Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ağıralioğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:

TRUMP VE MADURO BİRER ZİHNİYET!

“Biz Anahtar Parti olarak, dünyanın içine girdiği bu türbülansı şöyle algıladık: Aslında Venezuela müdahalesinde; Devlet Bey'in ‘adam kaçırma, alıkoyma, dağa kaldırma’ gibi tarif ettiği, Tayyip Bey’in ‘hukuk tanımazlık’ olarak tasnif ettiği, 'Venezuela halkının yanındayız' diye safını belli ettiği bir sürecin içerisinde birkaç şeye dikkat çekmemiz lazım. Aslında ne Trump bir kişi ne de Maduro bir kişi; bunların ikisi de birer zihniyet. Trump'ın temsil ettiği zihniyet şu: Gücüm varsa, seçildiğim her şeyi yapma hakkımı kendimle görüyorsam her istediğimi yapabilirim. Bu zihniyet; seçilmiş olmayı her şeyi yapma hürriyeti zanneden zihniyetle; 'Gücüm varsa, menfaatim gerektiriyorsa, menfaatimin bana verdiği hakla hiçbir kuralı tanımam' diyen bir zihniyet; bir tarafında da mağdur olduğunu söyleyenin başına gelen her felaketi dış mihraklara bağlayan bir zihniyet.

DÜNYA KURALSIZLIK İKLİMİNDE…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti hakkın, hakikatin yanında olacak; Türk milleti azgınlığın karşısında olacak… Gözümüzün önünde olan biteni şöyle değerlendirmek; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yönetimine talip olmuş olduğumuz bu siyasi sürecin içerisinde, hangi koordinatlarda durduğumuzu milletimize ifade etmek için aslında basın toplantısı düzenliyoruz... Dünya bir kuralsızlık ikliminde. Dünya; aklına esenin, gözünü kestirdiği yeri almayı hak gördüğü yeni bir savrulmanın eşiğinde. ‘Efendim, Venezuela'yı aldık, Küba'ya da müdahale ederiz; Grönland’ı aldık, Panama'ya da müdahale ederiz; Gazze'ye de otel yapmayı planlayabiliriz.' Yol haritası, ufak tefek kazalara rağmen yönetiliyor. Kontrollü bir çıkış... 'Fırat'ın doğusu' diye bize kabul ettirilmeye çalışılan bir sınır. Yani; 'Siz buralardan çıkarsanız Fırat'ın doğusu size kalacaktır' gibi bir mutabakata bizi razı etmeye çalışıyorlar.

14 AY ÖNCE ‘İŞ BURAYA GELECEK’ DİYE UYARDIK!..

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hassasiyetle ifade ettiği, bu aralar özellikle vurguladığı; bizim 14 aydır, Devlet Bey'in başlatmış olduğu süreçte 'İş buraya gelecek' diye uyardığımız şey aynıdır. Yani bugün Hakan Fidan'ın hatırlattıklarıyla, Yaşar Güler'in hatırlattıklarıyla devletin şu anda tutmaya çalıştığı hattı; biz, 14 ay önce buradan tutmaları gerektiğini söylüyorduk. Devlet Bey'in 'Terörsüz Türkiye' diye başlattığı sürecin aslında olmayacağını, makul bir zemine oturmayacağını, buradan başarı sağlanamayacağını, bu İsrail'in güvenlik programına hizmet edeceğini; SDG'ye, PYD'ye verilmiş silahları alabilmeyi başaramazsanız bu planın İsrail'in bölgedeki hesaplarına hizmet edeceğini söylemiştik; şimdi oraya geldiler. Şimdi sanki ilk defa görüyorlarmış gibi şöyle cümleler kuruyorlar: 'Efendim, SDG'nin, PYD'nin İsrail'in kontrolüne girdiği görülmüştür.' Devlet beyimiz buyurdu yani! Sanki daha önce bizim kontrolümüzdelermiş gibi... Sanki bu kadar silahı daha önce onlara biz vermiştik. O yüzden Türkiye Cumhuriyet Devleti ayağa kalkacak. Önümüzde çok çetin zamanlar var. Önümüzdeki bu çetin zamanlara Anahtar Parti hazırlık yapıyor.

VERGİYİ VERENİN CANINA OKUYORLAR…

Yurt dışından ticaretle ilgili plansızlık örneği; hemen söyleyeyim: Daha önce 150 Euro’yu 30 Euro’ya düşürmüşsünüz. Şimdi de diyorsunuz ki: '30 Euro’yu kaldırdık. Bundan sonra internetten yurt dışından alışverişi yasaklıyoruz.' Neyi hedefliyorsunuz? Plana bakın. Dönecek. Vazgeçecekler. Mecbur kalacaklar da; karşı karşıya olduğumuz şeyi bu örnek üzerinden milletimize hatırlatayım diye söylüyorum. Şu kadarını bile planlayamayacak bir akıl yönetiyor bizi. Şunu planlayamayacak bir akıl... Yani Çin'le 46 milyar dolarlık ticaret yapıyorsunuz konteynerlerle; 1.3 milyar dolarlık, ayaklarının üstünde durmaya çalışan küçük küçük alışverişlerini yahut kendi üretim bandına daha hesaplı bir şeyler bularak bir şey imal edebilme hassasiyetiyle alışverişi, kendisinin, milletinin imkânını avantajına çeviren insanların üstüne tepiniyorsunuz. Bu şöyle bir duyguyu oluşturuyor milletimizde: Bu memlekette kurala uyanın canını okuyorlar. Vergiyi verenin canına okuyorlar. Nizama, sisteme uyanın canını okuyorlar. İstisna olan yaşadı. Tekel olan yaşadı, kartel olan yaşadı. Fiyatı belirlemek için kâr marjı düşünce daha çok bağıran yaşadı. Sesi çıkmayan, kurala uyan, bu şartlarda bile hayatını idame ettirmek için kendi helal kazancıyla makul yaşamaya çalışanın canı çıktı. Birisi bize Allah rızası için açıklasın: Bu kararınızdan sonra kim üretime başlayacak birisi Allah rızasını açıklasın. Ticaret Bakanımız tercihen mesela; bir açıklasın bakalım. Tekelleşmenin önünü açar. Konteynerlerle mal getirenlerin önünü açar. Bu enflasyon şartlarında enflasyonu azdıran, cari açığı kapatmayan böyle bir karara sizi götüren şey bizi şöyle tedirgin ediyor: Bu kadarını bile hesaplayamayacak bir akıl yönetiyor bizi. Yahut akılsızlık! Dönecektir... Bu karar dönecektir yakında! Ama 'görünsün' diye tekrarladım; sizi yöneten kadronun aklına itimat ederseniz, sizi yöneten kadronun bu zor zamanlarda size sunduğu imkânlara itimat edersiniz. Yani şimdi size zaten vergiyle yeteri kadar yük oldular; şimdi de diyorlar ki: 'Yurt dışından bir şey alırsanız, bir tane de bize alacaksınız!

BİZE ÜYE LAZIM İKTİDARA AKIL!

Muhalefet Oylarıyla Seçildiler, AK Parti’ye Geçtiler İşte o isimler
Muhalefet Oylarıyla Seçildiler, AK Parti’ye Geçtiler İşte o isimler
İçeriği Görüntüle

Yargıtay'da üyelik sistemiyle ilgili bir değişiklik oldu biliyorsunuz; seri numarası isteme. O sistem kurulana kadar partimize gönüllü üye olan, o isteğini bildiren ve kayıtlarını aldığımız 24 bin kişi var. Seri numarası istendiği için üye yapılamadılar. Yani şu anda bizim partimizin üyesi 150 bin; ama o 25-26 bin kişi sayılmadı. Şimdi onayla bekleyenler de var. Bunu şunun için arz ediyorum: Partimizin millet sinesinde bulduğu karşılık, her geçen gün üyeye de yansıyacaktır. Ama problem şu: Bize üye lazım, iktidara akıl lazım! İktidar da bizimle burada yarışa girmiş; onlar da diyorlar ki: 'Biz de bu son dönemde 600 bin üye artışı yaptık.' İktidar şöyle düşünecek; 85 milyon üyemiz var! Siz iktidarsınız. Sizin 85 milyon üyeniz var. Sizin üyeye ihtiyacınız yok; sizin akla ihtiyacınız var, plana, programa ihtiyacınız var. Üye bizim ihtiyacımız. Niye bizim ihtiyacımız? Sizden memnuniyetsizlikle umuda geliyorsa; sizden ve hükümetten memnuniyetsizlik plana, programa geliyorsa, bu size de mesajdır. Siz zaten partili cumhurbaşkanlığı tecrübe ediyorsunuz; zaten memleketi kendi uhdenizde tutuyorsunuz bu kadar zamandır bütün imkânlarıyla. Dolayısıyla sizin üyeyle değil, akılla yürümeniz gerekir. Ama bizim hedeflerimiz tuttu!

ANAHTAR PARTİ TÜRKİYE’NİN MERKEZİNE YERLEŞECEK…

Bu kadar kısa zamanda Türkiye'nin ilk 5'indeyiz. 161. parti olarak kurulduk; şu anda bütün anketlerde 5’nci, 4’ncü partiyiz. Kimi anketlerde 4, kimi anketlerde 5 görünüyor. Bir de ölçülemez bir oy hattı üzerindeyiz biz. Anahtar Parti; Allah mani keder vermesin önümüzdeki dönemin en güçlü namzetidir; bunu herkes görecek. Anahtar Parti 1. yıl hedeflerine ulaştı, şimdi 2. yıl stratejisine yürüyor; siyasetin merkezine yerleşecek. Merkezine yerleştiğimiz siyasette; her siyasal eğilimin, her siyasi hassasiyetin, bu topraklara ait herkesin partisi olabilecek. Önümüzdeki dönem Türk milletinin; hangi aidiyet grubundan, hangi mezhepten, hangi meşrepten olursa olsun gönül rahatlığıyla oy verebileceği, güçlü Türkiye için çalışabileceği bir siyasi yönetim merkezi haline gelecek. 2. yıl hedefimizi koyduk. Siyasetin merkezine oturacağız.”