MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda konuşuyor.

Bahçeli'nin açıklamalarında öne çıkan başlıklar şu şekilde:

"Dünya sıkıntılı bir imtihandan geçmektedir. Jeopolitik zemin kaymakta, siyasal fay hatları daha da sertleşmekte, toplumlar ise sabır testine zorlanmaktadır. Sınırla sabit görülse bile tehditleri mahiyeti değişmektedir. Millet olmanın manası böylesi zamanlarda daha da derinleşir. İşte böylesi zamanlarda ayrılığı büyüten her dil, hafızayı aşındıran her müdahale geleceğe kurulmuş bir tuzak olarak karşımıza çıkar. Bugünler de yalnız bugünü konuşamayız, maziyi ve istikbali de konuşmak zorundayız. Yalnız hadiseleri sıralamakla yetinemeyiz. O hadiselerin hangi millet vicdanında yer ettiğini, hangi tarihi yürüyüşün parçası olduğunu da izah etmek mecburiyetindeyiz. Bu vatan da sevinç tek başına yaşanmamıştır. Türküler birlikte söylenmiş, ağıtlar birlikte yakılmış, zaferler birlikte kutlanmıştır. Millet dediğimiz hakikat bazen bir marşta, bazen bir mezar taşında, bazen de sofradaki aşta göstermiştir derinliğini. Türk milleti mazisini geleceğe yön veren bir kudret kaynağına dönüştüren büyük bir tarih öznesidir.

Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir. Türk milletine mensubiyet duygusuna ne kadar derin, dava uğruna ölümü göze almış yüreklerin ne kadar dayanıklı olduğu 3 Mayıs'ın çilesinde, 3 Mayıs'ın iradesinde, 3 Mayıs'ın mertliğinde açıkça görülmüştür. O gün ayağa kalkanlar yalnız bir itiraz yükselmediler aynı zamanda Türk milliyetçiliğinin hangi sadakata dayandığını da tarihe kazıdılar. Millet yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmamalıdır. Millet aynı kaderi yüklenmiş, zaman içinde birbirinin acısına alışmış, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş beşeri ve siyasi bir terkiptir. Millet aynı göğe bakan, cenazede omuz omuza yürüyen, tasada ve kıvançta birbirlerine yönelen büyük bir kader ortaklığıdır.

Millet dediğimiz hakikat sadece acıyla tahkim olunmaz, sevinci paylaşma ahlakıyla da olgunlaşır. Millet yas ile yoğurulur, neşeyle tamamlanır. Millet olmak beraber yaşama arzusunun ötesinde beraber yürüme ahdidir. 3 Mayıs'ı anlamlı kılan ruh da burada saklıdır. 1944 yılının karanlık ikliminde dünyanın üstüne savaşın gölgesi düşmüştü. Her devlet kendi istikametini koruyacak direnci arıyordu. İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna yaklaşıldığı o günlerde Türkiye, yön tahini buhranların tam ortasında ağır bir tehdit altındaydı. Böylesi bir dönemde komünizm tehlikesinin kapımıza dayandığını gösterip, süreç 3 Mayıs'ta mahkeme salonlarına taşınmıştır. Türk milliyetçiliğini yargılamaya cüret edenlere karşı mahkeme salonlarına sığmayan, Sovyet emperyalizmi karşısında boyun eğmeyen bir irade yer bulmuştur. Ankara Adliyesi'ni dolduran Türk gençliği, İslamı komünizme çiğnetmemek için tek yürek oldu.

"Mutlak butlan kararı çıkarsa CHP yönetimi Ekrem İmamoğlu'na verilmeli"
"Mutlak butlan kararı çıkarsa CHP yönetimi Ekrem İmamoğlu'na verilmeli"
İçeriği Görüntüle

Merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş, Hüseyin Nihal Atsız, Orhan Şaik Gökyay ve nice Türk milliyetçisinin vatan ve millet sevdası yargılanmıştır. Hukuk devleti ilkesinin hiçe sayıldığı bu soruşturma süreci tarihimize kara bir facia olarak kazınmıştır. Vicdanı hür Türk gençleri, dar ve bunaltıcı hücrelere kapatılmıştır. Türk milliyetçileri açlıkla, susuzlukla, yalnızlıkla, işkenceyle hizaya çekilmek istenmiştir. Fakat biliyoruz ki teslimiyet yoktu. Tahrik vardı taviz yoktu, bedel vardı dönüş yoktu, baş vermek vardı baş eğmek yoktu. Türk milliyetçiliği geçici heveslerin değil, ülküye adanmışların davasıdır. Tarihine yaslanan, töresiyle yaşayan, terbiyesini köklerinde bulanların yegane sancağıdır. Bu nedenle 3 Mayıs Türk milliyetçiliğinin şerefle bir hatırası olmanın da üstünde bir manaya sahiptir. 3 Mayıs MHP'yi bugüne taşıyan iradenin hangi tertiplerle yolundan koparılmak istendiğinin başlıca timsalidir. 3 Mayıs millet şuurunun taviz vermeyen bir iradeye dönüşmesidir."