TUĞÇE KAHYALAR / BURSA SAATİ

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Ebola ve Covid-19 gibi enfeksiyon hastalıkları farklı bulaş yollarına sahip olsa da bazı belirtiler birbirine benzeyebiliyor. Özellikle kene teması sonrasında ortaya çıkan şikayetlerin doğru değerlendirilmesi ise önem taşıyor.

Bursa Saat’inden Tuğçe Kahyalar’a konuşan İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ergün Öztaş, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin seyri, kene ile et beninin nasıl ayırt edilebileceği, kene temasında yapılması gerekenler, korunma yöntemleri ve seyahat sağlığı hakkında merak edilenleri anlattı.

A81Ade39 B09A 4B7E 9A99 80Eaedf5E616

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ NASIL İLERLİYOR?

Öztaş, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin kene aracılığıyla bulaşabildiğini belirterek hastalığın bağışıklık sistemi ve kanın pıhtılaşma mekanizmaları üzerinde ciddi etkiler oluşturabildiğini söyledi.

Hastalığın ilk dönemindeki belirtilerin her zaman ayırt edici olmayabileceğine değinen Uzm. Dr. Ergün Öztaş, “Baş ağrısı, halsizlik, kas ve eklem ağrıları ile karın ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler görülebiliyor. Hastalık ilerledikçe kanama ve pıhtılaşma bozuklukları da ortaya çıkabiliyor” diye konuştu.

Öztaş, ağır seyreden vakalarda daha ciddi tablolarla karşılaşılabildiğini belirterek, “Karaciğer fonksiyonlarında bozulma, yaygın damar içi pıhtılaşma ve çoklu organ yetmezliği gelişebiliyor” ifadelerini kullandı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün hastalığa ilişkin değerlendirmelerine de değinen Dr. Öztaş, “Dünya Sağlık Örgütü de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nde ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, baş dönmesi, sırt ağrısı ve gözlerde kızarıklık gibi belirtilerin görülebileceğini belirtiyor. Ağır vakalarda kanama ile birlikte karaciğer ve böbrek yetmezliği gelişebiliyor” dedi.

ET BENİ İLE KENE KARIŞTIRILABİLİYOR

Kene ile et beninin zaman zaman birbirine karıştırıldığını anlatan Uzm. Dr. Ergün Öztaş, iki yapının birbirinden farklı özellikler taşıdığını söyledi.

32 yıldır fabrikadan çıktığı günkü gibi saklıyor
32 yıldır fabrikadan çıktığı günkü gibi saklıyor
İçeriği Görüntüle

Öztaş, “Et beni iyi huylu bir cilt oluşumudur. Kene ise canlıların derisine tutunarak kanla beslenir. Kenenin bacakları ve deriye tutunma biçimi ayırt edici olabilir” diye konuştu.

Kene teması ihtimalinin değerlendirilmesinde kişinin bulunduğu ortamın da dikkate alınması gerektiğini belirten Öztaş, özellikle kırsal alanlarda, tarla ve bahçelerde çalışanların yanı sıra piknik gibi açık hava etkinliklerine katılanların daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

Kenelerin yalnızca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Öztaş, “Keneler farklı bakteri, parazit ve virüs kaynaklı hastalıkların bulaşmasında da rol oynayabiliyor. Bu nedenle kene temasından sonra ortaya çıkan belirtileri yalnızca tek bir hastalık üzerinden değerlendirmemek gerekiyor” dedi.

KENE ISIRIĞINDA NE YAPILMALI?

Dr. Öztaş, kene ısırığı halinde mümkünse bir sağlık kuruluşundan yardım alınmasını önerdi.

Kenenin deriden çıkarılması gereken durumlarda doğru yöntemin kullanılmasının önemine dikkat çeken Öztaş, “Kene deriye en yakın noktadan uygun bir araçla çıkarılmalı. İşlem sonrasında da ısırılan bölgenin sabunlu suyla temizlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün bu konudaki önerilerini de aktaran Uzm. Dr. Ergün Öztaş, “Kene ince uçlu bir cımbızla deriye en yakın yerden kavranarak düz şekilde yukarı çekilmeli. Çıkarma sırasında kene ezilmemeli. Yağ, vazelin gibi maddeler de kullanılmamalı” sözlerini kaydetti.

KENE TEMASINDA KORUYUCU ÖNLEMLER ÖNEMLİ

Öztaş, kene vakalarında paniğe kapılmadan ancak riski de hafife almadan hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle tarla, bahçe ve hayvancılıkla uğraşan kişilerin düzenli olarak vücut kontrolü yapması gerektiğini belirten Öztaş, kıyafet seçiminin de korunmada önemli olduğunu vurguladı.

Öztaş, “Pantolon paçaları çorapların içine alınabilir. Vücudu mümkün olduğunca örten kıyafetler tercih edilmeli ve açıkta kalan bölgeler düzenli olarak kontrol edilmeli” dedi.

Hayvanlarla çalışan kişilerin de eldiven ve uygun koruyucu ekipman kullanması gerektiğini belirten Dr. Öztaş, bu önlemlerin kene teması riskinin azaltılması açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

Bunun yanı sıra kene popülasyonunun çevresel koşullardan etkilendiğine değinen Uzm. Dr. Ergün Öztaş, ekosistemdeki dengenin korunmasının da kene kaynaklı risklerin azaltılmasında rol oynadığını ifade etti.

EBOLA VE KORONAVİRÜS İÇİN SEYAHAT UYARISI

Ebola ve koronavirüs gibi enfeksiyonların farklı bulaş yollarına sahip olabileceğini belirten Öztaş, uluslararası seyahatlerin artmasıyla hastalıkların farklı bölgelere taşınma ihtimalinin de gündeme geldiğini anlattı.

Öztaş, riskli bölgelere seyahat edecek kişilere uyarıda bulunarak, “Yola çıkmadan önce Sağlık Bakanlığı’nın seyahat sağlığı önerilerinin incelenmesi gerekiyor. Gidilecek bölgeye göre aşı, ilaç ve diğer koruyucu önlemler değişebilir” dedi.

Dr. Öztaş ayrıca seyahat öncesinde sağlık danışmanlığı alınmasının önemine değinerek gidilecek bölgedeki sağlık risklerinin önceden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

TEDAVİ SÜRECİ HASTANIN DURUMUNA GÖRE ŞEKİLLENİYOR

Uzm. Dr. Ergün Öztaş, Covid-19 döneminde kullanılan ilaçların sayısının fazla olmasının nedenlerine de değindi.

Öztaş, “Koronavirüs döneminde çok sayıda ilaç kullanılmasının nedenlerinden biri, hastalığın her zaman tek bir ilaçla tedavi edilememesi ve gelişen komplikasyonlara da müdahale edilmesinin gerekmesiydi” ifadelerini kullandı.

Öztaş, tedavi süreçlerinde hastanın genel durumunun ve organ fonksiyonlarının yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek, çıkan sorunlara göre farklı destek tedavilerinin uygulanabildiğini söyledi.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin ağır seyrettiği vakalara ilişkin de bilgi veren Öztaş, “Sıvı-elektrolit desteği, kan ürünleri, yoğun bakım takibi ve gelişen organ yetmezliklerine yönelik tedaviler gündeme gelebiliyor” diye konuştu.