Bursa

Uluabat tehdit altında, Burdur Gölü kuruyor: Z Doğa'dan sulak alanlar için çağrı

2 Şubat Dünya Sulak Alanları Günü kapsamında Z Doğa Derneği, Türkiye’nin en önemli sulak alanları arasında yer alan Burdur Gölü ve Bursa’daki Uluabat Gölü’nün karşı karşıya olduğu ekolojik tehditlere dikkat çekti.

Haber: Burhan Kurtulmuş

Z Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tuğra Tongur, sulak alanların yalnızca doğal zenginlikler değil, yaşamın devamı için vazgeçilmez ekosistemler olduğunu belirtti. Tongur, Burdur Gölü’nde yıllardır süren su kaybının iklim krizi kadar yanlış su politikaları, plansız tarımsal sulama ve havza bütünlüğünün göz ardı edilmesinin sonucu olduğunu vurguladı. Tongur, “Bir gölün kuruması yalnızca bir doğa kaybı değil, o ekosistemle birlikte yaşayan tüm canlıların yaşam hakkının yok olmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Z Doğa Derneği Bursa Temsilcisi ve Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Göksu İnayet ise Dünya Sulak Alanları Günü’nün, özellikle Bursa ve çevresi için güçlü bir uyarı niteliği taşıdığını ifade etti. İnayet, pandemi sürecinin doğa ve sağlığın ne kadar iç içe olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, “Toprağın, suyun ve yaşam alanlarının kar hırsıyla tahrip edilmesi tüm canlıların yaşamsal devamlılığını tehdit ediyor. Kuraklığı en net hissettiğimiz dönemlerden birini yaşıyoruz” dedi.

Sulak alanların dünya yüzeyinin yaklaşık yüzde 6’sını kapladığını hatırlatan İnayet, bu alanların tropik ormanlardan sonra biyolojik üretimin en yüksek olduğu ekosistemler olduğunu söyledi. Sulak alanların; su kuşları için barınma ve üreme alanı olmasının yanı sıra, su rejiminin düzenlenmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadelede hayati rol üstlendiğini vurguladı.

İnayet, dünyadaki karbonun yaklaşık yüzde 40’ının sulak alanlarda depolandığını belirterek, bu alanların yok edilmesinin iklim krizini daha da derinleştirdiğine dikkat çekti.

Bursa’nın en önemli sulak alanlarından biri olan Uluabat Gölü’nün, Ramsar Sözleşmesi kapsamında uluslararası öneme sahip olduğunu hatırlatan İnayet, gölün nesli tehlike altındaki küçük karabatak, tepeli pelikan, bıyıklı sumru ve su samuru gibi türlere ev sahipliği yaptığını ifade etti. Uluabat Gölü’nün aynı zamanda Türkiye’nin en geniş nilüfer yataklarına sahip olduğuna dikkat çekti.

Ancak Uluabat Gölü’nün bugün; artan kentleşme baskısı, sanayinin aşırı su tüketimi, yer altı sularının kontrolsüz kullanımı, havzadaki taş ve maden ocakları ile göç yolları üzerine kurulan rüzgar enerji santralleri nedeniyle ciddi tehdit altında olduğu belirtildi. İnayet, gölü besleyen havzada yaşanan tahribatın, Uluabat’ın geleceğini doğrudan etkilediğini söyledi.

Z Doğa Derneği yetkilileri, Burdur Gölü’nde yaşanan ekolojik çöküşün Uluabat Gölü için bir uyarı olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, sulak alanların havza bazlı, bilimsel ve kamusal yararı önceleyen politikalarla korunması çağrısında bulundu.

“Burdur Gölü’nü kaybettikçe, Uluabat’ı da kaybetmeye yaklaşıyoruz” değerlendirmesinde bulunan dernek temsilcileri, sulak alanların korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.