Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vatandaşlar serinlemek için sahillere akın etti. Ancak uzmanlar, deniz suyunun yalnızca görüntüsüne bakılarak güvenli olduğunun düşünülemeyeceğini belirtiyor.
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ali Uluşahin, Bursa Saati'ne yaptığı değerlendirmede deniz kirliliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.
"Berrak Su Temiz Su Anlamına Gelmez"
Toplumda en yaygın yanlış inanışın "Su berraksa temizdir" düşüncesi olduğunu ifade eden Uluşahin, şu değerlendirmede bulundu:
"Deniz suyu cam gibi görünse bile içerisinde bakteri, virüs veya çözünmüş kimyasal kirleticiler bulunabilir. Berraklık tek başına güvenlik göstergesi değildir. Deniz suyunun temiz olup olmadığı ancak düzenli analizlerle ortaya konabilir."
Kimyasal, Biyolojik ve Fiziksel Tehditler
Uluşahin'e göre deniz kirliliğinde üç temel kirletici grubu öne çıkıyor.
Kimyasal kirleticiler arasında ağır metaller, pestisitler, petrol türevleri ve endüstriyel kimyasallar yer alırken; biyolojik kirleticileri E. coli, enterokok bakterileri, virüsler ve parazitler oluşturuyor. Fiziksel kirlilikte ise plastik atıklar, mikroplastikler ve askıda katı maddeler önemli riskler arasında bulunuyor.
Kanalizasyon Deşarjı En Büyük Sağlık Risklerinden Biri
Denize kontrolsüz bırakılan atık suların ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Uluşahin, özellikle bağırsak enfeksiyonlarının en sık görülen risk olduğunu söyledi.
Bunun yanında hepatit A, deri enfeksiyonları, göz enfeksiyonları ve kulak enfeksiyonlarının da kirli deniz suyuyla temas sonucu ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Mikroplastikler Besin Zinciriyle Sofralara Ulaşıyor
Mikroplastiklerin yalnızca küçük plastik parçalarından ibaret olmadığını vurgulayan Uluşahin, bu parçacıkların ağır metaller ve toksik organik kirleticileri taşıyabildiğini belirtti.
Özellikle balık, midye ve istiridye gibi deniz ürünlerinin tüketimiyle insanların bu kirleticilere maruz kalabileceğini söyleyen Uluşahin, ağır metallerin sanayi, madencilik faaliyetleri ve atmosferik taşınım yoluyla denize ulaştığını, besin zinciri içerisinde birikerek insan sağlığını tehdit ettiğini dile getirdi.
Müsilaj Dolaylı Risk Oluşturuyor
Müsilajın doğrudan toksik olmak zorunda olmadığını belirten Uluşahin, buna rağmen zararlı bakterilerin taşınmasına ortam hazırlayabileceğini, sudaki oksijen seviyesini düşürdüğünü ve patojenlerin çoğalmasını kolaylaştırabildiğini söyledi.
Hangi Belirtilerde Doktora Başvurulmalı?
Deniz sonrası gelişen ishal, ateş, kusma, göz enfeksiyonu, kulak ağrısı veya yaygın deri döküntüsü gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğini belirten Uluşahin, bu şikâyetlerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasını önerdi.
Deniz Analizlerinde Neler İnceleniyor?
Yüzme suyu analizlerinde başta enterokok ve E. coli olmak üzere mikrobiyolojik parametrelerin değerlendirildiğini ifade eden Uluşahin, gerekli durumlarda ağır metaller ve diğer kimyasal kirleticilerin de analiz edildiğini söyledi.
Vatandaşlar Nelere Dikkat Etmeli?
Vatandaşların denizde kötü koku, köpük, yağ tabakası, renk değişikliği, yoğun yosun oluşumu ve atık su deşarjı gibi belirtileri ciddiye alması gerektiğini vurgulayan Uluşahin, özellikle yaralı kişilerin denize girmemesi, deniz sonrası mutlaka duş alınması ve deniz suyunun yutulmamasına özen gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
İklim Değişikliği Yeni Riskleri Beraberinde Getiriyor
Artan deniz suyu sıcaklıklarının bakteriler, Vibrio türü patojenler ve zararlı alglerin çoğalmasını kolaylaştırdığına dikkat çeken Uluşahin, iklim değişikliği, nüfus artışı ve yetersiz atık su yönetiminin birleşmesinin önümüzdeki yıllarda denizler açısından en büyük tehdit olacağını söyledi.
"Su Yönetimi Halk Sağlığı Meselesidir"
Yerel yönetimlere de çağrıda bulunan Uluşahin, "Su yönetimi yalnızca çevre hizmeti değildir; aynı zamanda halk sağlığı hizmetidir. Düzenli izleme, şeffaf veri paylaşımı ve etkin arıtma yatırımları toplum sağlığının korunmasının temel şartlarıdır." ifadelerini kullandı.
HABER: BURHAN KURTULMUŞ