Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7587 sayılı Kanun ile taksi ve ticari plaka sahiplerini ilgilendiren yeni düzenlemeler hayata geçirildi. Düzenlemeyle taksi işletmecilerine alternatif bir vergilendirme modeli sunulurken, belirli tarihten önce alınan ticari plakaların satış ve devir işlemlerine vergi muafiyeti getirildi.
Gelir Vergisi, Katma Değer Vergisi (KDV) ve Vergi Usul Kanunu'nda değişiklik yapan düzenlemeyle ticari araç işletmeciliği ve plaka alım-satımında yeni dönem başladı.
TAKSİDE YENİ DÖNEM BAŞLADI
Düzenlemeye göre taksiyle yolcu taşımacılığı yapan mükellefler, talepleri doğrultusunda hasılat esaslı vergilendirme yöntemine geçebilecek.
KDV ORANI YÜZDE 1,5 OLDU
Hasılat esaslı vergilendirme sistemini seçen işletmeciler, faaliyetleri kapsamında yaptıkları mal ve hizmet alımlarına ilişkin KDV'yi indirim konusu yapamayacak.
Buna karşılık düzenledikleri belgelerde yer alan KDV dahil toplam tutar üzerinden yüzde 1,5 oranında KDV hesaplanacak.
İndirilemeyen KDV tutarları ise işletme gideri veya maliyet olarak kayıtlara alınabilecek.
PLAKALARDA VERGİ MUAFİYETİ TARİHİ BELLİ OLDU
Düzenlemenin ticari plaka sahiplerini ilgilendiren önemli başlıklarından biri de vergi muafiyeti oldu.
Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerin 1 Temmuz 2026'dan önce edindikleri taksi, dolmuş, minibüs ve servis araçlarına ait plakaların satışından elde edilen kazançlar Gelir Vergisi'nden muaf tutuldu.
Bu plakaların satış ve devir işlemleri KDV'den de istisna edildi.
1 TEMMUZ SONRASI ALINANLAR KAPSAM DIŞI
1 Temmuz 2026'dan sonra satın alınan ticari plakaların satışından elde edilen kazançlar ise düzenlemenin kapsamına girmiyor.
Bu plakaların satışında mevcut vergi hükümleri uygulanmaya devam edecek.
Düzenlemeyle taksi işletmecilerine alternatif bir vergilendirme yöntemi sunulurken, belirli tarihten önce edinilmiş ticari plakaların devrindeki vergi yükünün de azaltılması öngörüldü.
Kazancının tamamını taksi mali cihazı üzerinden belgeleyen esnafın gayrisafi hasılatının yüzde 10'u vergiye tabi matrah olarak kabul edilecek.
Bu yöntemi tercih eden mükelleflerin sistemde en az iki yıl kalması gerekecek. Uygulamadan yararlanma süresi ise başvuru tarihini takip eden takvim yılı başından itibaren en fazla üç yıl olacak.