Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Çorum’da partisinin halk buluşmasına katıldı. Ağıralioğlu, “Seçim kazanalım da sonra ne olursa olsun’ demenizi millete nezaketsizlik sayıyorum. Sizi uyarmaktan vazgeçtik, memleketi sizden alacağız” dedi. Cumhurbaşkanına da seslenen Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
“Meydan meydan milletin umudunu yükseltmekte; Ankara’dan yeniden memleketin 86 milyonuna yetecek bir umudu, bollukla bereketle buluşturmak için gayret etmekteyiz. Ticarette bereket olalım; eğitimde, rekabette milletimizin kuvveti olalım. Çocuklarımızın umudu olalım, esnafın siftahı olalım. Tarlada emek vermiş çiftçinin nasırlı ellerine hürmet olalım; harmanda bolluk, bereket olalım. Hayal kuran çocuklarımızın hayali, kariyer planlayanlarımıza imkân olalım. Memleketi dört başı mamur hale getirelim. Altında huzurla yaşanacak bir memleketin yöneteni, planlayanı, kurgulayanı; milletine söz vermiş ve sözünü tutmuş olalım diye gece gündüz yollardayız.

SİYASETTE NEZAKETİN TEMSİLCİSİ…
Biz Türk milletiyiz; tarihin bilebildiği en merhametli milletiz. Türk milleti olarak biz şimdi, bu yönetim maharetsizliğine bağlı olarak, dünyadaki bozulan dengeleri sadece protesto eden, kınayan, telin eden tarafı temsil ediyoruz. Biz Anahtar Parti olarak şuna karar verdik: Tayyip Bey, bizim milletimizin ümit ufkunda 24 yıldır duruyor arkadaşlar. Ben de şimdi, arkadaşlarım beni takdim ederken öyle dedikleri için çok sert söz söylemiyorum; bana ‘siyasette nezaketin temsilcisi’ diyorlar. Siyasette nezaketin temsilcisi... O yüzden kızarken bile kibar kibar kızmam lazım!
Vatandaş istedi ki siyasetçiler faizle mücadele etsinler; rüşvetle, yolsuzlukla mücadele edeceklerine dair sözler versinler; bizi bu berbat sarmaldan kurtarsınlar. Siyasete geçirdiğimiz, siyasete kaybettiğimiz her günü ziyan sayıyoruz. İstedik ki bizi insanlığın ufkuna bakacak hale getirsinler; çocuklarımıza iyi eğitim versinler, piyasayı düzeltsinler, ticarete bereket getirsinler, sofralarımızı, aşımızı, işimizi büyütsünler. Çok mu şey istedik? Biz Tayyip Bey’den, AK Parti hükümetinden çok mu şey istedik? Kocaman bir milletiz! Kaynaklar bizimdi, evlatlar bizim, imkanlar bizimdi, birikenler bizim... Alıp çarçur ettiğiniz paralar bizimdi! Sağdan soldan dileyip alarak eşinize, dostunuza, yandaşına kurban ettiğiniz o fırsatlar bizimdi. Çok mu şey istedik sizden biz?
Vatandaş sağı denedi, solu denedi; merkezi denedi, demokratı denedi; sosyal demokratı denedi, solcuyu denedi; sağcıyı denedi, milliyetçiyi denedi, dindarı denedi. En son hepsinin toplamı olsun diye Tayyip Bey, 2002’de millete başka bir planla geldi. Dedi ki: ‘Bu sefer denediğiniz her şeyi unutun; biz size bir muhasebe olarak geliyoruz, bir muhasebe olarak geliyoruz.’ Millet denediklerinden yorgundu; 2002’de Tayyip Bey’e kulak kesildi. ‘Ne diyor bu adam?’ dedi. Tayyip Bey de başladı konuşmaya: ‘Fikir hürriyetini savunuyorum. Çocuklarınızın inancından dolayı itilip kakılmadığı bir memleket hayali kuruyorum. Ben fakir büyüdüm; fakirliğin kalmadığı bir memleket vaat ediyorum’ dedi 2002’de böyle konuşan bir siyaset... ‘Ben siyasetçilerin milleti unutmasından bizar oldum. Adamsız, torpilsiz iş yapılamaz bir memlekette büyüdüm. Kimlik kartını göstererek her işinizi yapacağınız; torpil aramadan, torpil yapmadan, rüşvet vermeden, hatırlı bir adam aramadan iş yapılacak bir memleket vaat ediyorum’ deyiverdi. Samimiyet karinesi olarak da parmağındaki yüzükleri gösterdi: ‘Bundan başka malım yok. Bir gün bundan başka malım olursa, hırsızlık yaptığımın kabul edilmesini bugünden beyan ediyorum’ dedi. ‘Üreteceğiz, ayağa kalkacağız. Adaletle toparlanacağız. Üretimi dünya pazarlarıyla buluşturacağız; Avrupa’yla rekabetten korkan değil, rekabet gücümüzü sahada marka üretme kapasitemizle buluşturan bir verimlilik vaat ediyorum’ dedi. Bu vaatlerle başlandı.
ÇORUM TEŞVİK ALMADAN DÜNYAYLA REKABET EDEN BİR ŞEHİR…
2002’de Sayın Cumhurbaşkanı’nın AK Parti’yi kurarken milletinin huzuruna çıkıp vadettiği, çözüm diye, hedef diye ortaya koyduğu her şeyi ben bugün aynı şekilde milletimize vaat etmek zorunda kalmışsam; halletmek için söz verdiği sözlerin hepsini bugün hala sorun olarak sayıyorsam, biz bu yirmi dört yılın muhasebesini doğru yapmak zorundayız! Çorum; destek almadan ayakta kalan, teşvik almadan büyük yatırımlar almadan dünyayla rekabet eden bir şehir. Sadece Türkiye’yle değil, dünyayla rekabet ederek ihracatta kendi iradesiyle yer bulan bir şehrimizdir. Aslında bir cihetten Çorum’un hikayesi, memleketin hikayesinden çok farklı değildir. Türk milleti, bu kadar kaynakları berbat kullanıldığı halde, bu kadar siyaset verdiği sözü unuttuğu halde hala ayakta kalabilen bir millettir; hala ayakta kalabilen bir memlekettir.
CUMHURBAŞKANI PROMPTER CİHAZINDAN OKUYUNCA FARK ETMİYOR!
Dün AK Parti’nin Kocaeli’de gençlik buluşması vardı. Sağdan soldan epeyce insan toplamışlar, Cumhurbaşkanımızın morali bozulmasın diye anladığım kadarıyla... Cumhurbaşkanımız çok büyük, coşkulu bir topluluğa konuştu. Konuştu da konuştu; vaat etti de vaat etti, söyledi de söyledi. Ben de şimdi Çorum’dan mukabele edeyim sevgili Cumhurbaşkanımıza, dünya liderimize: Asım’ın nesli hayaliniz keşke olsaydı, keşke olabilseydi... Benden duyun; arkadaşlarınız prompter cihazlarına yazıyorlar, oradan okuyunca fark etmiyorsunuz: Asım’ın nesli mesleksiz! Asım’ın nesli umutsuz! Asım’ın nesli madde bağımlılığının pençesinde! Asım’ın nesli ‘ev genci’, ne eğitimde ne istihdamda! Asım’ın nesli yurdu terk etmek için fırsat kolluyor. Asım’ın nesli ev kuramayacak halde. Asım’ın nesli işe girse, girdiği işten verdiğiniz parayla kira ödeyemeyecek halde! İş bulabilenlerin işte sebat etme imkânı yok; iş bulamayanların canı darda, babalarından harçlık aldıkları için mahcubiyet içinde... Anaları önlerine yemek koyunca utanacak hale geldiler! Memlekette büyük bir enerji kaybı var. Prompter cihazlarınızdan konuştuğunuz için gerçekleri görmüyorsunuz, camdan bakıyorsunuz milletinize. Kaldırın o prompter cihazlarını da görün milletinizin halini!
Doğru yönetilmediğimiz için, memleketin kaynakları doğru değerlendirilmediği için memleketin hissesine fakirlik, enflasyon, işsizlik, hukuksuzluk, adaletsizlik, nezaketsizlik düşüyor. Memleketi doğru yönetecek bir kadro olarak geliyoruz biz. Ben Sayın Cumhurbaşkanı’nın siyasi diline, tercihine, kalibresine çok hatırı sayılır tenkitlerde bulunabiliyorum. Bir buçuk senedir, iki seneye yaklaştık, on sekiz ay oldu; hatırı sayılır tenkitlerimiz, hatırı sayılır ikazlarımız vardır. Ama birazcık şu kulvarı boşaltıyorum artık. ‘Düzeltirsiniz’ diye söylediğim, ‘düzeltirler’ diye ümitlendiğim bu kulvarda sizin sadece seçim kazanmak gibi bir gündeminiz olduğunu; seçimi kazanmak için her yolu mübah gördüğünüzü, ‘seçim kazanalım da sonra ne olursa olsun’ demenizi millete nezaketsizlik sayıyorum. Sizi uyarmaktan vazgeçtik, memleketi sizden alacağız!
MEMLEKETİN SORUNLARINI BİR TÜRLÜ YENEMİYORSUNUZ!
Şu yüzden alacağız: Sayın Cumhurbaşkanı başımıza gelen her felaketin CHP yüzünden başımıza geldiğine bizi inandırıyor. Bulmuşlar bir kolaylık; teflon tava gibiler maşallah, hiçbir şey yapışmıyor üstlerine! İktidarda tutuyoruz onları ama sorumluluk namına; ‘Şunu yanlış yaptık, özür dileriz. Bunda hedef tutturamadık, kusura bakmayın. Efendim şunu demiştik ama şu yüzden yapamadık’ diye tek bir tane muhasebe cümleleri yok! Kendilerini çok iyi hissediyorlar. Kendilerini iyi hissetmelerinin sebebi neydi yıllardır? ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeniyoruz ya...’ Devamlı şöyle diyorlar: Efendim memleket kötü yönetiliyor, çocuklarımız işsiz, esnaf siftahsız, emekli zor durumda, asgari ücretli darda... Çocuklarımız hayal kuramıyorlar. Analar feryat figan bağırıyorlar; öğünümüz de zorda, pazar alışverişimiz de zorda, düğünümüz de zorda... Evlat da evlendiremiyoruz, düğüne de gidemiyoruz. Yahu misafir ağırlayamıyoruz kardeşim! Millet feryat figan bağırıyor; bunların hissesine düşen hiçbir şey yok. Ne diyorlar biliyor musunuz? ‘E, CHP’yi yeniyoruz ya!’ CHP’yi yeniyorsunuz ama enflasyonu yenemiyorsunuz! CHP’yi yeniyorsunuz ama işsizliği yenemiyorsunuz! Her seçimde CHP’yi yeniyorsunuz ama yolsuzluğu bir türlü bitiremiyorsunuz!
Her seçim muhalefeti yeniyorsunuz ama memleketin sorunlarını bir türlü yenemiyorsunuz! CHP’yi yenmekten başka hissenize hiçbir şey düşmüyor. Bir ara şöyle diyordum kendi kendime: Acaba biz bu memleketin sorunlarının üstüne ‘CHP’ mi yazsak? Yani enflasyonun üstüne ‘CHP’ yazsak, mesela o zaman enflasyonu yenebilir misiniz? Faizin üstüne ‘CHP’ yazsak, bugün televizyonlarda CHP’ye saldırır gibi o faize de öyle gaddarca saldırabilir misiniz mesela? Adaletsizliğin üstüne ‘CHP’ yazsak, o adaletsizliği ortadan kaldırabilir misiniz acaba? Yahu en sonunda sizin kendi üstünüze ‘CHP’ yazsak da, kendinizi mi yenseniz mi acaba artık? Siz CHP’yi yendiniz ama memleketin sorunlarını yenemediniz. Siz yirmi dört yıllık iktidarınızda, bu memlekete çözeceğim diye vaat ettiğiniz tek bir sorunu bile çözemediniz! İşte bu yüzden, biz de sizi yenmeye karar verdik!
TERÖRİSTE DE TERÖRİST MUAMELESİ YAPACAĞIZ!
PKK bizim asla muhatabımız değildir, bunu tekrardan söyleyeyim. Çorum, madem kahraman Çorum’dur; kahramanların Çorum’unda bir kez daha haykırayım: Öcalan katildir, teröristtir! Teröriste de terörist muamelesi yapacağız! Terörist deyince, terör deyince, PKK deyince ‘Kürt’ demeyeceğiz; bunu diyenleri, bu eşitlemeyi yapanları bu memleketin en büyük suikastçısı sayacağız! Öcalan’ı asla Kürt kardeşlerimize teslim etmeyeceğiz. PKK deyince Kürt denmesine sebep olan her söylemi, devlet ve millet beraberliğine yapılmış bir suikast kabul edeceğiz. Dolayısıyla PKK terör örgütünü de, Öcalan denen o katili de Kürt’ün hayatından, sınırından, semtinden, hizasından, gönlünden ve ufkundan ne kadar uzak tutabileceksek o kadar uzak tutacağız! Bizim her ne kadar bugün siyaset sahnesinde ‘Türkmen-Kürt kardeştir, Öcalan da kurucu önderdir’ diyerek kırk senelik terörle mücadele geçmişini hiçe sayanlar varsa da; biz inatla ve inançla ‘Türkmen de Kürt de kardeştir, Öcalan ise eli kanlı bir teröristtir’ demeye devam edeceğiz!
ARTIK DERT ETMEYİN, ANAHTAR PARTİ VAR!
Biz saygılı, terbiyeli, ciddi insanlarız. Memleket biliriz, vatan biliriz, toprak biliriz, devlet biliriz, emek biliriz, alın teri biliriz; büyüğümüzü, küçüğümüzü biliriz; dil biliriz, din biliriz. En çok da bu topraklara ve bu aziz millete hizmet etmenin o ağır mesuliyetini, o yüksek ciddiyetini biliriz. ‘Oy verecek parti mi var, oy verecek genel başkan mı var?’ diye hayıflanan temiz vatandaşlarımıza artık göğsümüzü gere gere diyoruz ki: Parti de var, genel başkan da var; Anahtar Parti var! AK Parti’yi de görüyoruz, iktidarı da görüyoruz, Milliyetçi Hareket Partisi’ndeki arkadaşların yaptıklarını da görüyoruz; bazı yaptıklarını asla tasvip etmiyoruz ama milletin yahu kime oy verelim diye büyük bir derdi vardı ya, artık dert etmeyin, Anahtar Parti var!”




