Gazeteci Fatih Altaylı, CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin medya kuruluşlarına aktarılan paralarla ilgili iddialarına sert sözlerle yanıt verdi. Parti hesaplarının artık Kılıçdaroğlu yönetiminin elinde olduğunu belirten Altaylı, son 10 yılda CHP'den hangi medya organlarına ne kadar ödeme yapıldığının açıklanmasını istedi. Altaylı, "Kılıçdaroğlu ekibi sürekli olarak parti kaynaklarından medyaya aktarılan paraları konuşuyor. Şimdi hesaplar ellerinde. İğrenç mahalle dedikodusunu bıraksınlar ve açıklasınlar." diyerek Kılıçdaroğlu ekibine açık çağrıda bulundu.
Altaylı, "Kendileri aktarırken iyi de başkası aktarınca mı kötü! Tıpkı Aziz İhsan Aktaş otomobillerine kendileri binerken iyi olduğu gibi mi!" sözleri ile de Kemal Kılıçdaroğlu'nun Aziz İhsan Aktaş'tan satın alınan makam aracını kullandığının ortaya çıkmasını da hatırlattı.
Fatih Altaylı, CHP'deki tartışmaları yazısına taşıdı. Kılıçdaroğlu yönetimini minibüsler, parti kaynakları, ÇYDD kararı ve kurultay süreci üzerinden eleştirdi.
Gazeteci Fatih Altaylı, CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin göreve geldikten sonra attığı adımları sert ifadelerle eleştirdi.
Altaylı, partiye ait minibüslerin "haram" denilerek sergilenmesini ve araçların haram parayla alındığının öne sürülmesini yazısında gündeme taşıdı.
Altaylı, bu iddianın kısa sürede gerçek olmadığının ortaya çıktığını belirterek araçlardan birinin Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde yaklaşık iki yıl kullanıldığını, diğerinin ise parti parasıyla alındığını ve faturalarının bulunduğunu yazdı.
Sergilenen araçlardan birinin Kılıçdaroğlu'nun kullandığı, bu aracında Aziz İhsan Aktaş'tan satın alındığını CHP'li Özgür Karabat açıklamıştı.
Altaylı, bu durumu şu sözlerle değerlendirdi: "Peki bu 'salakça' tutuma şaşırdınız mı!"
Altaylı, Kılıçdaroğlu'nun geçmişte yürüyen merdivene ters yönde binmeye çalıştığını hatırlattı.
İktidar medyasının o dönem bu olayı uzun süre gündemde tuttuğunu belirten Altaylı, o günlerde bunun "bir anlık şaşkınlık" olarak görüldüğünü yazdı.
Altaylı, son yaşananların ardından bu kanaatin değiştiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Şimdi anlıyoruz ki, yürüyen merdiven vakası ve benzeri pek çok vaka bir anlık şaşkınlığın sonucu değilmiş ve kendi kullandığı, kendi aldığı minibüsü haram ilan ederek Kılıçdaroğlu 'zeka ve algı düzeyini' kanıtlamış."
Altaylı, eleştirilerini Kılıçdaroğlu'nun ekibine de yöneltti. Bu adımların yalnızca danışmanların tercihi olarak görülemeyeceğini savunan Altaylı, "Doğru. Zaten ekibi de bir kişinin zeka düzeyini, kalitesini yansıtır. Kısaca 'Kendi ne ki, ekibi ne olsun' denilir." ifadelerini kullandı.
ALTAYLI'DAN KILIÇDAROĞLU'NA: DEĞİRMENİN SUYU NEREDEN?
Altaylı, Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık sonrası kurduğu düzenin finansmanına ilişkin daha önce yönelttiği soruları da hatırlattı. Yazısında şu soruyu yeniden gündeme getirdi:
"Namustan, arınmadan bahsediyorsun da senin emekli maaşıyla bu düzeni nasıl kurduğunu bir anlat. İstanbul'da bir büro, Ankara'da bir büro. Mercedes Vito'lar, Audi'ler, seyahat masrafları, personel giderleri. Değirmenin suyu nereden?"
Altaylı, Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde kendisine tahsis edilen zırhlı aracın Aziz İhsan Aktaş'a ait olduğunun belgelendiğini de hatırlattı. Kılıçdaroğlu'nun ekibinin buna henüz yanıt vermediğini belirtti.
Kılıçdaroğlu'nun bugün suçladığı belediye başkanlarının da kendi döneminde göreve getirildiğini savunan Altaylı, "Ve hepimiz biliyoruz ki, Kılıçdaroğlu'nun bugün suçladığı belediye başkanlarının tamamı onun bulup göreve getirdiği isimlerdi. Ve muhtemelen CHP hiçbir zaman onun döneminde olduğu kadar kirletilmedi." dedi.
MAHALLE DEDİKODUSUNU BIRAKSINLAR
Parti kaynaklarından medyaya para aktarıldığı iddialarına da değinen Altaylı, Kılıçdaroğlu ekibine çağrıda bulundu. Hesapların artık ellerinde olduğunu belirten Altaylı, "Şimdi hesaplar ellerinde. İğrenç mahalle dedikodusunu bıraksınlar ve açıklasınlar." ifadelerini kullandı.
Altaylı, son 10 yılda CHP'den medya organlarına ve gazetecilere ne kadar ödeme yapıldığının açıklanmasını istedi.
Altaylı, bu noktada şu soruları yöneltti:
Kılıçdaroğlu ekibi sürekli olarak parti kaynaklarından medyaya aktarılan paraları konuşuyor. Şimdi hesaplar ellerinde. İğrenç mahalle dedikodusunu bıraksınlar ve açıklasınlar. Son 10 yılda CHP'den medya organlarına ve varsa eğer gazetecilere kaç lira ödenmiş. Mesela Özgür Özel yönetimini Halk TV'ye para aktarmakla suçluyorlar. Peki, Kılıçdaroğlu dönemlerinde Halk TV ya da başka kanallara hiç para aktarılmamış mı? Aktarıldıysa kaç para aktarılmış? Aktarıldığı döneme göre dolar cinsinden hangisi daha fazla? Kendileri aktarırken iyi de başkası aktarınca mı kötü! Tıpkı Aziz İhsan Aktaş otomobillerine kendileri binerken iyi olduğu gibi mi! Bu arada AK Parti kendine yakın televizyonlara para aktarmıyor. Çünkü bunu kamu kaynakları, kamu şirketleri ve iktidara yaranmak İsteyen özel sektör şirketleri vasıtasıyla yaptıkları için partiye gerek kalmıyor.
Yazısında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin kararına da yer veren Altaylı, Teke Tek Bilim programlarından elde edilen gelirin önemli bir bölümünü genç doktora öğrencilerine burs olarak aktardıklarını belirtti. Bu bursların ÇYDD aracılığıyla verildiğini anlatan Altaylı, derneğin Kılıçdaroğlu ve ekibinden gelecek herhangi bir bağışı kabul etmeyeceğini açıklamasını destekledi.
Altaylı, ÇYDD'nin bu kararını şu sözlerle değerlendirdi: "Böylelikle kimin parasının 'haram', kimin parasının 'helal' olduğunu da göstermiş oldu."
Altaylı, yazısının son bölümünde CHP'de kurultay tartışmasına değindi. Kılıçdaroğlu'nun yasalara saygılı olduğunu söylüyorsa yaz bitmeden kurultay yapmak zorunda olduğunu savundu.
CHP tüzüğünün iki yılda bir kurultay yapılmasını öngördüğünü belirten Altaylı, kurultayın en fazla bir kez bir yıl ertelenebileceğini hatırlattı. Butlan kararıyla sürecin 2023 Kasım öncesine döndüğünü savunan Altaylı, bu durumda CHP'nin son kurultayının 2020'de yapılmış sayılacağını yazdı.
Altaylı, mevcut durumda kurultayın dört yıl geciktiğini öne sürdü. Kılıçdaroğlu'nun kurultay yapmamakta direnmesi hâlinde partiye kayyum atanması gerektiğini savundu.
Altaylı, yazısını şu ifadelerle tamamladı: "Kemal Kılıçdaroğlu kurultay yapmamakta direnirse, partiye bir kayyum atanması ve partiyi 45 gün içinde kurultaya götürmesi gerekir."