HABER: BURHAN KURTULMUŞ

Sanat tarihçisi Selimcan Yelseli, Bursa Saati’ne yaptığı değerlendirmede, bulunan kalıntıların Osmanlı kent ekonomisinin ve lonca düzeninin anlaşılması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

“Bursa’nın İlk Organize Sanayi Alanlarından Biri”

Hisar bölgesinde ortaya çıkarılan kalıntıların sıradan yapılar olmadığını vurgulayan Yelseli, bölgenin yüzyıllar boyunca tabakçılık faaliyetlerinin merkezi olarak kullanıldığını belirtti.

Debbağhanelerin hayvan derilerinin işlenerek deri ve meşin ürünlerine dönüştürüldüğü üretim tesisleri olduğunu ifade eden Yelseli, bu yapıların su ihtiyacı ve atık yönetimi nedeniyle genellikle dere yatakları çevresine kurulduğunu söyledi.

Hisar yamacındaki Debbağhane bölgesinin, Debbağhane Kapısı’ndan Kırkmerdiven yönüne uzanan vadide yer aldığını kaydeden Yelseli, “Burası Osmanlı döneminde üretim ve satışın aynı anda yürütüldüğü önemli bir ekonomik merkezdi. Bursa’daki tabakhanelerin en dikkat çekici yönlerinden biri ise, faaliyetlerin yüzyıllar boyunca aynı bölgede devam etmiş olması” dedi.

Kazılar Kentin Hafızasını Ortaya Çıkarıyor

Kazılarda ortaya çıkan kuyular, işlik temelleri ve yapı izlerinin, Bursa’nın tarihsel kent dokusuna dair önemli bilgiler sunduğunu belirten Yelseli, modern cadde yapısının altında Osmanlı dönemine ait endüstriyel izlerin korunduğunu ifade etti.

Vadinin zamanla doldurularak bugünkü şehir dokusunun oluştuğunu anlatan Yelseli, “Bu çalışmalar yalnızca ekonomik tarihi değil, Bursa’nın kentsel dönüşümünü de anlamamıza yardımcı oluyor” diye konuştu.

Daha önce bölgede yapılan bazı altyapı ve yürüyen merdiven çalışmalarında da benzer kalıntılara rastlandığını hatırlatan Yelseli, bu kez koruma odaklı yaklaşımın umut verici olduğunu söyledi.

Ahilik Kültürü ve Dericilik Bağlantısı

Debbağlığın yalnızca bir üretim faaliyeti olmadığını ifade eden Yelseli, Ahilik geleneği açısından da sembolik bir anlam taşıdığına dikkat çekti.

Ahî Evran’ın debbağ oluşunun tesadüf olmadığını belirten Yelseli, “Tabakçılık, Osmanlı’nın erken dönem düşünce yapısında sanat, zanaat ve ahlak ilişkisini temsil eden önemli alanlardan biriydi” dedi.

Bursa’da dericiliğin, ipek üretimi kadar güçlü bir ekonomik unsur olduğunu vurgulayan Yelseli, fetih sonrası gelişen kentte lonca sisteminin üretim standartlarını belirlediğini, ham deri arzının mezbahalarla koordineli şekilde yürütüldüğünü kaydetti.

Başkan Şadi Özdemir sanayicilerle buluştu
Başkan Şadi Özdemir sanayicilerle buluştu
İçeriği Görüntüle

Deriler İstanbul’a Gönderiliyordu

Hisar’daki üretim merkezlerinde işlenen derilerin yalnızca Bursa’da kullanılmadığını belirten Yelseli, İstanbul başta olmak üzere farklı merkezlere de gönderildiğini ifade etti.

Hayvan derilerinin Tahtakale çevresindeki pazarlardan temin edildiğini anlatan Yelseli, işlenen ürünlerin hemen yakınındaki haffafhanelerde papuç ve benzeri ürünlere dönüştürüldüğünü söyledi.

UNESCO Süreciyle Daha da Önem Kazandı

Bursa’nın 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmasının ardından tarihi mirasın korunmasına yönelik çalışmaların daha da önem kazandığını belirten Yelseli, Debbağhane kalıntılarının yalnızca arkeolojik değil kültürel açıdan da büyük değer taşıdığını söyledi.

Yelseli, “Bu alan gelecekte tematik bir arkeoloji parkı ya da açık hava müzesi olarak değerlendirilebilir. Böylece Bursa’nın yalnızca hanlar ve külliyelerden ibaret olmadığı, üretim kültürüyle de şekillenen çok katmanlı bir şehir olduğu daha iyi anlaşılır” ifadelerini kullandı.

“Bursa’nın Hafızası Toprağın Altında”

Kazıların Bursa’nın çok katmanlı tarihine dair yeni veriler sunduğunu belirten Selimcan Yelseli, kalıntıların titizlikle korunması ve bilimsel yayınlarla desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Yelseli, “Bursa’nın mirası yalnızca taş yapılarda değil; vadilerde, üretim alanlarında ve zanaat geleneklerinde saklı. Bu kazılar, Osmanlı’nın ilk başkentinin bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarıyor” dedi.