Ekonomik Büyüme Var Ama Güven Vermiyor
BursaSaati ekranlarında yayınlanan Diyalog Saati programında konuşan Sedat Kızılcıklı, açıklanan büyüme verilerinin detaylarına bakıldığında ekonominin sağlıklı bir yapıda olmadığını ifade etti. Türkiye’nin tüketim ağırlıklı bir büyüme sergilediğini belirten Kızılcıklı, ihracatta yaşanan yüzde 12,3’lük daralmaya dikkat çekti.
Dış ticaretin büyümeye negatif katkı verdiğini vurgulayan Kızılcıklı, “Sanayi üretiminin ve ihracatın sürüklediği bir büyüme yerine tüketime dayalı bir tablo görüyoruz. Bu durum cari açığı ve enflasyonu artırırken ülke ekonomisine güven vermiyor” dedi.
“Türkiye Sanayisizleşme Tehlikesiyle Karşı Karşıya”
Üretim gücünün giderek zayıfladığına işaret eden Kızılcıklı, Türkiye’nin sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Sanayi üretimindeki gerilemenin alarm verdiğini ifade eden Kızılcıklı, “Hizmet sektörlerine dayalı büyüme kısa vadede rakamları yükseltebilir ancak ülkenin geleceğini garanti altına alamaz. Türkiye’nin üretime ve sanayiye dayalı büyüme modeline dönmesi gerekiyor” diye konuştu.
6,8 Milyon Genç Ne Eğitimde Ne İstihdamda
Programın en dikkat çekici başlıklarından biri genç işsizliği oldu. Türkiye’de genç nüfusun önemli bir bölümünün üretim ve eğitim süreçlerinin dışında kaldığını belirten Kızılcıklı, resmi verilerin çok daha büyük bir soruna işaret ettiğini söyledi.
Kızılcıklı, “Ülkemizde asıl sorun yüzde 30,4 seviyesindeki atıl iş gücüdür. Yaklaşık 6 milyon 800 bin genç ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. 15-34 yaş grubunda her 100 gençten yaklaşık 20’si eğitim ve çalışma hayatının dışında bulunuyor” dedi.
Kamu İstihdamı Hızla Arttı
Çalışma hayatındaki dönüşüme de değinen Kızılcıklı, son on yılda kamu çalışanı sayısındaki artışın dikkat çekici boyutlara ulaştığını belirtti.

Bugün yaklaşık 5 milyon 369 bin kişinin kamuda çalıştığını söyleyen Kızılcıklı, bu rakamın on yıl önce 3 milyon 600 bin seviyesinde olduğunu hatırlattı. Kamu istihdamındaki artış oranının yüzde 48,95’e ulaştığını belirten Kızılcıklı, “Ücretli çalışan her dört kişiden biri artık kamuda görev yapıyor” ifadelerini kullandı.
Nüfus Alarm Veriyor
Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birinin de nüfusun yaşlanması olduğunu belirten Kızılcıklı, doğurganlık oranlarındaki düşüşün kritik seviyelere geldiğini söyledi.
Bir ülkenin nüfusunu koruyabilmesi için doğurganlık oranının 2,1 seviyesinde olması gerektiğini hatırlatan Kızılcıklı, Türkiye’de bu oranın 25 yıl önce 2,38, on yıl önce ise 2,19 olduğunu ifade etti.
Bugün ise doğurganlık hızının yaklaşık 1,4 seviyesine gerilediğini vurgulayan Kızılcıklı, “Bu oran artık birçok Avrupa ülkesinin de altında. Türkiye hızla yaşlanan ülkeler arasına giriyor. Gençlerin aile kurmakta zorlandığı, ebeveynleriyle yaşamaya devam ettiği bir tabloyla karşı karşıyayız” dedi.
“Gençlik İçin Ulusal Seferberlik Şart”
Türkiye’nin elindeki genç nüfus avantajını kaybetmek üzere olduğunu savunan Kızılcıklı, çözümün gençlerin yeniden eğitim ve üretim süreçlerine kazandırılmasından geçtiğini söyledi.
Gençlerin adalet, özgürlük, liyakat ve fırsat eşitliği konularında ciddi kaygılar taşıdığına dikkat çeken Kızılcıklı, “Gençlerin ülkeye olan güvenini artıracak adımlar atılmalı. Yerel yönetimlerden merkezi yönetime kadar herkesin gençleri nitelikli iş gücüne dönüştürecek politikalar üretmesi gerekiyor. Türkiye’nin geleceğini koruyabilmesi için ulusal ölçekte bir gençlik seferberliğine ihtiyaç var. Veriler, geleceğimizi kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğumuzu açıkça gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.




