzenlenen referandumda Donetsk %99,23, Luhansk %98,42, Zaporijya %93,11, Herson ise %87,05 oyla kaderini Rusya ile birleştirme kararı verdi.

Sonuç olarak Nova Rossiya (Yeni Rusya) olarak tarif edilen bölgenin ilk katmanı olan beş oblast Rusya’nın fiili yönetimine girdi. Kremlin’de etkili olan önemli düşünürlerden biri olan Avrasyacı hareketin lider isimlerinden Aleksandr Dugin, askeri harekatı iki aşamada hedefi tanımladı. Buna göre Kırım, Zaporijya, Herson, Lugansk ve Donetsk’in tamamının toprak bütünlüğünün sağlanması başta geliyor. Şu an Rus ordusu Kırım hariç 93 bin kilometrekare alanı ele geçirmekle birlikte Karadeniz’in neredeyse tüm kuzeyini tek başına kontrol ediyor. Böylelikle Türkiye’nin Karadeniz’de en büyük MEB sınırını Rusya oluşturuyor. Türkiye resmen tanımasa da doğu MEB sınırını fiili olarak Abhazya oluşturuyor. Abhazya, yaşanan bağımsızlık savaşı sonrası Rus barış gücünü ülkede bulunduruyor.

Dugin’in belirlediği kısa vadeli hedefte güncel durum, Rusların zafere yakın olduğunu doğruluyor. Artık Ukrayna’nın beşte biri Rusya’nın kontrolünde. Buna göre Kırım’ın tamamı, Donetsk’in %82,69’u, Luhansk’ın %99,7’si, Herson’un %72,82’si, Zaporijya’nın %76,23’ünde üç şeritli bayrak dalgalanıyor. Böylelikle ilk aşama bitirildiğinde Ukrayna topraklarının ortalama dörtte birini kaybetmiş olacak.

Kremlin’in makbul düşünürünün ikinci askerî hedef olarak belirttiği oblastlar ise Nova Rossiya’nın diğer bölgelerini ifade ediyor. Burada Rus egemenliği nispeten daha düşük olsa da yıllardır Moldova’nın de facto ülkesi Transdinyester’de askerî güç bulundurduğu biliniyor. Dinyester’in hemen altında bulunan Odesa oblastı, Lukaşenko’nun en yüksek oy aldığı bölgelerden biri. Burada henüz Rus askeri olmasa da gelecekte çatışmaların buraya da taşınabileceği uzmanlar tarafından değerlendiriliyor. Ukrayna’nın Odesa’yı kaybetmesi durumunda tüm denizlerini yitirmiş olacak.

Hedefteki ikinci aşamada Rus varlığı ise Mykolaiv’de %0,91, Dinipro’da %0,69, Harkiv’de ise %6,58 ile sınırlı. Yani Putin şayet ikinci aşamaya geçerse Ukrayna Odesa ile birlikte dört oblastını daha kaybedebilir.

Türkiye ile uzun yıllardır yakın ilişkiler kuran Dugin, FETÖ darbe girişimi öncesi AK Parti Meclis Grup Toplantısı’na katılarak kalkışmaya dair Rus devletinin mesajını ilettiği çokça konuşulmuştu. Bu iki aşamalı hedef tanımlamasını yaptıktan kısa bir süre sonra aracına konulan patlayıcı sonucu kızı Daria Dugina yaşamını yitirmişti.

Böylelikle 1600 gün sonunda Rusya ilk hedefine ulaşmak üzere sahada ilerleyişini sürdürüyor. Bu konuda bataklık teorilerinin aksine Putin’in operasyonu duyurduğu günlerdeki açıklaması tümden bir işgali hiçbir zaman içermediği görülüyor. Keza sahadaki mücadelenin uzun süreceği de açıkça belirtilmişti.

Ukrayna’da yaşanan süreç, Batılı devletlerin başka bir ülkenin iç işlerine müdahalesinin ne derece yıkıcı olabileceğini göstermiştir. Yanukoviç’i iki defa %90’lara varan oyla seçen vatandaşın her defasında oyunun geçersiz sayılması ve bu nüfusun Rusça konuşuyor olması Ukrayna’da yarılmayı beraberinde getirmiştir. Bu sebeple referandumda her ne kadar olağanüstü silahlı hareketlilik yaşansa da Rusya’ya katılma kararı çıkması olağan gözükmektedir.

Ukrayna seferberlik ilan ederek önce gençleri, şimdi ise eli silah tutan erkekleri zorla da olsa cepheye götürüyor. Keza tüm altyapısı ve ekonomisi çökmüşken siyasi kararları Batılı devletlerin talimatlarına bağlı olarak gelişiyor. Ezcümle Rusya hegemonyasından kaçarken fiili olarak bağımsızlığını yitirmiş duruma geldi. En önemlisiyse demokrasi için çıkılan yolda Ukraynalılar artık seçim dahi yapamayan bir düzenin içine çekildi.

Öte yandan Rusya seferberliğe gitmeyerek toplum düzenini ve ekonomisini nispeten korudu. Rus altyapısını muhafaza ederek askerî ve ticari iş birliklerini geliştirdi. Rus gençlerinin cepheye yollanması yerine paralı askerlerin kullanılması ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti askerlerinin muharebeye sokulması tercih edildi. Örneğin 6 Ağustos 2024 tarihinde İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerle Sovyetlerin sembol savaşlarından birinin yaşandığı Rusya’nın Kursk bölgesine Ukrayna taarruzu başlamış, akabinde yoğun olarak Koreli askerlerin bulunduğu grup kenti geri alarak Ukrayna’nın Sumu bölgesinin ciddi bir kısmını ele geçirdi.

Rusya ve Ukrayna’nın çatışmayı ne kadar sürdürebileceğini kimse bilmiyor. Her iki ülke için telafisi mümkün olmayan kayıplar verilmeye devam ediyor. Tarih perdesinden bakıldığında Rusya, Ortodoks inancı ile bütünleşik bir milli kimliğin sahadaki askeri kısmını icra ediyor. Her ne kadar aynı şartlar olmasa da Osmanlı’nın kuruluşundaki gaza ideolojisine benzetilecek olursa dinî anlamların da yüklendiği milli kimliklerini Nazi ve emperyalizm karşıtı bir yerde konumlandırıyorlar. Rusların yaşanan gelişmeleri bir işgal ve toprak savaşından çok fetih gibi gördüğü düşünülebilir.

Uluslararası kuralların neredeyse hiçbir yerde uygulanmadığı şartlarda yeni düzenin belirlenip belirlenmeyeceği tartışılıyor. Kırım ve diğer bölgelerin ilhakı fiilî olarak mümkün olduysa yarın KKTC’nin Türkiye ile bütünleşmesi mümkün olabilir mi?

Yaşayıp göreceğiz…