Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, partisinin haftalık olağan basın toplantısında Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen mutlak butlan kararına sert tepki gösteren Karamahmutoğlu, kararın yalnızca CHP’yi değil, Türkiye’de çok partili siyasal yaşamı ve seçim hukukunu ilgilendirdiğini söyledi.
Karamahmutoğlu, Zafer Partisi’nin bu süreci “yargı darbesi” olarak gördüğünü belirterek, kararın Türkiye’de hukuk güvenliği ve demokratik meşruiyet açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
“MUTLAK BUTLAN KARARI SİYASAL DARBE GİRİŞİMİDİR”
CHP kurultayına ilişkin kararın hukuki değil siyasi bir müdahale olduğunu savunan Karamahmutoğlu, Zafer Partisi’nin bu kararı açık bir siyasal darbe girişimi olarak değerlendirdiğini belirtti.
Karamahmutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Alınan hukuksuz mutlak butlan kararı bize göre çok açık bir siyasal darbe girişimidir. Zafer Partisi’ne göre alınan mutlak butlan kararı çok açık bir siyasal darbe girişimidir. Mutlak butlan kararı Türkiye’nin hukuk güvenliğine vurulmuş ağır bir darbedir. Sandıktan çıkmış olan millet iradesinin yok sayılmasıdır.”
“YSK’NIN YETKİ ALANI TARTIŞMAYA AÇILDI”
Karamahmutoğlu, seçimlerin düzen içinde yürütülmesi, denetlenmesi ve sonuçlarının kesinleştirilmesi konusunda nihai yetkinin Yüksek Seçim Kurulu’nda olduğunu hatırlattı.
Anayasa’nın 79. maddesine dikkat çeken Karamahmutoğlu, siyasi parti kurultaylarının da seçim kurullarının gözetiminde yapıldığını belirterek, yerel mahkeme kararlarıyla seçim sonuçlarının geriye dönük tartışmaya açılmasının tehlikeli bir emsal oluşturabileceğini söyledi.
“YSK KENDİ VARLIĞINI TARTIŞILIR HALE GETİRDİ”
Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, YSK’nın kendi yetki alanına ilişkin süreçlerde daha net bir tutum alması gerektiğini belirterek şu sözleri kaydetti:
“YSK, münhasıran kendi yetki alanının bir yerel mahkeme tarafından adeta gasp edilmesine sessiz kalmak suretiyle kendi varlığını tartışılır duruma sokmuştur.”
Karamahmutoğlu, siyasi partilerin kongre ve kurultay süreçlerinde seçim hukukunun belirleyici olduğunu vurgulayarak, mahkemelerin siyasi rekabetin yerine geçmesinin demokrasiye zarar vereceğini ifade etti.
“YARGI SİYASETİN MERMİSİ OLAMAZ”
Yargı kararlarıyla siyasetin dizayn edilmesine karşı olduklarını belirten Karamahmutoğlu, hukuk devleti ilkesinin herkes için güvence olması gerektiğini söyledi.
Karamahmutoğlu, “Yargı, ülke siyasetine doğrultulmuş silahların mermisi olamaz, olmamalıdır. Çünkü yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı herkesin güvencesidir, gerektiğinde sığınağıdır” diye konuştu.
“SEÇİM HUKUKUNUN SINIRLARI TARTIŞILIYOR”
Karamahmutoğlu, CHP’de yaşanan sürecin yalnızca bir parti içi mesele olarak görülemeyeceğini belirtti. Türkiye’nin bugün seçim hukukunun sınırlarını, seçim kurullarının yetkisini ve demokratik meşruiyetin nasıl korunacağını tartıştığını dile getirdi.
Seçim sonuçlarının sürekli mahkeme kararlarıyla tartışmaya açılması halinde demokrasinin sürdürülemeyeceğini söyleyen Karamahmutoğlu, sandığın güvenilirliğinin korunması gerektiğini vurguladı.
ÖZGÜR ÖZEL VE KILIÇDAROĞLU DEĞERLENDİRMESİ
Karamahmutoğlu, YSK tarafından verilen mazbatanın halen geçerli olduğunu savunarak, CHP’nin yasal genel başkanının Özgür Özel olduğunu söyledi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçerli bir mazbatası bulunmadığını ifade eden Karamahmutoğlu, seçim hukuku bakımından genel başkanlığın mazbatayla ispat edilebileceğini belirtti.
“CHP OLAĞANÜSTÜ KURULTAYA ODAKLANMALI”
Zafer Partisi Sözcüsü, CHP’nin bu süreçte kendi tüzüğüne uygun biçimde olağanüstü kurultay sürecine odaklanması gerektiğini söyledi.
Karamahmutoğlu, mevcut CHP tüzüğüne göre yeterli sayıda delegenin noter kanalıyla seçimli kurultay talep etmesi halinde, genel başkanın veya parti organlarının onayı aranmaksızın kurultayın yapılması gerektiğini ifade etti.
AK PARTİ’YE TEPKİ
Karamahmutoğlu, açıklamasında AK Parti iktidarını da sert sözlerle eleştirdi. Muhalefet partilerine yönelik yargı ve devlet gücüyle müdahale edildiğini savunan Karamahmutoğlu, iktidarın oy kaybı yaşadıkça muhalefet kanadını dağıtmak için siyaset dışı araçlara başvurduğunu ileri sürdü.
Karamahmutoğlu, “AK Parti oylarını artıramayınca karşısındaki muhalefet kanadını dağıtmak için siyaset dışı araçlarla saldırıya geçiyor” ifadelerini kullandı.
“MUHALEFET ARASINDA DAYANIŞMA GEREKLİ”
Türk siyasetinin yeniden normalleşmesi için muhalefet partileri arasında politik dayanışmanın önemine dikkat çeken Karamahmutoğlu, bu dayanışmanın seçim ittifaklarından bağımsız olarak da kurulması gerektiğini söyledi.
Karamahmutoğlu, Zafer Partisi’nin Ergenekon kumpas davalarından bu yana benzer müdahalelere karşı aynı kararlılıkla durduğunu belirtti.
MECLİS VE İMRALI TEPKİSİ
Açıklamasında Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin tartışmalara da değinen Karamahmutoğlu, DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan’ın açıklamaları üzerinden hükümete tepki gösterdi.
Meclis’e getirileceği belirtilen yasa taslağına ilişkin konuşan Karamahmutoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin saygınlığının korunması gerektiğini vurguladı.
Karamahmutoğlu, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, elinde 50 bini aşkın Türk vatandaşının kanı bulunan aşağılık katil için mi çalıştıracaksınız?” sözleriyle tepki gösterdi.
KIBRIS VE DOĞU AKDENİZ UYARISI
Toplantıda dış politika başlıklarına da değinen Karamahmutoğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Hindistan ile stratejik ortaklık anlaşması yaptığı iddialarını değerlendirdi.
Güney Kıbrıs’ın silahlandırılmasının Türkiye açısından ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu belirten Karamahmutoğlu, Doğu Akdeniz’deki askeri dengenin Türkiye aleyhine değişmemesi için caydırıcı tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi.
“TÜRKİYE GÜNEYDEN KUŞATILIYOR”
Karamahmutoğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin askeri iş birlikleri ve silahlanma adımlarının Türkiye’nin güvenliği açısından risk oluşturduğunu savundu.
Adada yabancı askeri varlığın genişlediğini söyleyen Karamahmutoğlu, Türkiye’nin Mavi Vatan’daki hak ve menfaatlerini korumak için kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini belirtti.
BUCA OPERASYONU SORULDU
Toplantıda Karamahmutoğlu’na Buca Belediye Başkanlığı’na yönelik operasyon da soruldu. Mevcut belediye başkanı ve önceki dönem belediye başkanının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasına ilişkin değerlendirme yapan Karamahmutoğlu, belediye başkanlarına yönelik operasyonların olağan hale getirildiğini savundu.
“SİYASAL SIKIYÖNETİM İÇİNDEYİZ”
Karamahmutoğlu, belediye başkanlarına, parti genel başkanlarına, gazetecilere ve kamuoyu oluşturuculara yönelik operasyonlarla toplumun sindirilmeye çalışıldığını öne sürdü.
Yaşanan süreci “siyasal sıkıyönetim” olarak nitelendiren Karamahmutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Artık insanlar gerçekten bu tip toplumun önündeki önder isimlerin, Ümit Özdağ örneğinde olduğu gibi parti genel başkanlarının, büyükşehir belediye başkanlarının, aydınların, gazetecilerin, Fatih Altaylı’nın olduğu gibi kamuoyu oluşturucuların gözaltına alınmasıyla toplumun gözdağı verilerek susturuldu ve sindirildi. Bahsetmiş olduğum siyasal sıkı yönetim bu.”