“Geçtiğimiz yıl yayımlanan kapsamlı bir çalışma, tarım topraklarının önemli bir bölümünde sağlığı tehdit edecek düzeyde arsenik, kadmiyum, kurşun, nikel ve benzeri zehirleyici metaller bulunduğunu tespit etmiştir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz ve Orta Doğu koridoru, bu metallerin toprakta yoğunlaştığı bölgelerin başında gelmektedir. Ağır metaller tarım topraklarında birikerek mahsullerin kökleri aracılığıyla gıda zincirine taşınmakta, bitkilerin büyümesini yavaşlatmakta ve ürün kalitesini düşürmektedir. Dahası, kirlenmiş topraklarda yetişen gıdaların ağır metal içeriği, başta çocuklar olmak üzere insanların sağlığı açısından ciddi risk oluşturmakta, gıda güvenliğini tehdit etmektedir” diyen Prof. Dr. Pala, konu hakkında ilgili bakanlıklara kapsamlı iki ayrı soru önergesi iletti.
Prof. Dr. Pala, 7 Ekim 2025 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığına ilettiği soru önergesinde tarım topraklarında ağır metaller başta olmak üzere kirlilik durumuna ve Bakanlığın bu konudaki çalışmalarına odaklanırken, aynı tarihte Sağlık Bakanlığına ilettiği soru önergesinde ağır metal kirliliğinin halk sağlığı üzerindeki etkisinin değerlendirilip değerlendirilmediğini sordu. Riskli bölgelerin yönetiminde şeffaf veri paylaşımının önemine dikkat çeken Pala’nın çağrısına karşın, ne Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ne de Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kendilerine iletilen soru önergelerine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen 15 günlük süre içerisinde yanıt verebildi.
“Toprak kirliliği verileri şeffaf bir biçimde paylaşılmadıkça, sorunun boyutu anlaşılamaz ve etkili bir eylem planı oluşturulamaz!”
Prof. Dr. Pala, Tarım ve Orman Bakanlığına ilettiği soru önergesinde tarım toprakları, sulama suları ve tarım ürünleri eksenine odaklanırken, son 10 yıla ait ağır metal yükü verilerinin iller ve tarımsal bölgeler ölçeğinde ayrıntılı biçimde açıklanmasını istedi. “Tarım ürünlerinde ağır metal kalıntılarına dair analiz ve saha çalışmalarının sonuçlarına neden Bakanlığın Dijital Tarım İhtisas Kütüphanesinden erişilememektedir?” diye soran Pala, bu alandaki veri yetersizliğine dikkat çekti. “Toprak kirliliğine dair veriler şeffaf biçimde üretici ve vatandaşla paylaşılmadıkça, sorunun boyutu anlaşılamaz ve etkili bir eylem planı oluşturulamaz. Özellikle sanayileşmenin ve madencilik faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde tarım topraklarının ve sulama sularının ağır metaller açısından izlenmesine dönük çalışmaları Bakanlık hızla başlatmalı, ağır metal kirliliğini önleyici uygulamaları hayata geçirmek için çiftçiyi desteklemelidir” çağrısında bulundu.
“Ağır metallerin çocuk gelişimi üzerinde geri dönüşümsüz etkileri var; etkili bir halk sağlığı programı şart!”
Besin zincirine geçen ağır metallerin sağlık üzerindeki risklerini azaltmak için iki bakanlığın ortak bir çalışma yürütmesi gerektiğinin altını çizen Pala, Sağlık Bakanlığına ilettiği soru önergesinde ise ciddi bir halk sağlığı tehdidi olarak nitelendirdiği bu duruma karşı nasıl bir eylem planı izlendiğini sordu. Yurt çapında içme suyunda arsenik, kurşun, kadmiyum ve cıva başta olmak üzere ağır metal kirliliğine ilişkin izleme çalışmalarının sonuçlarını talep eden Pala, hangi illerde sağlığı tehdit edecek sınırların üzerinde değerler görüldüğünün açıklanmasını da istedi.
Açıklamasının sonunda Pala, “Kurşun ve kadmiyum gibi ağır metallerin uzun dönemde böbrek, karaciğer ve sinir sistemi hasarı ile çocuk gelişimi üzerinde geri dönüşümsüz etkilere yol açabileceği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Özellikle kurşun, çocukların beyin gelişimini kalıcı olarak etkileyerek dikkat süresinin kısalması ve antisosyal davranışların artması gibi davranış değişikliklerine, ayrıca eğitim düzeyinin düşmesine neden olabilir. Bu nedenle Bakanlığın bu konuda ülke çapında bir risk haritası çıkarması ve bu haritanın ışığında kapsamlı önlemler alması zorunludur” dedi.