Vicdanlarımız Katil

Şımarık bir toplum yaratıldı.

Ne trafik kurallarına uyuyoruz, ne hastanede sıraya geçiyoruz, ne de emeğin hakkını veriyoruz. Yüksek not almak için okul müdürüne, bir siyasetçiye ya da başka bir nüfuz sahibine ulaşmaya çalışıyoruz.

Sonuçta kimse hakkına razı olmadan, herkes başkasının önüne geçmeye uğraşıyor. Böylece birbirine eziyet eden, kural tanımayan adamı olanın her şeyi yapabileceğine inanan bir toplum ortaya çıkıyor.

Darwin’in evrim teorisinde güçlü türlerin zayıf türleri yediği söylenir.

Bugün, 2026 yılında, bu teori toplumumuzun her safhasında yaşanıyor. Milli Eğitim Bakanı eğitim dışındaki siyasi tartışmalarla uğraşıyor, sık sık partilere cevap yetiştiriyor.

Aslında bir bakıma haklı; çünkü eğitimci değil. Eğitim öyle bir alan ki, herkesin bilgisi yoktur ama fikri vardır. Bakan da bilmediği bir alanda bakanlık yapmaya çalışıyor. Dolayısıyla eğitimle ilgilenmek yerine siyasetle uğraşıyor. Haliyle okullarda ne kaos bitiyor ne şiddet.

Ünlü bir düşünür, “Bir çocuğun eğitiminden tüm köy sorumludur” der. Bizde ise toplum önderlerinin, siyasetçilerin, bürokratların ve yetişkinlerin kullandıkları dil şiddet ve nefret dili. Sürekli gerilen, sürekli birbirini aşağılayan, nezaketten uzak, kul hakkını unutmuş bir yaklaşım gençlere kötü örnek oluyor.

Diğer taraftan sosyal medya, sadece güçlü olanın, güzel olanın, yakışıklı olanın ayakta kaldığı bir hayatı pompalıyor.

Fazlaca para kazanan insanlar hiçbir iş yapmadan, alın teri dökmeden, bedenlerini teşhir ederek ya da sahte şöhret oyunlarıyla diğer insanların haklarını gasp eden modeller olarak karşımıza çıkıyor.

Toplumu kanser hücresi gibi saran torpil, liyakatsizlik ve kul hakkı yemenin normalleştiği bir ortamda gençlerin hangi ahlaki erdemleri öğrenebileceğini varsayabiliriz ki?

Özetle şunu söyleyebilirim: Okullarda yaşanan saldırılar Pandora’nın kutusunu açtı.

Kuvvetle muhtemel bundan sonra bu tarz saldırılara daha sık şahit olacağız. Ancak bu saldırıları yapanlar kadar, biz yetişkinler de sorumluyuz. Fiilen sorumlu olmasak da vicdanen katiliz.

Çünkü gençlere örnek olmayı unuttuk, çünkü kul hakkını hatırlatmayı bıraktık, çünkü nezaketi terk ettik.

Toplumun geleceğini kurtarmak için önce kendi dilimizi, davranışlarımızı ve değerlerimizi değiştirmeliyiz.

Aksi halde çocuklarımızın yarınları, bizim bugünkü ihmallerimizin enkazı altında kalacak. Utanmıyor olma duygusundan artık utanıyoruz duygusuna geçmenin vakti geldi.