HABER: BURHAN KURTULMUŞ
Çalışma Grubu adına Mimar Gün Işık ve Mimar Ayten Taciroğlu, Bursa’nın mevcut durumunu ve geleceğe dair riskleri sorularımızı yanıtlayarak anlattı.
“Bursa, deprem açısından ayrıcalıklı değil, kırılgan”
Soru: Bursa’nın deprem riskine ilişkin en temel tablo nedir?
Mimar Gün Işık: Bursa’nın durumu ne yazık ki çok net. Bursa, Türkiye’de şehir merkezinden diri fay geçen 24 ilden biri. AFAD’ın İl Risk Azaltma Planı’na göre, kent merkezini etkileyebilecek bir depremin büyüklüğü 6.9 olarak öngörülüyor. Ama asıl mesele yalnızca büyüklük değil. Bursa’daki mevcut yerleşik alanların yüzde 83’ü yer bilimleri açısından sakıncalı alanlar üzerinde bulunuyor. Bu da depremin etkisini öngörülemez hale getiriyor.
Mimar Ayten Taciroğlu: Burada çok kritik bir nokta var: Biz riskli olduğumuzu bilmiyor değiliz. Biliyoruz. Haritalar ortada, bilimsel çalışmalar ortada. Ama buna rağmen kent, sanki hiçbir şey yokmuş gibi büyümeye devam ediyor. Bu, teknik değil; tamamen yönetsel ve etik bir tercih meselesi.

Mimar Ayten Taciroğlu
“En kötü senaryo artık teorik değil”
Soru: Olası bir depremde Bursa’yı ne bekliyor?
Mimar Ayten Taciroğlu: JICA tarafından yapılan güncel analizler, Bursa için “en kötü senaryo”yu çok açık ortaya koyuyor. Kentteki yaklaşık 536 bin binanın yüzde 15’inin, yani 95 bin binanın hasar göreceği, 16 bin binanın ise tamamen yıkılacağı tahmin ediliyor. Bu, on binlerce insanın doğrudan etkilenmesi anlamına geliyor.
Mimar Gün Işık: Buna bir de kentin fiziksel yapısını eklemek gerekiyor. Bursa’daki yolların yüzde 85’i 10 metreden dar. Yani deprem sonrası ulaşım, arama-kurtarma, tahliye gibi hayati süreçlerde ciddi bir tıkanma yaşanması neredeyse kaçınılmaz. Bu tabloyu görüp hâlâ “hazırlıklıyız” demek gerçekçi değil.
“Sanayi kenti olmak riski katlıyor”
Soru: Bursa’nın sanayi kimliği deprem riskini nasıl etkiliyor?
Mimar Gün Işık: Bursa bir sanayi kenti ve bu durum riski büyütüyor. Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki binaların yüzde 27’sinin orta ve üzeri hasar alması bekleniyor. Bu sadece yapı güvenliği değil; üretim, istihdam ve ülke ekonomisi açısından da büyük bir risk.
Mimar Ayten Taciroğlu: Ayrıca kritik yapılarımız var. Boğazköy Barajı gibi yapılar fay hattı üzerinde. İnegöl çevresinde yüksek heyelan riski bulunuyor. Yani depremle birlikte baraj riski, heyelan gibi ikincil afetler de gündeme geliyor. Biz hala tekil bina güvenliğini konuşurken, çok daha karmaşık bir risk tablosuyla karşı karşıyayız.
“Ne zaman olacağını bilmiyoruz ama hazırlık ertelenemez”
Soru: “Deprem ne zaman olacak?” sorusu hep gündemde…
Mimar Ayten Taciroğlu: Depremin yarın mı, 5 yıl sonra mı, 100 yıl sonra mı olacağını bilmiyoruz. Ama bu belirsizlik, hazırlıksız olmayı meşrulaştırmaz. Tam tersine, her zaman hazırlıklı olmamız gerektiğini gösterir.
Mimar Gün Işık: 6 Şubat 2023 depremleri, ne yazık ki bu iradeyi göstermek açısından gerçek bir milat olamadı. Toplumda büyük bir travma yaşandı ama bu travma kalıcı bir dönüşüme henüz evrilmedi.
“Sorun mühendislikten ibaret değil”
Soru: Yıkımların temel nedeni sizce ne?
Mimar Gün Işık: Bu sorunu sadece teknik hatalara indirgemek büyük bir yanılgı olur. Mimarlar arasında yapılan anketler ve mesleki toplantılar, yıkımın bir “yetersizlikler zinciri” sonucu olduğunu gösteriyor. Yanlış yer seçimi, eksik deprem politikaları ve yönetimsel hatalar bu zincirin ilk halkaları.
Mimar Ayten Taciroğlu: Buna bir de rantın normalleşmesi ekleniyor. Arsa rantı inşaat maliyetlerini belirler hale gelmiş durumda. Tarım alanları, tarlalar birer çıkar aracına dönüşüyor. Meslek etiği ciddi biçimde aşınmış durumda. Bazı davalarda karşımıza çıkan “İmza benim ama binanın yerini bilmiyorum” savunmaları bunun en çarpıcı göstergesi.
“Olumlu adımlar var ama yeterli değil”
Soru: 6 Şubat’tan sonra Bursa’da hiçbir şey değişmedi mi?
Mimar Ayten Taciroğlu: Değişen şeyler var, bunu inkâr edemeyiz. Mart 2023’te başlayan JICA Bursa Deprem Risk Azaltma, Önleme ve Planlama Projesi kapsamında risk haritaları ve Kentsel Dirençlilik Planı çalışmaları yürütülüyor.
Mimar Gün Işık: 2050 vizyonlu Bursa Çevre Düzeni Planı üzerinde çalışmalar sürüyor. 2026’da yapılacak İRAP revizyonunun, JICA’nın kentsel dirençlilik planını kullanacak olması da önemli. AFAD’a bağlı akredite ekip sayısı arttı, AKOM’un kapasitesini geliştirme yönünde adımlar atılıyor.

Mimar Gün Işık
“Yanlış yerde dönüşüm, yanlış yerde yapılaşma yapıyoruz”
Soru: Buna rağmen eleştirileriniz çok sert…
Mimar Gün Işık: Çünkü temel çelişki hala duruyor. Fay hattı üzerindeki eski mahalleleri dönüştüremeden, yeni mahalleleri yine fay hatlarının üzerine kuruyoruz. 2023 depremlerinden sonra, fay hattı geçtiği bilinen ama henüz yapılaşmamış imar planlarını iptal etmedik.
Mimar Ayten Taciroğlu: Riske dayalı kentsel dönüşüm yapmıyoruz. Gelir getirici parsellerde dönüşüm yapıyoruz. Yunuseli Havaalanı’nı konut alanı yapmaktan söz edebiliyoruz. Ana ulaşım yollarındaki köprü ve viyadükleri güçlendirmiyoruz ama köprü ayaklarını boyayabiliyoruz.
“Tüm iyiler bir araya gelmezse sonuç kaçınılmaz”
Soru: Çözüm nerede başlıyor?
Mimar Ayten Taciroğlu: İyi bir imar planı, iyi bir zemin, iyi bir mühendis, iyi bir müteahhit, iyi bir malzeme, iyi bir ustalık ve iyi bir kullanıcı… Bunların hepsi bir araya gelmediği sürece sonuç değişmez.
Mimar Gün Işık: Bu nedenle mimari tasarımlarımızı bile sınırlamak zorunda kaldığımızı kabul ediyoruz. Perde beton sistemlere yöneliyoruz, kat yüksekliklerini sabit tutmaya çalışıyoruz, düşey ve yatay düzensizliklerden kaçınıyoruz, kısa kolon etkisi yaratacak uygulamalardan uzak duruyoruz.
“Bu yüzleşmeyi erteleyemeyiz”
Soru: Son olarak ne söylemek istersiniz?
Mimar Gün Işık: İmar affı uygulamalarına son verilmeden, rant kamuya geri kazandırılmadan, yapı denetimi ve zemin-yapı ilişkisi gerçek anlamda denetlenmeden bu tablo değişmez.
Mimar Ayten Taciroğlu: Ülkenin şehirleşememe hali, zayıf iş ahlakı, normalleşmiş rant ve deprem korkusuyla yüzleşmediğimiz sürece, Şubat depremlerinden sonra yaşadığımız çaresizlikleri belirli aralıklarla yeniden yaşayacağız. Bunu söylemek bizim için bir tercih değil, bir sorumluluk.


