BURHAN KURTULMUŞ / BURSA SAATİ
Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 4. Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu, Nilüfer Pancar Deposu’nda gerçekleştirildi. 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenen sempozyumun açılışında Bursa Dişhekimleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dt. Melike Kasap, Bursa Eczacı Odası Başkanı Ecz. Zekeriya Kolat, Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Fırdın ve Bursa Veteriner Hekimler Odası Sayman Üyesi Prof. Dr. Burcu Üstüner konuşma yaptı. Ardından kürsüye çıkan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, tek sağlık yaklaşımının yalnızca insan sağlığını değil, hayvanları, bitkileri ve doğal çevreyi de kapsadığını belirtti.

“SAĞLIKLI ŞEHİR, SAĞLIKLI YAŞAM ALANLARIYLA MÜMKÜN”
Hastalığı tedavi eden hekimlerin yanı sıra insanların hasta olmaması için gerekli koşulları oluşturan bir anlayışa da ihtiyaç olduğunu söyleyen Özdemir, şehirlerin de insanlar gibi sağlıklı yaşam koşullarına ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Şehir planlamasında altyapı, yeşil alan, sosyal ve kültürel alanların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özdemir, tek sağlık yaklaşımının insan, hayvan ve doğanın yaşam hakkını bir bütün olarak ele aldığını söyledi.
Nilüfer’in bu anlayışın öncülüğünü yapabilecek bir kent olduğunu dile getiren Özdemir, ilçenin yalnızca insanlara değil, tüm canlılara saygılı bir yaşam alanı olması gerektiğini vurguladı.

“NİLÜFER’İN YÜZDE 75’İ DOĞAL ALAN”
Nilüfer’in yüzölçümünün yaklaşık yüzde 75’inin orman, tarım ve mera alanlarından oluştuğunu belirten Özdemir, bu alanların ciddi baskı altında olduğunu savundu.
Özellikle taş ocaklarının doğal alanlara verdiği zarara dikkat çeken Özdemir, ormanların tahrip edildiğini ve ilçenin yeni çevresel risklerle karşı karşıya kaldığını söyledi. Bu konularda kent konseyi, akademik odalar, çevre dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte mücadele ettiklerini belirten Özdemir, belediyenin bazı yatırım ve ruhsat süreçlerinde söz sahibi olamadığını da dile getirdi.

ATIK TESİSİ VE ÇİMENTO FABRİKASI TEPKİSİ
Konuşmasında ilçede gündemde olan atık bertaraf tesisi konusuna geniş yer ayıran Özdemir, yaklaşık 2 milyon metrekarelik orman alanının bu proje nedeniyle tehlikeye gireceğini ileri sürdü.
Tesis için geçmişte farklı bölgelerin değerlendirildiğini, ancak bugün Kayapa bölgesinin gündeme geldiğini belirten Özdemir, projenin su kaynakları, orman varlığı, trafik ve ekolojik denge açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu.
Özdemir, “Burada yapılması şart mı? On yıldır, on iki yıldır bunun tartışmaları yaşanıyor. Yapılan sıralamalarda başka bölgeler öncelikli gösterilmişken bugün farklı bir kararın gündeme gelmesi, Nilüfer’in değerlerine ve sağlıklı kent olma hedefine yönelik bir saldırıdır” ifadelerini kullandı.
Atık tesisinin büyüklüğüne de dikkat çeken Özdemir, başka ülkelerden örnek gösterilen tesislerin çok daha küçük alanlarda bulunduğunu belirterek, Nilüfer’de planlanan projenin kapsamının sorgulanması gerektiğini söyledi.
İnegazi bölgesinde gündeme gelen çimento fabrikasına da karşı olduklarını açıklayan Özdemir, bölgenin tarımsal üretim ve doğal güzellikleriyle korunması gereken bir alan olduğunu ifade etti. Kestel’deki çimento fabrikasının çevreye etkilerini hatırlatan Özdemir, İnegazi’de benzer bir yatırımın hayata geçirilmesine izin vermeyeceklerini belirterek, belediye olarak ruhsat vermediklerini söyledi.

“KAÇAK YAPILAŞMAYI SİSTEMİN KENDİSİ ENGELLEMELİ”
Kaçak yapılaşma ve imar uygulamalarına da değinen Özdemir, sorunun yalnızca yerel yönetimlerin sorumluluğuna bırakılmaması gerektiğini savundu. İmar sisteminin elektronik altyapıyla usulsüz yapılaşmayı en başından engelleyebilecek şekilde düzenlenebileceğini belirten Özdemir, devletin gerekli denetim mekanizmalarını etkin biçimde kullanması gerektiğini söyledi.
Özdemir, kaçak yapılaşmaya karşı daha caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerektiğini vurgulayarak, sivil toplum kuruluşlarının bu mücadelede güçlü bir rol üstlenmesinin önemine dikkat çekti.

ANNE TAKSİ VE NİLÜFER 95 PROJELERİNİ ANLATTI
Tek sağlık anlayışının yalnızca çevre politikalarıyla sınırlı olmadığını belirten Özdemir, belediyenin sağlıklı nesillerin yetişmesine yönelik sosyal projelerini de anlattı.
Hamile kadınların ve yeni doğum yapmış annelerin kamu hastanelerindeki randevularına ulaşmasını sağlayan Anne Taksi projesinin ilgi gördüğünü ve kapasitesinin artırıldığını belirten Özdemir, Nilüfer 95 projesinin de hamileliğin yedinci ayından itibaren ailelere destek sunduğunu ifade etti.
Proje kapsamında uzmanların ailelere doğumdan itibaren çocuk 36 aylık olana kadar rehberlik ettiğini söyleyen Özdemir, sonraki süreçte kreşlerle çocukların eğitim ve sosyal gelişimlerinin desteklendiğini kaydetti.

CAN DOSTLAR İÇİN DE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Hayvan sağlığının da tek sağlık yaklaşımının önemli bir parçası olduğunu belirten Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin 2003 yılından bu yana hayvanların tedavi ve bakım hizmetlerini sürdürdüğünü söyledi.
Kuruçeşme’deki hayvan barınağı çalışmalarının yanı sıra Karacaoba’da hizmete alınan yaklaşık 49 bin 500 metrekarelik Umut Ağacı Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi’ne ilişkin bilgi veren Özdemir, hayvanların daha sağlıklı koşullarda yaşamaları için çalışmaların devam ettiğini belirtti.

“NİLÜFER’İ KİRLETMEK BURSA’YI KİRLETMEKTİR”
Kent yönetiminde ortak aklın önemine vurgu yapan Özdemir, akademik odalar, sendikalar, sivil toplum kuruluşları, kent konseyleri ve mahalle komiteleriyle birlikte hareket etmeyi sürdüreceklerini söyledi.
Sempozyumun farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirerek ortak çözüm önerileri geliştirmek açısından önemli olduğunu belirten Özdemir, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Nilüfer hep söylüyorum, bir ilçeden çok daha fazlasıdır. Nilüfer aslında Bursa’dır. Nilüfer’i kirletmek Bursa’yı kirletmektir. Nilüfer’in değerlerine saldırmak Bursa’nın değerlerine saldırmaktır. Bütün bu mücadelede hep birlikte hareket etmeliyiz.”




