Türkiye bugün, bağımsızlık mücadelesinin en önemli zaferlerinden biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yılını kutluyor.
Mustafa Kemal Atatürk'ün başkomutanlığında yürütülen Büyük Taarruz'un 30 Ağustos 1922'de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin sonuca ulaşması, Kurtuluş Savaşı'nın seyrini değiştirdi.
Türk ordusunun Dumlupınar'da elde ettiği zaferin ardından başlayan takip harekâtı, 9 Eylül'de İzmir'in kurtuluşuyla sonuçlandı. Böylece Anadolu'daki Yunan işgalinin sona erdirilmesinde belirleyici aşama tamamlandı.

İŞGAL YILLARINDAN MİLLİ MÜCADELEYE
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Anadolu'nun çeşitli bölgeleri İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmeye başlandı.
15 Mayıs 1919'da Yunan birliklerinin İzmir'e çıkması ise Anadolu'daki direnişi daha da büyüttü.
İşgallere karşı Anadolu'nun birçok bölgesinde Kuvayımilliye birlikleri oluşturulurken, Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmasıyla Milli Mücadele'nin örgütlenme süreci yeni bir aşamaya geçti.
Erzurum ve Sivas kongrelerinin ardından 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Mücadele artık yalnızca yerel direniş hareketleriyle değil, Ankara merkezli düzenli bir siyasi ve askeri yapı üzerinden yürütülmeye başlandı.

SAKARYA'DA SAVAŞIN SEYRİ DEĞİŞTİ
Kurtuluş Savaşı'nın en kritik aşamalarından biri 1921'de yaşandı.
Yunan ordusunun Ankara yönündeki ilerleyişini durdurmak amacıyla başlayan Sakarya Meydan Muharebesi, 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında 22 gün 22 gece devam etti.
Mustafa Kemal Paşa'nın savaş sırasında verdiği,
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.”
emri, Türk ordusunun savunma anlayışının simgelerinden biri haline geldi.
Sakarya'da Yunan kuvvetlerinin geri çekilmesiyle Türk ordusu savunma durumundan çıkarak kesin sonuç alınacak büyük bir taarruz için hazırlıklara başladı.
BÜYÜK TAARRUZ İÇİN YAKLAŞIK BİR YIL HAZIRLIK YAPILDI
Sakarya Meydan Muharebesi'nin ardından Türk ordusunun insan gücü, silah, mühimmat ve lojistik kapasitesinin güçlendirilmesi için kapsamlı hazırlıklar yürütüldü.
Hazırlıkların büyük bölümü gizlilik içinde gerçekleştirildi.
Amaç, Batı Anadolu'daki Yunan kuvvetlerine karşı sürpriz ve kesin sonuç alınabilecek büyük çaplı bir saldırı düzenlemekti.
Mustafa Kemal Paşa, taarruz kararını yakın komuta heyetiyle yürüttüğü hazırlıkların ardından uygulamaya koydu.
Tarih 26 Ağustos 1922 olduğunda Türk ordusu artık yıllardır devam eden işgali sona erdirecek harekât için hazırdı.

KOCATEPE'DE ŞAFAKLA BİRLİKTE HAREKÂT BAŞLADI
Büyük Taarruz, 26 Ağustos 1922 sabahı Afyonkarahisar'daki Kocatepe'den başladı.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa; Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte harekâtı Kocatepe'den yönetti.
Sabaha karşı başlayan yoğun topçu ateşinin ardından Türk piyadeleri Yunan savunma hatlarına doğru ilerlemeye başladı.
Türk birlikleri harekâtın ilk gününde Tınaztepe'yi ele geçirirken Belentepe ve Kalecik Sivrisi çevresindeki Yunan birlikleri de geri çekilmek zorunda kaldı.
Büyük Kaleciktepe ile Çiğiltepe arasındaki yaklaşık 15 kilometrelik bölümde Yunan ordusunun ilk savunma hatları aşıldı.
AFYONKARAHİSAR KURTARILDI
Türk ordusu 27 Ağustos sabahı taarruzu bütün cephe boyunca sürdürdü.
Yunan kuvvetlerinin savunma hatlarının çözülmeye başlamasıyla Türk birlikleri hızla ilerledi ve aynı gün Afyonkarahisar işgalden kurtarıldı.
28 ve 29 Ağustos boyunca devam eden çatışmalarda Yunan kuvvetlerinin önemli bölümü Dumlupınar çevresinde sıkıştırıldı.
Türk komuta heyeti, 29 Ağustos gecesi yaptığı değerlendirmede harekâtın ertesi gün kesin sonuca ulaştırılmasına karar verdi.

TARİHİ GÜN: 30 AĞUSTOS 1922
30 Ağustos sabahı Mustafa Kemal Paşa, Zafertepe Çalköy bölgesinden birliklere taarruz emrini verdi.
Türk ordusunun Dumlupınar bölgesinde gerçekleştirdiği harekât sonucunda Yunan ordusunun ana kuvvetleri kuşatıldı ve büyük ölçüde etkisiz hale getirildi.
Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat yönettiği bu muharebe tarihe Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak geçti.
26 Ağustos'ta başlayan Büyük Taarruz, böylece 30 Ağustos'ta Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı.
Bu zafer yalnızca askeri bir başarı olmadı. Anadolu'daki işgal güçlerinin çekilmesini hızlandırarak Milli Mücadele'nin nihai sonucuna ulaşmasının önünü açtı.
HEDEF İZMİR'Dİ
30 Ağustos'taki zaferin ardından Türk ordusu geri çekilen Yunan birliklerini takip etmek üzere Batı Anadolu'ya doğru ilerlemeye başladı.
Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül 1922'de Batı Cephesi'ndeki birliklere gönderdiği bildiride Cumhuriyet tarihinin en bilinen askeri emirlerinden birini verdi:
“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!”
Emrin ardından Türk ordusunun ilerleyişi hızlandı.
1 Eylül'de Gediz ve Uşak, 2 Eylül'de Eskişehir, 6 Eylül'de Balıkesir ve Bilecik, 7 Eylül'de Aydın, 8 Eylül'de Manisa işgalden kurtarıldı.
Türk birlikleri 9 Eylül 1922'de İzmir'e ulaştı.
İzmir'in kurtuluşuyla birlikte Büyük Taarruz'un askeri hedeflerinden biri olan Batı Anadolu'daki Yunan işgalinin sona erdirilmesinde belirleyici sonuç elde edildi.

BÜYÜK ZAFER YENİ DEVLETİN YOLUNU AÇTI
30 Ağustos'ta elde edilen askeri başarı, yalnızca cephedeki dengeleri değiştirmekle kalmadı, diplomatik süreci de doğrudan etkiledi.
Büyük Taarruz ve takip harekâtının ardından 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.
Ardından yürütülen Lozan görüşmeleri sonucunda 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalandı.
29 Ekim 1923'te ise Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi.
Bu nedenle 30 Ağustos, Türk tarihindeki sıradan bir askeri zaferin ötesinde, bağımsız ve egemen Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan sürecin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
ZAFER BAYRAMI OLARAK KUTLANIYOR
30 Ağustos zaferi ilk kez 1924 yılında Dumlupınar'ın Çal köyü yakınlarında Başkumandan Zaferi adıyla düzenlenen törenle kutlandı.
1926 yılında çıkarılan kanunla 30 Ağustos, Zafer Bayramı olarak kabul edildi.
Aradan geçen 104 yılın ardından Türkiye, bugün Büyük Zafer'i bir kez daha kutlarken; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Milli Mücadele'nin tüm kahramanları saygı ve minnetle anılıyor.





