DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında Türkiye gündemindeki fon dolandırıcılığı iddialarını ve Halk TV’ye kayyum atanmasını değerlendirdi. İktidarı ve ilgili bakanları eleştiren Babacan, fon skandalında sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini savunurken basın özgürlüğüne yönelik müdahalelere de tepki gösterdi.
“ERDOĞAN’IN HABERİ VARSA DA VAHİM, YOKSA DA”
Fon skandalına ilişkin daha önce yapılan açıklamaları hatırlatan Babacan, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 19 ay önce konuyla ilgili şikâyet aldığını, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ise 10 ay önce fonlardaki manipülasyondan haberdar olduklarını söylediğini öne sürdü.
İktidarın ekonomi yönetimine seslenen Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iddialardan haberdar edilip edilmediğini sordu.
Babacan, “Eğer Cumhurbaşkanı’nın haberi olduysa ve gereken yapılmadıysa demek ki durum sanılandan çok daha vahim. Yok eğer Cumhurbaşkanı’nın bu meselelerden haberi olmadıysa o zaman durum daha da vahim” ifadelerini kullandı.
“ŞU LİSTEYİ ARTIK AÇIKLAYIN”
Fon dolandırıcılığı iddialarına ilişkin sorumluların açıklanması gerektiğini belirten Babacan, kamuoyundan gizlendiğini öne sürdüğü listelerin açıklanması çağrısında bulundu.
Babacan, “Şu listeyi artık açıklayın yahu. Kim kimmiş herkes bir öğrensin” diyerek iddiaların tüm yönleriyle araştırılmasını istedi.
Söz konusu iddiaların aydınlatılmadan dosyanın kapatılamayacağını savunan Babacan, yatırımcıların mağduriyetlerinin giderilmesi ve sorumluların belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
SPK’YA VERİLEN YETKİLERİ ELEŞTİRDİ
Meclis’e sunulan yasa teklifini de değerlendiren Babacan, Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) verilmesi öngörülen yetkilere dikkat çekti.
Fonların tasfiyesi, değerleme yöntemleri, dağıtım sırası ve ara ödemeler gibi konularda SPK’ya yetki verilmesini eleştiren Babacan, skandalın araştırılmasında denetim sorumluluğu bulunan kurumların yöneticilerinin de hesap vermesi gerektiğini savundu.
Soruşturmaların yalnızca belirli kişilerle sınırlı kaldığını öne süren Babacan, iddiaların siyasi ve bürokratik boyutlarının da araştırılması çağrısı yaptı.
HALK TV’YE KAYYUM ATANMASINA TEPKİ
Konuşmasında Halk TV’ye kayyum atanmasına da geniş yer ayıran Babacan, basın ve ifade özgürlüğünün demokrasinin temel unsurları olduğunu vurguladı.
Televizyon kanallarına kayyum atanmasını, bazı yayın kuruluşlarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesini ve medya kuruluşlarına yönelik kısıtlamaları eleştiren Babacan, bu uygulamalarla gerçeklerin gizlenemeyeceğini söyledi.
Babacan, “Basın özgürlüğünü kısıtlamakla ve susturmakla hakikatin üstünü örtmek mümkün değildir. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır” dedi.
“GAZETECİLERİ SUSTURARAK GERÇEĞİ ORTADAN KALDIRAMAZSINIZ”
Türkiye’de birçok sorunun büyümesinde basın özgürlüğünün kısıtlanmasının etkili olduğunu savunan Babacan, gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirme görevlerini özgürce yerine getirebilmesi gerektiğini belirtti.
Fon dolandırıcılığı ve yolsuzluk iddialarının zamanında haberleştirilmesinin olası mağduriyetlerin önüne geçebileceğini ifade eden Babacan, bu konuları gündeme getiren gazeteciler hakkında soruşturmalar yürütülmesini ve yayın kuruluşlarına erişim engelleri getirilmesini eleştirdi.
“Gazetecileri susturarak gerçeği ortadan kaldıramazsınız. Televizyonları, haber sitelerini, sosyal medya hesaplarını kapatarak hakikati değiştiremezsiniz” diyen Babacan, özgür basının toplumun ve ülkenin yararına olduğunu söyledi.
BABACAN’DAN İKTİDARA HUKUK VE ADALET ÇAĞRISI
Türkiye’de adalete güvenin güçlenmesi için basının özgür olması gerektiğini belirten Babacan, gazetecilerin görevlerini baskı altında kalmadan yapabilmesinin önemine dikkat çekti.
Babacan, “Bizim ihtiyacımız iktidarın hoşuna giden haberleri yapan bir basın değil, ne olursa olsun gerçeğin peşinden gidebilen özgür bir basındır” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının sonunda iktidara çağrıda bulunan DEVA Partisi lideri, gazeteciler ve medya kuruluşları üzerindeki baskıların sona erdirilmesini, hukuk ve adalet ilkelerine dönülmesini istedi.




