Politika

'Kendinize gelin, inşaat şirketi değil devlet yönetiyorsunuz'

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda iktidara eleştirilerde bulundu. Mardin’in Nusaybin ilçesi sınır hattında yaşanan bayrak indirme provokasyonuna değinen Dervişoğlu, "Bayrağın namus olduğunu mu unuttunuz? Kendinize gelin, inşaat şirketi değil devlet yönetiyorsunuz'" diyerek hükümeti devlet ciddiyetine davet etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında iktidara eleştirilerde bulundu. 4. Olağan Kurultay sonrası partisinin yeni yol haritasını çizen Dervişoğlu’nun hedefinde, Nusaybin sınırında yaşanan bayrak provokasyonu ve hükümetin Orta Doğu politikası vardı.

Toplantı salonundaki sıraların önüne Türk bayraklarının asılması, Dervişoğlu’nun vereceği mesajların sembolik bir ön gösterimi olarak değerlendirildi.

"BAYRAĞIN NAMUS OLDUĞUNU MU UNUTTUNUZ?"

Nusaybin sınır hattında bir grubun Türk bayrağını indirme girişimine yönelik sert tepki gösteren Dervişoğlu, güvenlik zafiyetine ve hükümetin duruşuna dikkat çekti:

"Sınırımızda o şanlı bayrağa el uzatılıyor, siz ise sessiz kalıyorsunuz. Bayrağın namus olduğunu mu unuttunuz? Orta Doğu'da inşaat ihalesi kovalamayı, 'büyük Türkiye hayalleri' diye bu millete pazarlıyorsunuz. Kendinize gelin! Siz bir inşaat şirketi değil, binlerce yıllık devlet geleneği olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetiyorsunuz."

Dervişoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"İYİ Parti'mizin kurultayını gerçekleştirdik. Milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Her koşul ve şartta cesaretini, itidalini koruyan, aklında, kalbinde, ruhunda bu vatanın iyiliğinden başka derdi olmayan bütün kardeşlerimi selamlıyorum.

Yeniden genel başkan olma sebebiyle gerek telefon açarak gerek mesaj yollayan başta siyasi partilerimizin genel başkanları olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Bilin ki siz benim başımı her zaman bulutlara kadar dik tuttunuz. Ben de Allah'ın üzerinde söz veriyorum, sizin başınızı eğdirmeyeceğim.

"KİMSE BU NUMARALARI YEMİYOR"

Türk milletinden başka hiçbir efendim olmadı, olmayacak. Emin olun ki vakit o vakittir. Vakit iyilerin vaktidir. İyi niyet mutlaka kazanacak. İyiler mutlaka kazanacak. Çünkü biz yalnız değil, beraberiz. Çaresiz değiliz, çare biziz.

Dünya, eski ile yeninin kesişim alanında geçiş sancıları yaşamaktadır. İYİ Parti'nin birinci önceliği Türkiye'ye çektirilen acıların sona erdirilmesidir. Türk milleti 25 yıldır aynı bahaneleri dinliyor. Suriye'de savaş var, Rusya'da durum kritik, bekleyin diye avutuluyoruz. Oysa insanımız en temel haklarına ulaşmak için bekliyor. Açık söyleyeyim kimse bu numaraları yemiyor. Bu sözler ile karın doymuyor.

"YETKİSİZ SORUMLU ORTAKLARINI AFFETMEYİN"

3 yılda bir af çıkartanları, katili, sapığı baş tacı edenleri, yasaları uygulamayıp devlet gücünü kendilerine zırh yapanları asla affetmeyeceğim. Sizler de affetmeyin. Çocuğunuz ekmek almaya giderken, okula, işe giderken eğer yüreğiniz elinizdeyse affetmeyin. Sorumsuz yetkili iktidarı, yetkisiz sorumlu ortaklarını da affetmeyin.

Her şeyi büyük hedeflere, dış güçlere atfedip kendilerini sıyırdıkları bu gölgeyi gün gelecek hep birlikte yırtacağız. Asla boyun eğmeyin. O gölgelerin altında, karanlığın içinde bırakılan toplumu güvensizlik ortamından çıkarmak durumundayız, alışmayın. Kendi işledikleri günahları bizden üstlenelim istiyorlar. Milleti tövbe zincirine esir edip kendi haram düzenlerini örüyorlar. Asla onların yerine tövbe etmeyin. Toplum olmamızdan, millet olmamızdan korkuyorlar, nefret ediyorlar. Bunları artık izlemeyin.

Buradan iktidara sesleniyorum. Vatandaşın cüzdanına el uzatmaya çalışmadan önce yıllardır tutturamadığınız enflasyon hedeflerinizin hesabını verin. Rakamlar ortada iken halktan kendi başarısızlığınızın ödemesini bekleyemezsiniz. Fukaralığı yaratıyorsunuz, yönetiyorsunuz. Yarattığınız sefaleti yönetmeye çalışarak bundan siyasi rant devşirmeye çalışıyorsunuz. Sonra da vatandaşı neden altına, dövize koşuyor diye suçluyorsunuz. Sorumluluğu başkalarının üzerine yıkmaya çalışıyorsunuz. Dönüp kendi kurumlarınızın verilerine bakın.

"BAYRAK İNDİRENE EDİLECEK MUAMELE NASIL UNUTULMUŞTUR?"

(Terörsüz Türkiye ismi ile yürütülen süreç) Bu hikayeyi yazanların kimler olduğunu biliyorduk. Bu hikaye ilk andan itibaren ne millidir ne yerlidir dedik. Emperyalizmin taaruzudur dedim. Türkiye'ye yönetenlere biçilen rol başrol değil figüranlıktır dedik. İhanet sürecini tasarlayanlar hala Öcalan'a referans veriyor. Bize karşı mangalda kül bırakmazken mangalda yakılan silahlardan medet umuyorlar.

Eli kanlı bir katile barış güvercini kostüme giydirilerek her yerde konuşturuldu. Oysa bu ülkenin askeri, polisi terörün belini zaten kırmıştı. Güvenlik güçlerimizin başarısı sanki Öcalan tarafından verilmiş gibi yutturulmaya çalışıldı. Öcalan Suriye PKK'sına çağrı yapar zannettiler. Yapmadı, yapamadı, zaten yapamazdı. Siyasi sözcüleri çıkıp ilan etti, YPG'yi kapsamıyor beyanında bulundular. Teröristten medet ummaktan bunları vazgeçiremedik.

Ülke içinde PKK varlığını bizim askerimiz bitirdiyse ve Suriye'deki PKK varlığı yine askeri güç ile bastırıldıysa Öcalan ile müzakere etmek, onu meşrulaştırmak kime yaramıştır? Bu orta oyununda yine aynı yere geldik. Tam da tahmin ettiğimiz gibi, tıpkı birinci ihanet sürecinde olduğu gibi yine bayrağımıza el uzatıldı.

O gün Diyarbakır'da bayrağımızı indirenler bugün ise Nusaybin'de aynı ihanete cüret ettiler. Bu durumdan daha vahimi ise o bayrağı indirenlere karşı ne yapıldığıdır ya da ne yapılmadığıdır. Türkiye'de devlet refleksi acaba bu kadar mı körelmiştir? Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur, bu cüretkârlık nereye kadar gidecektir? Her iki sürecin de sonucu aynıdır. PKK Kürtlerin temsilcisi değildir. Kürtler bayraklarına aşık, devletlerine bağlı insanlardır. Böyle giderse örgütün 40 yılda yapamadığını bir yılda siz yaparsınız dedik. Şimdi kalkmış Suriye'deki gelişmeleri sanki bir zafermiş gibi sunmaya çalışıyorlar. PKK'yı perdelemek için uydurdukları SDG Fırat'ın batısından süpürülünce bunu başarası gibi sunuyorlar. Büyük Türk milleti bugün vatansız vaktiyle alınmayan önlemlerin bedelini ödüyor. Öcalan'ın evlatlığı yine aynı müttefikiniz tarafından general muamelesi gördükten sonra ondan silah bırakmasını bekliyorsunuz. Türkiye'nin elini kolunu bağlayanlarla ittifak kuruyorsunuz.

"BAYRAĞI İNDİRENLERİN KİM OLDUKLARI BELLİDİR"

Bugün o bayrağı indirenlerin kim oldukları bellidir. Ben indirenlere değil indirtenlere sesleniyorum. Bayrağın namus olduğunu mu unuttunuz? Orta Doğu'da inşaat ihalesi kovalamayı büyük Türkiye hayalleri diye pazarlıyorsunuz. Kendinize gelin, kendinize. İnşaat şirketi değil Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetiyorsunuz. Artık Türk milletinin sorumluluğunu yüklenin. Devlet adamlığı zannettiğiniz kadar kolay iş değildir, akıl ister. Her şeyden önemlisi tarih şuuru ister. Siz de en eksik olan şeyde o tarih şuurudur.

Bir sözüm de komisyoncularadır. Bu orta oyununa artık herkes son vermek mecburiyetindedir. Meclisin umut hakkı dağıtılan bir yer olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Olup biteni görmüyor musunuz, anlamıyor musunuz? Amerika ve İsrail'in planları tıkır tıkır işliyor, siz yalnızca izliyorsunuz. İzlemekle kalmayıp emperyalizmin ekmeğine yağ sürüyorsunuz. Bu yoldan dönün. Türk milletinin menfaati neyi gerektiriyorsa onun gereğini yapın. Türkiye, Irak ve Suriye PKK'sı ile güney sınırımızda birleşmesini engellemelidir. Yine söylediğimize geldiler. İyiler hep haklı çıkıyor. Türkiye partisi olmamakta ısrarcı olan malum ulaklar Kürtleri yine karanlık bir çukura davet ediyorlar. Bu Kürtlere yapılacak en büyük kötülüktür.

"BAYRAĞI EL UZATANIN AKIBETİ BELLİDİR"

Teröristten medet umup şereften taviz vermek sizin tercihinizdir, ben ona karışmam ama millete hesap verirsiniz. Kim tarih nasıl anılmak istiyorsa onu yapabilir ama bu Cumhuriyet'in değerlerine asla leke düşürttürmeyiz. Türkiye bir kışkırtma planı ile karşı karşıya. Türkiye'nin sinir uçlarına bakılmak istendiğine şahit oluyoruz. Aziz milletimiz bu tuzağa düşmeyecektir.

Birileri bir yerde oyun kuruyor diye onların oyunlarına, tuzaklarına düşmek bu millete yakışamaz. Herkes müsterih olsun. Bayrağa el uzatanın akıbeti bellidir ve tarih bunun örnekleriyle doludur. Bu bayrak uğruna ölüm emri verilen bayraktır. Bu bayrak Türk'ün tarihini değiştiren bayraktır. Bu bayrak İzmir'de düşmanı denize döken bayraktır. Bu bayrak dünyaya Cumhuriyetimizi ilan eden bayraktır. Bu bayrak 15 Temmuz ihanetinde milletiyle birlikte devleti sokaktan toplayan bayraktır. Bu bayrak candır, bu bayrak kandır, bu bayrak hepimizindir. Bir kere kalkan bayrak bir daha yere inmez."