HABER: BURHAN KURTULMUŞ

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan ve 2873 Sayılı Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören teklif, çok sayıda meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşunun tepkisini çekti. Yapılan açıklamada, teklifin milli parkları korumak yerine sermayeye yeni yatırım alanları açacağı savunuldu.

Doğal Alanlar İçin “Sermayeye Açılma” uyarısı

Açıklamada kapitalist üretim anlayışının doğa üzerindeki baskısına dikkat çekilerek, son yıllarda Türkiye’de doğal alanların iktidar politikalarıyla hızla tahrip edildiği öne sürüldü. Teklifin yasalaşması halinde milli parkların ekolojik değerlerinin zarar göreceği ifade edildi.

Milli Parklarda Yapılaşma ve Uzun Süreli İşletme

Teklife göre milli park, tabiat parkı ve tabiatı koruma alanlarında ulaşım projeleri, enerji iletim hatları, altyapı tesisleri ve çeşitli yapıların yapılmasının önü açılabilecek. Ayrıca bu alanların yönetiminin özel şirketlere devredilebilmesi de mümkün hale gelebilecek.

Düzenleme kapsamında turistik tesislerin milli parklarda önce 49 yıl, başarılı bulunması halinde ise 99 yıla kadar özel şirketler tarafından işletilebilmesine olanak tanınacağı belirtiliyor.

Açıklamada, korunan alanların yalnızca bugünkü kuşak için değil gelecek kuşaklar adına da güvence altına alınmış kamusal emanet alanları olduğu vurgulandı.

Anayasal Güvenceye Aykırı Olduğu İddiası

Meslek örgütleri ve sivil toplum temsilcileri, teklifin Anayasa’daki doğa koruma hükümleriyle çeliştiğini savundu. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 63. maddesinin tabiat varlıklarının korunmasını devletin görevi olarak tanımladığı, 168. ve 169. maddelerin ise doğal varlıkların kamu mülkiyetinde olduğunu ve devlet tarafından yönetilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyduğu hatırlatıldı.

Bu çerçevede, teklifin kamusal mülkiyet altındaki doğal varlıkların özel şirketlere tahsisine kapı aralayacağı ifade edildi.

Ziyaretçi Yoğunluğu ve Ekosistem Riski

Teklifin milli parklara daha fazla ziyaretçi çekmeyi hedeflediği de belirtilen açıklamada, ziyaretçi yoğunluğu ve tesisleşme kararlarının ekonomik beklentilere göre değil ekosistem dengesi ve türlerin yaşam alanları dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği vurgulandı.

Uzmanlara göre habitat hassasiyeti, tür popülasyonları ve ekosistem dayanıklılığı göz önünde bulundurulmadan yapılacak planlamalar doğal yaşam üzerinde ciddi baskı oluşturabilir.

Avcılık ve Yaban Hayatı İçin Risk Uyarısı

Teklifte yer alan bir diğer değişiklik ise av ve yaban hayatının yönetiminin özel şirketlere devredilebilmesine yönelik düzenleme. Açıklamada bu durumun nesli tehlike altındaki türler, yaban hayatı koridorları ve ekosistem bütünlüğü açısından ciddi riskler doğurabileceği ifade edildi.

İpek geleneği Bursa’da yeniden gündemde
İpek geleneği Bursa’da yeniden gündemde
İçeriği Görüntüle

Yaban hayatı yönetiminde ekonomik kazanç yerine biyolojik çeşitliliğin korunmasının esas alınması gerektiği belirtilerek, av kotası ve kullanım kararlarının bilimsel verilere dayanması gerektiği vurgulandı.

“Milli Parklar Gelecek Kuşakların Ortak Mirasıdır”

Açıklamada milli parkların yalnızca doğal alanlar değil, aynı zamanda kentler ve toplum için hayati önem taşıyan “nefes alanları” olduğu ifade edildi. İklim kriziyle mücadele edilen günümüzde korunan alanların zayıflatılmasının yalnızca doğa için değil insan yaşamı ve geleceği için de ciddi riskler oluşturacağı belirtildi.

Bu nedenle milli parkların yatırım veya yoğun kullanım baskısı altında değerlendirilecek alanlar değil, iklim dirençli yaşamın temel altyapısı olarak korunması gereken stratejik doğal varlıklar olduğu dile getirildi.

Teklifin geri çekilmesi istendi

Meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, söz konusu düzenlemenin geri çekilmesi çağrısında bulunarak bazı öneriler sıraladı. Buna göre;

  • Turizm amaçlı avcılığın iptal edilmesi, kaçak avcılıkla mücadelede cezaların artırılması

  • Bakanlık bünyesinde uzman personel sayısının artırılması

  • Bilimsel yönetim planlarının hazırlanması

  • Koruma statülerinin güçlendirilmesi

  • Yerel yönetimler ve üniversitelerle iş birliğinin artırılması

  • Toplumda milli parklar ve yaban hayatı konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılması önerildi.

Ortak açıklama yapan kurumlar

Açıklama; TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, Bursa Tabip Odası, Bursa Barosu, Bursa Veteriner Hekimler Odası, Tarım Orkam-Sen Bursa Şubesi, Türkiye Ormancılar Derneği, Doğader, Bursa Kent Konseyi ve Nilüfer Kent Konseyi tarafından kamuoyuna duyuruldu.

Kurumlar, milli parkların “ağacıyla, suyuyla, toprağıyla ve yaban hayatıyla gelecek kuşaklara devredilmesi gereken ortak yaşam alanları” olduğunu belirterek doğa koruma mücadelesini sürdüreceklerini vurguladı.