Çalışanların yıllık izin kullanımında merak ettiği 10 günlük süreyle ilgili Yargıtay’dan dikkat çeken bir karar geldi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin isteği ve rızası doğrultusunda 10 günden daha kısa parçalara bölünerek kullanılan yıllık izinlerin, tek başına iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmek için yeterli olmayacağına karar verdi.
28 Nisan 2026 tarihli kararda, yıllık izinlerin hangi koşullarda bölünebileceği ve kısa süreli izin kullanımının kıdem tazminatına etkisi değerlendirildi. Daire, somut olayda işçinin daha uzun süre izin kullanmak istediğini işverene zamanında bildirdiğini ancak işverenin bunu engellediğini kanıtlayamadığına dikkat çekti.
9 YILLIK ÇALIŞMA, 68 GÜNLÜK İZİN ALACAĞI İDDİASI
Karara konu olayda bir gümrük müşavir yardımcısı, 2013 ile 2022 yılları arasında yaklaşık 9 yıl aynı şirkette çalıştı. İşçi, yıllık izin taleplerinin iş yoğunluğu gerekçe gösterilerek reddedildiğini ve bir seferde en fazla 6 gün izin kullanabildiğini ileri sürdü.
Çalışan, kullanılmayan izinleri nedeniyle 68 günlük yıllık izin ücreti alacağı bulunduğunu savunarak iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirtti. Ayrıca kıdem tazminatı ve bazı prim alacaklarının da ödenmesini talep etti.
İlk derece mahkemesi, işçinin yıllık izinlerinin gerektiği şekilde kullandırılmadığı sonucuna ulaşarak kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağı taleplerini kabul etti. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı yerinde buldu. Bunun üzerine dosya Yargıtay’a taşındı.
YARGITAY: 10 GÜNDEN KISA İZİN TEK BAŞINA HAKLI FESİH DEĞİL
Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenlemeye dikkat çekti. Daire, yıllık ücretli iznin kural olarak işveren tarafından bölünemeyeceğini, tarafların anlaşması halinde ise izin parçalarından birinin 10 günden az olmaması gerektiğini hatırlattı.
Ancak somut olayda kullanılan kısa süreli izinlerin işçinin talebi ve rızasıyla bölündüğünün anlaşıldığı belirtildi. İşçinin, izinlerini daha uzun süreler halinde kullanmak istediğini en az bir ay önceden yazılı olarak işverene bildirdiğini ve buna rağmen işverenin daha kısa izin kullandırdığını kanıtlayamadığı kaydedildi.
Yargıtay ayrıca işverenin uzun süre boyunca hiç izin kullandırmadığının veya işçinin talep ettiği izni herhangi bir gerekçe göstermeden reddettiğinin de ispatlanamadığına işaret etti.
Bu değerlendirmelerin ardından Daire, işçinin yaptığı feshin haklı nedene dayanmadığı sonucuna vardı ve kıdem tazminatı yönünden verilen kararın bozulmasına hükmetti.
ÇALIŞANLAR İÇİN KRİTİK AYRINTI: RIZA BELİRLEYİCİ
Kararın en dikkat çekici noktası, 10 günden kısa kullanılan her yıllık iznin otomatik olarak hukuka uygun kabul edilmemesi. Yargıtay’ın değerlendirmesinde işçinin talebi ve rızası belirleyici unsur olarak öne çıkıyor.
Başka bir ifadeyle, işçi kendi isteğiyle yıllık iznini kısa bölümlere ayırarak kullanmışsa bu durum tek başına haklı fesih gerekçesi oluşturmuyor. Buna karşılık işverenin işçiye yıllık iznini zorunlu olarak kısa parçalara böldürdüğü, uzun süre izin kullandırmadığı veya talep edilen izni haksız biçimde engellediği somut delillerle ortaya konulursa durum farklı değerlendirilebiliyor.
Karar, yıllık izin kullanımında işçinin rızasının ve izin taleplerinin nasıl yapıldığının belgelenmesinin önemini bir kez daha ortaya koyarken, işverenler açısından da izin süreçlerinin kayıt altına alınmasının önemine dikkat çekiyor.