Yeni Parti mi? CHP mi?

Benim muhalefetin CHP’si dediğim Özgür Özel CHP’si yol ayrımına gelmiş gözüküyor, ya CHP içinde kalıp Kemal Kılçdaroğlu’nu olağanüstü kurultaya zorlayacaklar ya da yeni parti kuracaklar. Özgür Özel ekibi CHP içindeki mücadeleyi sonuna kadar yürütüp mümkünse partiyi geri almak değilse en azından tabana “görüyorsunuz baba ocağını geri almak için her şeyi yaptık ama olmadı, o yüzden yeni partiye mecbur kaldık” demek istiyorlar. Olağanüstü kurultayı toplamak için yapılacaklar belli; delegelerin belli bir çoğunluğunun imzasını toplamak, parti meclisinden çok sayıda PM üyesinin istifasıyla tüzük gereği Kılıçdaroğlu’nu kurultaya zorlamak.

Delegelerden gerekli sayının çok çok üstünde, % 90 oranında imza alındı. Parti meclisinden de gerekli sayının üzerinde, 27 PM üyesi istifa etti. Tüzük gereği Parti Meclisi 40’ın altına düşerse 45 gün içinde olağanüstü kurultay gerekli.

Öyleyse sorun yok, ya delegelerin imzası, ya da parti meclisi üyelerinin istifasıyla kurultay toplanır ve Özgür Özel yönetimi tekrar CHP’yi devralır diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Neden? Çünkü kurultayı toplantıya çağırma yetkisi butlan kararıyla CHP’nin başına oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu’nda.

Buraya bir parantez açıp sormakta yarar var, her partiden sözde demokrasi savunucuları bu antidemokratik siyasi partiler yasasına ne zaman itiraz edecek, ne zaman değiştirecek? Şuraya bak, bir partinin % 90 delegesi olağanüstü kurultay talep edecek, parti meclisi dağılıp karar alamayacak duruma gelecek ama yine de kurultay çağrısı için genel başkanın keyfi beklenecek. Tek adamlığa önce parti içinde karşı çıkmak gerekmiyor mu? Anlaşılıyor ki gerekiyormuş. Parantezi kapatıp devam edelim.

Denebilir ki hukukta çare tükenmez, o zaman kurultay isteyenler mahkemeye müracaat eder, mahkeme de yasal gerekliliğin yerine getirildiğini, yeterli sayının olduğunu tespit edip kurultayı toplamak üzere bir çağrı heyeti görevlendirir ve onlar da 45 gün içinde kurultayı toplar. Yani yine sorun yok, hukuk içinde hiçbir şey çözümsüz bırakılmaz. Hukuk varsa çözüm var.

Sorun da bu ya işte, hukuk yok, hukuk.

Atanmış genel başkana gidiyorsun, hep aynı nakarata sığınıyor “mahkemenin tedbir kararı var, kurultaya gidemeyiz”

Diyelim ki bu imzalar ve istifalarla bir mahkemeden çağrı heyeti için karar verilmesi talep edildi, muhtemel cevap da yine aynı olabilir. “Diğer mahkemenin tedbir kararı var, biz bu durumda karar veremeyiz”

Nitekim Özgür Özel ve Özgür Çelik’e verdiği mazbatalara sahip çıkmadı YSK, “beni bu işe karıştırmayın” dedi çıktı işin içinden. Aynı tavrı meclis başkanı Numan Kurtulmuş da sergiliyor, bizi bu işe karıştırmayın, “bu sizin parti içi meseleniz kendi içinizde halledin.” CHP’nin içinin karışmasını hazırlayan ucube butlan kararı sanki aydan paraşütle inmiş, iktidarın hiçbir dahli yokmuş ve sanki zaman ayarlı bir şekilde CHP’nin üstünde patlatılmamış gibi davranıyorlar.

Tam bir kilitlenme hali, Özgür Özel CHP’si genel merkeze gidemiyor, mahkemelere gidemiyor ne yapacak peki? Ne yapalım olmuyor deyip siyaseti mi bırakacak? Elbette hayır, onu bu köşelere sıkıştıranlar kenardan sufle de veriyorlar, daha fazla gecikme yeni patiyi kur. Gerçi haksızlık etmeyelim yeni parti kurulmalı diyenlerin birçoğu acı gerçeği görüp çaresizlikten acı ilacı tavsiye ediyorlar parti kur derken ama gördüğüm kadarıyla başta iktidarın atanmış CHP’si olmak üzere Özgür Özel’in yeni parti kurmasından memnun olacaklar. Böylece Türkiye’nin kurucu partisi unvanına sahip bir markayı ucuza kapatıp üzerinde bir müddet yerli ve mili muhalefetçilik oynayacaklar, sonra… Sonrası umurlarında değil.

Peki; Özgür Özle ne yapacak?

Görünen şimdilik CHP içinde kalıp direnmeye devam edecek. Kurultayı zorlayacak da zorlayacak. Yeni parti kurmanın bin bir türlü zorluklarını gördüğü, baba ocağı CHP’nin marka değerinden vazgeçemediği için CHP içinde kalıp mücadeleye bir süre daha devam edecek?

Ne zamana kadar ve sonra ne olacak?

Bunu Özgür Özel de bilmiyor kanaatimce. Kim biliyor? Bir ihtimal Erdoğan biliyor olabilir. Neden böyle düşünüyorum. Çünkü bana göre CHP’ye yapılan bu operasyonlar diğer yan faydaları bir kenara bırakılacak olursa Erdoğan’ın karşısına rakip olarak kazanması en düşük ihtimal adayı, yani Özgür Özel’i çıkarmak. Ve yine bana göre Özel’i tersinden parlatma operasyonları KIlıçdaroğlu eliyle yürütülüyor. Özgür Özel’le birlikte Erdoğan da bir yol ayırımında karar aşamasında olabilir. Özgür Özel ben CHP için de mi kalsam, yeni parti mi kursam daha iyi olur diye düşünürken iktidar da acaba CHP’yi geri vermek mi yeni parti kurdurmak mı Özgür Özel’i daha fazla parlatır ve adaylığa biraz daha yaklaştırır diye düşünüyor olabilir.

Bu yazdıklarım bilgi değil, yaşananlardan sezgilerimle çıkardığım analizler. Eğer sezgilerim doğruysa çok yakın bir gelecekte Özgür Özel’in önündeki bütün paslı kilitlerin sihirli bir dokunuşla açılacağını ve CHP’nin başına geri döndürülerek parlatma ve CHP’nin tabiriyle adaylaştırma işleminin tamamlanacağını düşünüyorum. Bu nasıl olabilir?

Yukarıda söylediğimiz gibi hukuk içinde çare çok yeter ki hukukun kapısı aralansın. Mesela Yargıtay önüne gelmiş ve ülkenin iç ve dış siyasetini doğrudan etkileyen ve kilitleyen bu davanın en azından tedbir kısmını görüşüp tedbiri kaldırabilir. Böylece tedbiren CHP genel merkezinde tutulan butlancılar geldikleri gibi giderler. (Aslında öyle bile gidemezler ya neyse…) Kurultay için toplanan imzalarla Kılıçdaroğlu yasaya aykırı bir şekilde direnmeye devam eder ve kurultayı toplamazsa müracaat edilen mahkeme çağrı heyeti görevlendirebilir. Veya burada hiç aklımıza gelmeyen bambaşka bir şey olur, biri o paslı kilide biraz yağ sürer kilit açılır.

Bunları yazarken bazı itirazları duyar gibiyim memlekette hukuk varmış gibi konuşuyorsun. Evet, öyle konuşuyorum çünkü bu ülkede hala iktidarın ihtiyaç duyduğu kadar hukuk var. Eğer Erdoğan benim de düşündüğüm gibi Özgür Özel’i karşısında adaylaştırmak istiyorsa bir yere kadar tersinden sonra da düzünden parlatarak karşısına alır.

Özgür Özel’i muhalefetin adayı yapmakla Erdoğan açısından sorun biter mi, hiç risk kalmaz mı? O da apayrı bir başlık. Her şeyden önce parlatmadaki doz ayarı çok önemli, çok parlatırsa zaten ekonomik zorluklarla öfkesi burnundaki kararsız seçmeni tümden Özgür Özel’e kaptırabilir. O nedenle bir süre daha Kılıçdaroğlu’nu orada tutup Özgür Özel’in baba ocağımız dediği CHP’yi de yıpratmaya ve bunlar daha kendi aralarında anlaşamıyorlar ülkeyi nasıl yönetecekler demeye devam edecek.

NOT : Bu yazım da bir önceki gibi uzadı, daha kısa yazabilecek kadar uzun vaktim yoktu, kusura bakma sayın okur.