Açıklama şöyle;
KAMUOYUNA
BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MUSTAFA BOZBEY HAKKINDA YÜRÜTÜLEN SÜRECE DAİR AÇIKLAMA
Bursa’da son günlerde yaşanan gelişmeleri, yalnızca yüzeyde görünen bir “yargı süreci” olarak değil; hukukun zamanla ilişkisi, kamu yönetiminin sorumluluğu ve şehir halkının hakkı bağlamında değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz.
Bu nedenle meseleyi kişi merkezli değil; ilke, süreç ve sistem merkezli ele alıyoruz.
Biz Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı olarak şunu açıkça ifade ediyoruz:
Bu süreç, mevcut hâliyle ciddi soru işaretleri barındırmaktadır.
1. Kronoloji ve Soru İşaretleri
Sayın Mustafa Bozbey, 1999–2019 yılları arasında Nilüfer Belediye Başkanlığı yapmıştır.
2024 yılında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilene kadar geçen 5 yıllık süreçte herhangi bir belediye görevi bulunmamaktadır.
Bugün ise, 2019 öncesine ait iddialar gerekçe gösterilerek 56 kişiyle birlikte gözaltına alınması, hukukun zamanlaması ve uygulanma biçimi açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Bu tablo, hukukun doğal işleyişiyle değil; geçiktirilen ve seçici biçimde devreye sokulan bir yargı anlayışının ürünü olarak değerlendirilmektedir.
2. Masumiyet, Sistem ve Şehir Halkının Hakkı
İsnat edilen suçlar, imar uygulamaları üzerinden işlenebilecek suçlarla ilgilidir.
İmar; şehirde yaşayan herkesin hayatını doğrudan etkileyen ve uzun yıllar boyunca somut sonuçları görülen bir alandır.
Bu nedenle söz konusu mesele, yalnızca bir teknik veya idari konu değil; aynı zamanda şehir ve insan hakkı meselesidir.
İmarla ilgili iddialar, Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemine ilişkindir; dönemin Bursa Büyükşehir Belediyesi yönetiminin sürecin dışında tutulması, soruşturmanın hukuki bütünlüğü ve tarafsızlığı üzerinde soru işaretleri yaratmaktadır.
Aradan geçen yıllara rağmen iddialara konu hususların soruşturulmamış olması ve benzer iddiaların, önceki dönem belediye yönetimleri için hem geçmişte hem de bugün işleme alınmamış olması, hukukun zamanında ve eşit işletilmediği yönünde kamuoyunda haklı şüpheler oluşturmaktadır.
Hukukun ve yargının, biraz daha geçse neredeyse imar tarihinin konusu olacak bir meselede bu denli gecikmeli şekilde devreye girmesi, hukuk sistemi açısından kabul edilemez.
Öte yandan, iddialar ve sürecin geldiği aşama dikkate alındığında, davet, ifade verme veya belgeler üzerinden sürece katılabilecekken Sayın Bozbey'in, gözaltı tedbiri uygulanarak yargılama sürecine dahil edilmesi, hukuki ve ölçülü bir yaklaşıma uzak düşmüştür.
Eğer suçlar imar üzerinden işlenmiş ve bugüne kadar adım atılmamışsa ortaya çıkan tablo yalnızca belediye başkanına mal edilemez. İmar süreçleri, ilgili bakanlıklar, denetleme mekanizmaları, Sayıştay ve yargı gibi çok sayıda bileşeni kapsar.
Şehir halkının hakkı ihlal edilmişse, sorumluluk da soruşturma da bu bileşenler üzerinden ele alınmalıdır.
3. Seçici Hukuk ve Güven Erozyonu
Hukuk, geciktirildiğinde veya seçici işletildiğinde adalet değil, haksızlık üretir.
Bursa’da yaşanan süreç, yalnızca bir soruşturma değil; hukukun herkese eşit uygulanıp uygulanmadığının test edildiği bir sınavdır.
Benzer iddialar geçmişte ve geçmişe dönük farklı yönetimler için soruşturulmamışsa, bugün başlatılan süreç tarafsızlığını kaybeder ve hukuk sistemine olan güven ciddi şekilde erozyona uğrar.
Bu durum, yalnızca ilgili kişiler üzerinde değil, tüm kamu vicdanı üzerinde de derin etkiler bırakır.
4. Çağrımız ve Beklentimiz
Bizler ne peşin hüküm veririz ne de iddiaları görmezden geliriz.
Açıkça ifade ediyoruz:
Hukuk, gecikmiş reflekslerle değil, zamanında ve eşit şekilde işletilmelidir.
Soruşturmalar, siyasi takvimlere göre değil, hukuki gerekliliklere göre yürütülmelidir.
Benzer iddialar, kimliği ne olursa olsun aynı ciddiyetle ele alınmalıdır.
Aksi takdirde hukuk, adalet üretmez; haksızlık üretir.
Kamuoyunun vicdanını rahatlatacak olan şey, kişiler üzerinden yürütülen operasyonlar değil, herkesi kapsayan adil, şeffaf ve tarafsız bir sistemin varlığıdır.
Geçiktirilen yargılama da, seçtirilen yargılama da adalete değil, siyasetin güç kullanımına işaret eder.




