Avrupa Birliği’nin yürütme organı Avrupa Komisyonu, aday ülkelerin Birliğe entegrasyon sürecini yeniden şekillendirecek yeni bir yaklaşım açıkladı. Model, tam üyelik öncesinde aday ülkelerin AB ile farklı alanlarda aşamalı biçimde bütünleşmesini öngörürken, üye ülkelerin de yeni genişleme dalgasına hazırlanmasını hedefliyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, genişlemenin Avrupa açısından jeopolitik bir zorunluluk olduğunu vurgularken, reformlarda ilerleyen aday ülkeler için AB’nin de daha fazla entegrasyona hazır olması gerektiğini belirtti.
ADAY ÜLKELERE KADEMELİ ENTEGRASYON MODELİ
Komisyonun önerisi kabul edilirse aday ülkeler, AB iç pazarının belirli bölümlerine aşamalı olarak dahil olabilecek. Stratejik alanlarda daha yakın işbirliğinin yanı sıra AB politika ve programlarıyla uyumun artırılması da modelin temel unsurları arasında yer alıyor.
Yeni yaklaşım kapsamında kademeli entegrasyon için beş temel aşama öngörülüyor. Bunlar AB’nin iç programlarına daha fazla erişim, AB ajanslarından daha fazla destek alınması, Tek Pazar kuralları ile belirli önlemlerin uygulanması, ulaştırma, enerji ve dijital ağlarda bağlantısallığın geliştirilmesi ve uzman gruplar ile komitelere erişim olarak sıralanıyor.
Komisyon, bu modelin aday ülkelerin üyelik öncesindeki hazırlıklarını güçlendirmesini ve AB ile daha uyumlu hale gelmelerini amaçlıyor.
ÜYELİĞİN YERİNE GEÇMEYECEK, ŞARTLAR DEVAM EDECEK
Avrupa Komisyonu, kademeli entegrasyonun aday ülkeler açısından üyeliğe alternatif veya üyelik için bir kestirme yol olarak görülmesini istemiyor. Katılım sürecinin liyakate dayalı, şartlı ve gerektiğinde geri alınabilir niteliğini koruyacağı vurgulanıyor.
Aday ülkelerden özellikle dış politika başta olmak üzere stratejik alanlarda AB ile uyum bekleniyor. Komisyon ayrıca gelecekteki katılım anlaşmalarında daha güçlü sektörel koruma mekanizmaları oluşturulmasını öneriyor. Ciddi ihlal durumunda AB Konseyi'ndeki oy hakkının askıya alınması da öneriler arasında bulunuyor.
Yeni yaklaşım yalnızca aday ülkeleri değil, AB üyesi ülkeleri de ilgilendiriyor. Komisyon, genişleme ile bağlantılı bazı kararların oybirliği yerine nitelikli çoğunluk yöntemiyle alınabilmesini savunuyor.
TÜRKİYE İÇİN KISA VADEDE SOMUT SONUÇ BELİRSİZ
Yeni yaklaşım bütün aday ülkeler için geçerli olacak. Ancak hazırlık düzeyi ileri seviyede bulunan ülkelerin modelden daha fazla ve somut şekilde yararlanması bekleniyor. Komisyon ilk aşamada Karadağ, Arnavutluk, Moldova ve Ukrayna için yol haritası hazırlamayı hedefliyor.
Türkiye'nin de aralarında bulunduğu hazırlık seviyesi henüz istenen noktada olmayan aday ülkeler için ise ilk etapta yol haritası hazırlanması planlanmıyor. Bu yol haritalarının 28 Ekim’de yayımlanacak genişleme raporlarıyla birlikte duyurulması öngörülüyor.
Türkiye’nin AB adaylık statüsü devam etse de yaklaşık 21 yıldır sürdürülen katılım müzakerelerinde son 10 yılda somut ilerleme yaşanmadığı belirtiliyor. İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin üyelik yükümlülüklerine ilişkin performansı da sürecin donmasında etkili faktörler arasında gösteriliyor.
Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos, kademeli entegrasyonun ancak aday ülkenin reform yolunda ilerlemesi halinde anlamlı olacağını belirterek, reformları bu sürecin temel unsuru olarak tanımladı.
Komisyonun stratejik uyumu genişleme yaklaşımının merkezine taşıması, Türkiye açısından sürecin daha karmaşık hale gelmesi riskini beraberinde getiriyor. Türkiye’nin AB ile özellikle dış politika alanındaki uyum seviyesinin son yıllarda gerilediği ve geçen yılki Türkiye Raporu'nda bu oranın yüzde 4 olarak belirtildiği aktarıldı.
Yeni modelin nasıl uygulanacağına bağlı olarak Gümrük Birliği güncellemesi gibi başlıklarda da etkiler ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor. AB, Türkiye ile birlikte katılım müzakerelerine başlayan Hırvatistan’ın 2013 yılında Birliğe katılmasının ardından son kez genişlemişti.





