Yeni Parti ve CHP’nin yerel örgüt sorunu

Yeni Parti, zorunlu şartların getirdiği süreçler nedeniyle kurulmak zorunda kaldı. Hiç kimse durduk yerde “ayrılalım, herkes kendi yoluna gitsin” demedi. Daha önce de yazdığım gibi, Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren seçmen ile parti örgütleri arasında çok az iletişim var. Parti teşkilatlarını yöneten sorunlu ve hastalıklı azınlık ile CHP’ye oy veren sessiz çoğunluğun her bakımdan birbirinden farklı olduğunu görmek hiç de zor değil.

Eğer bir örgüt içinde paralel yapı değilseniz, yukarıdan aşağıya her ne kadar demokratik sistemle örgütlendiği iddia edilse de, güç odaklarının desteklediği kişiler eskiden CHP’nin yerel yönetimlerini ele geçirirdi. Sistemi ellerine geçiren gizli ve sinsi yapılar, kendilerinden olmadıklarına inandıkları partilileri hızla afaroz ederek sistemden uzaklaştırır, küstürürlerdi. Tarikatların “bizden olmayan ölsün” anlayışı, yerel yönetimlerde de yüksek dozda yaşanırdı. Böylelikle yerel parti yöneticilerine karşı öfkesi kabarmış eski yöneticiler kenarda bekler, partiyi yıpratırlardı. Bugünün yerel yöneticileri ise dünün küskünleri olurdu.

Duayen gazeteci büyüğümüz Yüksel Baysal’ın teorisine göre seçimler bayram havasında geçer, sonra herkes parti içine döner ve kardeşlik devam eder. Ben bu görüşe katılmıyorum. Çünkü CHP’nin Bursa yönetimi tarafından atanan yöneticilere bakıldığında, bunların çoğunun geçmişte öfkeli ve kaybetmiş kişiler olduğu görülüyor. Yeni Parti’ye geçen yöneticiler ise bu kişilere değer vermedi, partiye yaklaştırmadı. Onların paralel ve gizli yapılarını yok edip kendi demokratik olmayan paralel yapılarını kurdukları için, “Butlancılar” ellerine geçen fırsatı değerlendirmekte bir saniye bile tereddüt etmediler.

Bu da gösteriyor ki yerel yönetimlerde parti içi düzen, sinsi ve çıkarcı yapılar tarafından kurcalanmakta ve adeta “düşman hukuku” uygulanmaktadır. Yeni Parti’nin bu hastalıklı CHP yerel yönetim anlayışını terk etmesi gerekmektedir. 10–15 kişilik kliklerin örgütü kanser etmesine izin verilmemelidir. Geniş halk kitlesine yayılan tüm üyelerin eşit haklara sahip olduğu, kimsenin dışlanmadığı bir örgütlenme modeli kurulmalıdır.

Nihat Yeşiltaş, Özgür Şahin, Mutlu Karatekin ve Ahmet Keskin bunu yapabilecek doğru kişiler olabilir. Ancak “dinazorlar” izin verirse…Yeni yüzlerle yeni şeyler söylemenin vaktidir, şimdi…

Yeni Parti güzellikler ve huzur getirsin.