Genel

Yargıtay’dan akıllı ilaç davalarında "bilimsel filtre" dönemi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, kanser tedavisinde kullanılan ve SGK ödeme listesinde yer almayan "akıllı ilaçların" bedelinin iadesi için açılan davalarda ezber bozan emsal bir karara imza attı. Yeni kararla birlikte mahkemeler, ilaç bedelinin tahsili için sadece doktor reçetesini yeterli görmeyecek; ilacın hastaya olan genetik uygunluğu ve klinik başarısını ispatlayan katı bilimsel kriterler aranacak.

Kanser hastalarının SGK’ya karşı açtığı "akıllı ilaç" davalarında hukuki zemin kökten değişiyor. Türkiye Gazetesi yazarı ve SGK Başuzmanı İsa Karakaş’ın gündeme getirdiği Yargıtay kararına göre, yargı süreci artık sadece bir hak arayışı değil, aynı zamanda bilimsel bir ispat süreci haline gelecek. Kamu kaynaklarının korunması ile hastaların tedavi hakkı arasındaki dengeyi yeniden kurmayı amaçlayan bu karar, "bilimsel filtre" dönemini resmen başlattı.

MAHKEMELER ARTIK "BİLİMSEL KANIT" İSTEYECEK

T24'ün haberine göre bugüne kadar mahkemeler, genellikle doktor raporu ve "ilacın kullanılmamasının hayati risk oluşturduğu" beyanıyla ihtiyati tedbir ve ödeme kararı veriyordu. Yargıtay’ın yeni içtihadı ile mahkemelerin şu üç temel şartı araması zorunlu kılındı:

  1. Genetik Uygunluk: İlacın, hastanın spesifik genetik yapısına ve tümör tipine uygun olup olmadığı laboratuvar verileriyle kanıtlanacak.

  2. Klinik Olgunluk (Faz Süreçleri): İlacın Faz-3 gibi klinik çalışmalarının tamamlandığına ve etkinliğinin tıp dünyasında kabul gördüğüne dair belgeler sunulacak.

  3. Tedavi Yetersizliği: Mevcut ve SGK ödeme listesinde bulunan standart tedavilerin yetersiz kaldığı veya hastada sonuç vermediği bilimsel olarak ortaya konulacak.

"KAMUSAL KAYNAK" VE "SAĞLIK HAKKI" DENGESİ

SGK Başuzmanı İsa Karakaş, kaleme aldığı analizde bu kararın hem hastalar hem de sağlık sistemi için yeni bir dönemin kapısını araladığını belirtti. Karar, yüksek maliyetli ilaçların geri ödemesinde "sürekli ve etkin fayda" kriterini ön plana çıkarıyor. Buna göre, ilacın sadece kullanılmasının istenmesi değil, hastanın sağlığında somut ve kalıcı bir iyileşme sağladığının bilimsel olarak öngörülebilir olması gerekecek.