HABER: BURHAN KURTULMUŞ
UNESCO sürecinin en önemli aktörlerinden biri olan Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, köydeki ticari düzensizliğin uzun yıllardır gündemde olduğunu ifade etti:
“Bu Sorun 2000’li Yıllardan Önceye Dayanıyor”
“Buradaki çalışmalar 2000’li yılların öncesine kadar uzanıyor. Uzun yıllardır bu soruna değiniyoruz.”
Dostoğlu, özellikle Yıldırım Belediyesi ile köydeki satıcılar arasında süregelen anlaşmazlığın artık çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Yıllardır farklı meslek gruplarının katılımıyla projeler üretildiğini belirten Dostoğlu, tarihi dokuya zarar vermeyecek yeni bir çarşı modelinin planlandığını açıkladı.
Sokak Tezgâhları Yerine Tarihi Dokuya Uygun Çarşı
Mevcut durumda tezgâhların tarihi yapıları kapatacak şekilde büyüdüğünü ve köyün estetik bütünlüğünü bozduğunu ifade eden Dostoğlu, çözüm önerisini şöyle anlattı:
- Araçların köye girmediği bir düzen
- Tarihi dokuya uygun, planlı bir çarşı alanı
- Sokaklarda kontrollü ve düzenli satış
- Hava şartlarından etkilenmeyen, konforlu bir ticaret alanı
“Satışların sokakta kontrollü bir şekilde yapılması gerekiyor. Ancak köyün dokusunu kapatan ve dağınık görüntü oluşturan tezgâhlar yerine daha düzenli bir sistem kurulmalı” diyen Dostoğlu, projenin hazır olduğunu ancak uygulama aşamasında kararlılık gerektiğini belirtti.
Bursa’nın UNESCO yolculuğu
22 Haziran 2014’te Katar’da gerçekleştirilen 38. Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda alınan kararla,
Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu
UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edildi.
Böylece Bursa, Türkiye’nin 12’nci, dünyanın ise 998’inci Dünya Miras Alanı oldu.
Prof. Dr. Dostoğlu, süreci şöyle özetledi:
“2014 yılında Bursa, Türkiye'nin 12’inci, dünyanın 998’inci alanı olarak Dünya Miras Listesi’ne girdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi ile yoğun bir çalışma yürüttük. Erken Osmanlı döneminin şehirleşme sürecini anlattık. Bursa’nın üstün evrensel değerini erken Osmanlı dönemiyle paralel olarak ele aldık ve başarılı olduk.”
“Cumalıkızık’ı bir bütün olarak listeye soktuk”
Dostoğlu, Cumalıkızık’ın sadece evleriyle değil; camisi, anıtsal mezarlığı ve doğal dokusuyla bir bütün olarak UNESCO listesine dahil edildiğini hatırlattı.
“Biz Cumalıkızık’ı tarihi eserleriyle, camisiyle, anıtsal mezarlığı ve ağaçlarıyla bir bütün olarak listeye soktuk.”
Ancak UNESCO sürecinden sonra artan ziyaretçi sayısıyla birlikte ticari faaliyetlerin kontrolden çıktığını belirten Dostoğlu, doğal alanlara ilişkin henüz onaylanmış bir plan bulunmadığını ve bu konuda çalışmaların sürdüğünü söyledi.
Kentsel SİT Alanı ama önlem şart
Cumalıkızık’ın kentsel SİT alanı olarak onaylandığını belirten Dostoğlu, şu düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı:
- Otobüs güzergâhlarının değiştirilmesi
- Araçların köy meydanına girmemesi
- Satışa sunulan ürünlerin yerel üretim olması
- Yabancı üretim ve pazarlarda bulunan ürünlerin satışının sınırlandırılması
Özellikle Cumalıkızıklı kadınların el emeği ürünlerinin ön plana çıkarılmasını istediklerini ifade eden Dostoğlu, “Herkes prensipte kabul ediyor ancak uygulamada gerekli revizyonların yapılması gerekiyor” dedi.
UNESCO statüsü risk altında mı?
Uzmanlara göre, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren alanlarda özgünlüğün korunması temel kriterlerden biri. Ticari faaliyetlerin kontrolsüz büyümesi ve tarihi siluetin zarar görmesi durumunda, alanın “tehlike altındaki miras” statüsüne alınması dahi söz konusu olabiliyor.
Cumalıkızık’ta yaşanan gelişmeler, tarihi miras ile ekonomik kazanç arasındaki dengenin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Gözler şimdi yerel yönetimlerin ve alan başkanlığının atacağı somut adımlarda.
700 yıllık Osmanlı mirasının geleceği, alınacak kararlarla şekillenecek.