Depremin ardından yaralarını sarmaya çalışan Hatay, bu kez de büyük bir sel felaketiyle sarsıldı. Samandağ, Defne ve Antakya ilçelerinde ağır yıkıma yol açan selde beş kişi hayatını kaybetti. Onlarca ailenin evsiz kaldığı bölgede, tarım arazileri, evler ve iş yerleri tamamen su altında kaldı. Depremden sonra kurdukları hayatları sular altında kalan Hataylılar, kalacak yerlerinin olmadığını belirterek yetkililere acil yardım çağrısında bulundu. Afetzedeler, uğradıkları zararı ve yaşadıkları çaresizliği anlattı. “Yatacak yerimiz yok, kimse sesimizi duymuyor” diyerek acil destek çağrısı yaptı.
“GÖZÜMÜZÜ SUYUN İÇİNDE AÇTIK, BARAJ KAPAKLARI SÖYLENTİSİ VAR”
Evi ve içindeki tüm eşyaları çamurla kaplanan Emel Karaçay, daha önceki yağışlarda da Asi Nehri'nin yükseldiğini ancak hiç bu boyutta bir afet yaşamadıklarını belirtti. Baraj kapaklarının açıldığına dair söylentiler olduğunu dile getiren Karaçay, yaşadıkları geceyi şu sözlerle aktardı:
"Depremin bir sesi var, duyup kaçabiliyorsun ama selde uyanamadık. Suyun içinde gözümüzü açtık. Dama çıkarak canımızı kurtardık, bizi itfaiye ekipleri tahliye etti. O sırada elektrik kesilmemiş olsaydı şu an hiçbirimiz hayatta olamazdık."
Yetkililerin sadece gelip fotoğraf çektiğini ancak kendilerine bir geri dönüş yapılmadığını söyleyen Karaçay, belediyeden evin önündeki suyun tahliye edilmesi için kazı yapılmasını istediklerini, ancak "Burası tapulu, kazamam" yanıtını aldıklarını ifade etti. Karaçay, "Bizim yerimiz de tapulu. Hayvanlarımız, evimiz, iş yerimiz, her şeyimiz gitti. Tek bir tencere tavamız bile kalmadı" dedi.
“5 GÜNLÜK OTEL REZERVASYONU BİTİYOR, NEREYE GİDECEĞİZ?”
Kurumların sorumluluğu birbirine devrettiğini belirten Emel Karaçay, eskiden Asi Nehri'nin dümdüz denize kadar ulaştığını ancak üzerinin örtülüp doldurularak önünün kapatılması nedeniyle suyun gidecek yer bulamadığını vurguladı. Devlet Su İşleri'nin (DSİ) kendilerini belediyeye, belediyenin ise başka birime sevk ettiğini söyleyen Karaçay, barınma kriziyle ilgili şunları söyledi:
"Kaymakamlık, evi kullanılamaz halde olanlar için bir otelde beş günlük rezervasyon yaptı. Bugün üçüncü gün ve süre dolmak üzere. Süre bitince biz nereye gideceğiz? Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, mağdur vatandaşların evlerinde temizlik yapılacağını söylemişti ancak bugüne kadar hiç kimse gelmedi."
“6 BİN LİRA YAŞLILIK MAAŞIYLA GİYECEK KIYAFETİM BİLE KALMADI”
Deprem ve sel felaketlerinin ardından büyük bir yorgunluk yaşadığını anlatan Nehide Cemaloğlu ise sel çamuru nedeniyle giyecek tek bir kıyafetinin dahi kalmadığını belirtti. Çamaşır makinesi de sular altında kalan Cemaloğlu, çamaşırları elde yıkadığını fakat çamurun çıkmadığını ifade ederek ekonomik çaresizliğini şu sözlerle dile getirdi:
"Deprem oldu, sel oldu; gidecek bir yerimiz de gelirimiz de yok. 6 bin lira yaşlılık maaşı ile ben ne yapacağım? Ekmek 15 lira olmuş. Kahvaltıda bir yumurta, bir parça peynir bile yiyemiyorum. Yeğenlerim yanıma geldiğinde onlara harçlık dahi veremiyorum."
BİR YILDA ÜÇ AFET BİRDEN: DEPREM, YANGIN VE SEL
Depremin ardından çadır ve konteynerlerde kalan ailelerin sırasıyla çok sayıda felaket atlattığını söyleyen Sabah Demir, yaşananların bir nehir taşması değil, yukarıdan aniden gelen tazyikli bir su olduğunu belirtti. Aynı alanda daha önce de afetler yaşandığına dikkat çeken Demir, süreci şöyle özetledi:
"Depremden sonra bu bahçede evleri yıkılan on aile kalıyordu. Eşyalarını sıfırdan, yeni baştan aldılar. Ancak depremden 8-9 ay sonra elektrik kontağı nedeniyle bir yangın çıktı ve ailelerin tüm beyaz eşyaları dahil her şey yandı. O dönem AFAD ve Kızılay gelip çekim yaptı ama bir fayda görmedik. Bu sel, yaşadığımız üçüncü afet oldu. Yine gelip fotoğraf ve video çektiler ancak bu kez bir yardım yapılacak mı, meçhul."
“BİR YETKİLİ BİLE GEÇMİŞ OLSUNA GELMEDİ”
Selin evine aniden ve çok büyük bir tazyikle girdiğini, pencereden kaçmaya çalışsa da her yerinin suyla çevrildiğini anlatan Serap Kubbe de canını son anda kurtardığını ifade etti. Suyun nehir veya dere suyu olamayacak kadar şiddetli olduğunu belirten Kubbe, "Deprem bittiğinde dışarı çıkabilmiştim ama ateş ve su çok farklı, hiçbir yere kaçamadım. Allah'tan su çabuk çekildi fakat geriye sadece çamur kaldı. Şu an evimde yatamıyorum. Yetkililerin bize el uzatmasını isterdim ama bir yetkili bile gelip 'Geçmiş olsun' demedi" şeklinde konuştu.