Türkiye’de Türk sorunu mu var?

Yıllar önce Atatürkçü Düşünce Derneği’nin üyelik önerisini kabul etmemiştim.

Kuşkusuz, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu toplumun ortak değeri, ulus devletin mimarı, ülkenin çimentosunun harcını karan lider olduğunu bilenlerdenim.

Ancak kişiye, dahası o kişinin düşüncesine bağlı bir örgütlenme modelini uygun bulmamıştım.

Bazı Atatürkçülerin rijit, sekter, dar bakış açısı da bu kararımda etkili olmuştu.

Sorun odaklı veya mesleki değerler/kurumlar etrafında bir araya gelmenin daha doğru olduğunu düşünmüştüm; ki hala aynı noktada duruyorum.

Kimlik üzerinden siyasal örgütlenmeyi reddettiğim gibi kişi üzerinden örgütlenmeyi de uygun görmemiştim.

****

Gün geldi, devran döndü, AK Parti iktidar oldu.

Gazeteci arkadaşım, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu’nun danışmanı İbrahim Erdoğan’la birlikte Gürhan Akdoğan’ı ziyaret ettiğimizde, Yönetim Kurulu Üyesi Ali Küçüksarı formu uzattı, hayır diyemedim.

****

Geçtiğimiz günlerde, yenilenmiş yönetimiyle ADD Bursa şube yöneticileri ziyaretimize geldi.

Gürhan Akdoğan, Eren Kural, Selim Lumalı, Oğuz Altınok gibi deneyimli yöneticilerin yanı sıra ekibe genç isimler de katıldı.

Esra Bukrek, Necati Tam ile Kadir Barış Çota, geleceği temsil etme anlamında yönetimde yer alan genç isimler oldu.

ADD 250 bin üyeden 37 bin üyeye nasıl düştü?

Genel Başkan Yardımcısı da olan Gürhan Akdoğan’ın belirttiğine göre Türkiye genelinde 83 bin üyesi, 361 şubesi olan bir dernek ADD…

Ergenekon sürecinde FETÖ’cüler çok üzerine gitmişti bu derneğin… Genel başkanları dahil pek çok yöneticisi cezaevine gönderilmişti. Aralarında derneğin genel başkan yardımcılığını yapan bizden Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran da vardı.

250 bin üyesi olan dernek bir anda 37 bin üyeye düşmüştü. İktidara yaslanan FETÖ’cülerin estirdiği terör ortamında çil yavrusu gibi dağıldı bu dernek…

Sonradan toparlayan Tansel Çölaşan oldu.

Bu baskı ve terör ortamına karşın CHP’nin üye sayısının 1,5 milyondan 2 milyona çıkması dikkate, dahası takdire değer değil mi?

****

Cepheden karşı çıktıkları ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini sorduğumda karşımda CHP’li Gürhan Akdoğan’dan daha çok Zafer Partili, İYİ Partili biri duruyor gibiydi:

Biz PKK-HDP-DEM ile yan yana gelmeyiz. Şeyh Sait ile Seyit Rıza’yı savunanlarla yan yana olmayız. Onlar vatan hainiydi. CHP’nin komisyona girmesine karşıydık.

Akdoğan bunları söylemekle kalmadı, bir adım daha öteye götürdü sözlerini:

Kürt sorunu diye bir sorun kalmadı. 1990’lı yıllarda bu sorunda söz edilebilirdi. Köy boşaltmaları, işkenceler, dile ilişkin yasaklar vardı. Günümüzde böyle bir durum yok. Artık Türkiye’de bir Türk sorunu var.”

****

Haydaaa dedim ve sordum, nasıl yani?

Genel Başkan Hüsnü Bozkurt’la Ağrı Doğubeyazıt gezisini anlattı.

Sadece 8 üyesi bulunan ADD Doğubeyazıt temsilciliğini ziyaret etmek istediler. Korumalar eşliğinde ilçeye girdiklerini, basın toplantısı düzenleyecek yer bulamadıklarını söyledi.

Orada bir aşiret çocuğu olan temsilcinin iddialı sözlerini de aktardı Gürhan Akdoğan:

Atatürk rozeti takan birisi çarşıda bir tur atamaz. Sıkıntı yaşar!”

****

Başkan Gürhan Akdoğan, bir başka örnekle düşüncelerini somutlaştırdı: “Bursa’da Kürt kökenli vatandaşlarımızın böyle bir sorunu var mı? Dükkan açarlar, fabrika satın alırlar. Nereden hangi toplantıyı yapacaklarına kendileri karar verir, yasal olmak koşuluyla kimse karışmaz. Türk kökenli birine bugün Doğu ve Güneydoğu’da iş yaptırmazlar.”

****

Bu yazının dipnotu: Terörsüz Türkiye sürecini desteklesem de Öcalan’a Ada’da köşk yapılmasına, TUSAŞ’a saldıran teröristlerin fotoğraflarının kahraman gibi taşınmasına, (Ekrem İmamoğlu’nun fotoğrafı yasak) Türkiye’nin etnik fay hatlarını tetikleyecek adımlar atılmasına karşıyım.

KISA SÜREN SALTANAT

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü nedeniyle Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda, Gazap Üzümleri romanının yazarı John Steinbeck’in politik taşlaması ‘Kısa Süren Saltanat’ oyununu izleme şansını yakaladık.

Sahnenin bir yanında Türk bayrağı, öteki yanında Atatürk posteri asılı halde Tayyare Kültür Merkezi’nde izledik Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’ndaki gösteriyi…

1950’li yılların Fransa’sında siyasal krizi ele alan yapıt, demokratik çarelerin tükendiği dönemde, yeniden monarşiyi ilan ederek çözmeyi önerenleri taşlıyor...

Taşlar 1958 yılında günümüz Türkiye’sine kadar ulaşıyor ancak Fransa’dan farklı olarak kısa sürmüyor burada saltanat!

İtibardan tasarruf olmaz’, ‘Otoriter yönetim var ama Türkiye değil Fransa’ gibi seyircinin alkışına neden olan sözlerin yanı sıra Alinur Aktaş döneminde şarap şişesi nedeniyle yasaklanan oyuna sık sık atıfta bulunarak, “Şarap değil şıra” sözlerini tekrarladı oyuncular (Bakınız, Yüksel Baysal’ın birkaç hafta önce Bursasaati.com.tr’de yayınlanan ‘Alinur Aktaş döneminde yasaklanan oyun’ yazısına).

Alinur Aktaş döneminde yasaklanan oyun

***

Emrah Eren’in yönettiği, Murat Liman, Nihal Türkseven Erten, Mehmet Eren Topçak, Tuba Bayram, Yüksel Hakverdi, Faruk Oğur, Aykan Yılmaz rol aldığı muhteşem oyunu izlerken 1930’lı yıllarda yapılan Tayyare Kültür Merkezi’nin gerçek bir tiyatro salonuna dönüştürülmesini diledim.

Bu şekliyle Tayyare bana Anadolu’daki düğün salonundan bozma salonları anımsattı.

Bursa Şehir Tiyatrosu daha iyi salonları hak ediyor.