Politika

YENİ Parti'nin en beğenilen ve eleştirilen yanları...Binlerce paylaşım incelendi

SAMER Araştırma X'te "YENİ Parti” anahtar sözcükleriyle paylaşılan yaklaşık 4 bin 487 paylaşımı inceledi. İşte en çok beğenilen ve eleştirilen yanları...

YENİ Parti'nin kurulmasından sonra kamuoyu araştırmacıları Özgür Özel ve ekibinin kurduğu partiye ilişkin araştırmalarını yoğunlaştırdı.

Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER), 23-27 Temmuz tarihleri arasında X platformunda “Özgür Özel” ve “YENİ Parti” anahtar sözcükleriyle paylaşılan yaklaşık 4 bin 487 paylaşımı nitel tematik analiz yöntemiyle inceledi.

Araştırma, kamuoyundaki tartışmanın yalnızca yeni kurulacak partiye ilişkin olmadığını; CHP’deki meşruiyet krizi, muhalefetin yeniden nasıl şekilleneceği ve Özgür Özel’in liderliği etrafında yoğunlaştığını ortaya koydu.

Araştırmaya göre tek bir “YENİ Parti algısı” bulunmuyor; umut, kaygı, öfke, güvensizlik ve siyasal beklentiler iç içe geçiyor.

PARTİYİ DESTEKLEYENLER 'ZORUNLU ÇIKIŞ' DİYOR

Rapora göre yeni partiye destek veren paylaşımlarda oluşum, isteğe bağlı bir tercih değil, CHP’de yaşanan kriz karşısında zorunlu bir çıkış yolu olarak görülüyor. Bu yaklaşımda yeni parti, CHP’den kopuş değil, seçilmiş yönetimin iradesini farklı bir örgütsel yapı altında sürdürme girişimi olarak değerlendiriliyor.

Paylaşımlarda “yeniden başlama”, “yola devam etme”, “halkın iradesini koruma” ve “iktidara yürüme” söylemleri öne çıkıyor. Bununla birlikte desteğin yalnızca umutla değil, mevcut siyasal kazanımların kaybedileceği kaygısıyla da beslendiği belirtiliyor.

EN BÜYÜK GERİLİM ORTAYA ÇIKTI

SAMER’e göre araştırmanın önemli bulgularından biri, yeni partinin CHP ile kuracağı ilişkinin tartışmanın merkezine yerleşmesi. Bir kesim yeni oluşumu CHP’nin tarihsel mirasının devamı olarak değerlendirirken, diğer kesim CHP’den ayrılmayı doğrudan partiyi bölmek olarak görüyor.

Böylece tartışma yalnızca yeni bir parti kurulması değil, “gerçek CHP kimdir?” sorusuna dönüşüyor. Rapor, parti adı ile siyasal meşruiyetin sosyal medyada birbirinden ayrıştığını vurguluyor.

NASIL ELEŞTİRİLDİ?

Araştırmaya göre eleştirel paylaşımlarda en sık dile getirilen kaygı muhalefetin oylarının bölüneceği yönünde. Destek veren kullanıcılar ise asıl bölünmenin CHP’deki meşruiyet krizinden kaynaklandığını, yeni partinin ise seçilmiş iradeyi yeniden bir araya getirmeyi amaçladığını savunuyor.

Böylece “birlik” kavramı da iki farklı biçimde tanımlanıyor: Bir kesim için birlik CHP çatısı altında kalmak anlamına gelirken, diğer kesim için birlik seçilmiş yönetimin etrafında toplanmak anlamını taşıyor.

ÖZEL'E GÜVEN ÖN PLANDA

Rapor, sosyal medyada yeni partiye ilişkin yaklaşımın büyük ölçüde Özgür Özel’e duyulan güven ya da güvensizlik üzerinden şekillendiğini belirtiyor. Destekleyici paylaşımlarda Özel, baskılara rağmen geri adım atmayan ve yeni bir siyasal yol açan lider olarak tanımlanırken; eleştirel paylaşımlarda aynı karar, mevcut yönetim başarısızlığının yeni bir isim altında sürdürülmesi olarak yorumlanıyor.

Araştırmada, partinin programı henüz netleşmediği için tartışmaların büyük ölçüde lider odaklı yürüdüğüne vurgu yapıldı.

GÜVEN SORUNU DA VAR

Raporda destekleyici paylaşımlarda “yeniden başlangıç” duygusunun baskın olduğu, kullanıcıların yeni partiyi muhalefetin yeniden toparlanması ve iktidar değişiminin mümkün hale gelmesi açısından umut verici gördüğü ifade ediliyor.

Buna karşılık eleştirel paylaşımlarda ise “aynı kadrolarla değişim olmaz”, “yeni tabela eski siyaset” ve “neden güvenelim?” sorularının öne çıktığı aktarılıyor. Araştırma, itirazların büyük bölümünün ideolojik değil güven sorunu etrafında şekillendiğini vurguluyor.

İMAMOĞLU VE YAVAŞ BEKLENTİSİ

Analize göre Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın yeni oluşumdaki konumu da en çok tartışılan başlıklardan biri oldu. Kullanıcılar, iki ismin partiye katılıp katılmayacağını ve cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinin nasıl şekilleneceğini merak ediyor. Bu durum, yeni partinin yalnızca Özgür Özel üzerinden değerlendirilmediğini; güçlü yerel yönetim figürlerinin de partinin geleceğinde belirleyici görüldüğünü ortaya koyuyor.

LOZAN ELEŞTİRİSİ

SAMER’in analizinde, Kürt kimliği vurgusuyla yapılan paylaşımların Lozan Antlaşması’nı ortak bir ulusal zaferden ziyade Kürtlerin siyasal statüsünün tanınmadığı ve tarihsel varlığının görünmezleştirildiği bir dönüm noktası olarak ele aldığı belirtildi. Rapora göre bu nedenle Yeni Parti’nin kuruluşunu Lozan’ın yıl dönümü olan 24 Temmuz’da ilan etmesi, Cumhuriyetçi seçmene olumlu bir mesaj veren ancak Kürtlerin tarihsel hafızasını dikkate almayan tek taraflı bir sembolik tercih olarak değerlendirildi. Analizde, bazı paylaşımların Kürt siyasal hafızasında Lozan’ı tarihsel dışlanma ve kimlik inkarı üzerinden anlamlandırdığı ifade edildi.

Rapora göre söz konusu paylaşımlardaki itiraz yalnızca kuruluş tarihine değil, Yeni Parti’nin nasıl bir “Türkiye” tahayyülü kurduğuna da yöneliyor. Analizde, Lozan’ın yıl dönümünün yanı sıra Hacı Bayram Camii ziyareti, cuma namazı, Anadolu Kulübü’nde yapılan toplantı ve “yola çıkma” söyleminin birlikte değerlendirilerek güçlü bir kuruluş ritüeli oluşturduğu belirtilirken, bu sembolik kurgu içinde Kürtlerin ve Alevilerin nerede durduğunun sorgulandığı aktarıldı.

SAMER, parti programına ilişkin paylaşımlarda da benzer bir temkinli yaklaşımın öne çıktığını belirtti. Rapora göre, Kürt meselesinin programda yeterince görünür olmadığı, sorunun güvenlik ya da “terör” çerçevesine sıkıştırılabileceği ve tekil bir üst kimlik anlayışının korunacağı yönünde kaygılar dile getirildi. Analizde, Yeni Parti’nin ekonomik eşitsizlikler üzerinden sol-popülist ve kapsayıcı bir ittifak dili kurmaya çalıştığının kabul edildiği, ancak kültürel kimlik ve siyasal tanınma meselelerinde muğlak kaldığının düşünüldüğü ifade edildi.

Rapora göre bu gruptaki paylaşımlar yalnızca kesin bir reddiyeden ibaret değil. Partinin programı, kurucu kadroları ve özellikle Kürt meselesine ilişkin somut politikalarının belirleyici olacağını savunan, bu nedenle “bekleyip görme” yaklaşımını benimseyen paylaşımlar da dikkat çekiyor. Analizde bunun, kuruluş tarihinin incelenen paylaşımlarda güçlü bir olumsuz ilk izlenim yarattığına; ancak gelecekteki siyasal tutumun partinin uygulamaları ve temsil kapasitesine bağlı olarak şekillenebileceğine işaret ettiği değerlendirmesi yapıldı.

SAMER, bu bölümde ulaştığı değerlendirmeler için yöntemsel bir uyarı da yaptı: “’Kürt tabanı’ adıyla ayrılan sınırlı sayıdaki paylaşım, bütün Kürt seçmenlerin tutumu olarak genellenemez. Bu içerikler, daha çok Lozan’ın Kürt siyasal hafızası içinden nasıl eleştirilebildiğini gösteren belirli söylem örnekleri olarak değerlendirilmelidir.”