Türkiye Komünist Partisi Bursa İl Örgütü tarafından 17 Mayıs Pazar günü “Madenden Eğitime, Sağlıktan Enerjiye Derhal Devletleştirme” ve Bursa Fabrikalar Arası Dayanışma Ağı kuruluş etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte TKP Bursa İl Başkanı Samet Topsever, İTM Bursa Delegesi Uğur Ataş, Kıranışıklar Köy Temsilcisi Osman Atak ve TKP Merkez Komite Üyesi Alpaslan Savaş konuşma yaptı.

Etkinlikte konuşan TKP Bursa İl Başkanı Samet Topsever, iş cinayetlerine ilişkin verileri paylaşarak emekçilerin ağır çalışma koşullarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. 2025 yılında en az 2 bin 15, 2026 yılının ilk 4 ayında ise en az 622 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini belirten Topsever, işçilerin yalnızca fabrikalarda değil, plazalarda, okullarda ve sokaklarda da sömürü düzeninin baskısı altında olduğunu savundu.
Topsever, işçi sınıfının örgütlü mücadelesine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün, güzel memleketimizi 3-5 sermayedarın cenneti, emekçilerin cehennemi olmaktan çıkarmak için buradayız. İşçi sınıfının yönettiği bir cumhuriyeti kazanmak gerektiğini ve bunun için örgütlenmenin zorunlu olduğunu anlatıyoruz. Bu karanlığı yırtıp atacak iradenin, kırıntıları değil ülkeyi isteyen bir işçi sınıfının sahneye çıkmasından geçtiğinin bilincindeyiz.”
MADENLER İÇİN DEVLETLEŞTİRME TALEBİ
Topsever, konuşmasında madenlerin özel şirketlerin kâr alanı haline getirildiğini öne sürerek, madenlerin devletleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin doğal zenginliklerinin yerli ve yabancı sermaye tarafından sömürüldüğünü savunan Topsever, madenlerin halk yararına ve planlı ekonomi anlayışıyla işletilmesi gerektiğini dile getirdi.
Topsever, özel hastaneler ve özel okullar için de benzer bir çağrıda bulunarak, “Madenler, özel hastaneler, özel okullar devletleştirilmeli ve bir kuruş bedel ödenmemeli” görüşünü paylaştı.
SAĞLIK VE EĞİTİMDE KAMUCU MODEL VURGUSU
Etkinlikte sağlık ve eğitim alanındaki sorunlara da dikkat çekildi. Topsever, hastanelerin kâr alanı, yurttaşların ise müşteri olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.
Sağlık emekçilerinin ağır koşullarda ve can güvenliği riski altında çalışmak zorunda bırakılmaması gerektiğini dile getiren Topsever, öğretmenlerin de ekonomik ve mesleki baskılarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Topsever, “Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir” sözleriyle eğitim emekçilerinin mücadelesine destek çağrısı yaptı.
"BEYAZ YAKA DA MAVİ YAKA DA İŞÇİDİR"
İTM Bursa Delegesi Uğur Ataş ise konuşmasında işçi sınıfının ortak sorunlarına değindi. Beyaz yaka ve mavi yaka ayrımı yapılmaksızın emeğiyle geçinen herkesin aynı düzenin sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Ataş, işçilerin örgütlenme, sendikalaşma ve grev hakkına sahip çıkması gerektiğini söyledi.
Ataş, “Bazılarımız kendine işçi demekten kaçınıyor. İster beyaz yaka olsun ister mavi yaka; biz işçiyiz. İşçi olmaktan utanmayacağız. İşçiler rekabet etmez, dayanışır; bölünmez, birleşir. Birlikte güçlüdür” diye konuştu. Bursa’da Bosch fabrikasında işten çıkarma iddialarına da değinen Ataş, işsizlik, düşük ücretler ve ağırlaşan çalışma koşulları karşısında işçilerin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
KIRANIŞIKLAR KÖYÜ'NDEN DAYANIŞMA MESAJI
Etkinlikte söz alan Kıranışıklar Köy Temsilcisi Osman Atak da köylerinin mera alanına cezaevi yapılmak istendiğini belirterek yaşanan sürece tepki gösterdi.
Kıranışıklar Köyü’nün Nazım Hikmet’in anıt mezarının bulunduğu köy olduğunu hatırlatan Atak, köyün talan edilmek istendiğini savundu.
Atak, mücadelelerinde TKP’nin yanlarında olduğunu ifade ederek, “Sesimizi duyurmak ama en çok da teşekkür etmek için geldik. Kıranışıklar Köyü’nde yaşanan talana karşı yanımızda TKP durdu. Birlikte kazanacağız” dedi.
"HER SORUNUN MERKEZİNDE EMEK-SERMAYE ÇELİŞKİSİ VAR"
TKP Merkez Komite Üyesi Alpaslan Savaş ise konuşmasında Türkiye’de yaşanan birçok sorunun temelinde emek-sermaye çelişkisinin bulunduğunu savundu.
TKP’nin “Madenden Eğitime, Sağlıktan Enerjiye Derhal Devletleştirme” başlığıyla yaptığı çağrının, ülkenin temel sorunlarına karşı bir çözüm önerisi olduğunu belirten Savaş, madencilikten sağlığa kadar birçok alanda yağma ve sömürü düzeninin işlediğini ileri sürdü.
Savaş, işçi sınıfının sorunlarının yalnızca belirli günlerde gündeme getirilmesini eleştirerek, “Her şeyin merkezinde emek-sermaye çelişkisi varsa, işçi sınıfının sorunları yılda bir günle sınırlandırılamaz. Biz eşitlik, özgürlük ve örgütlenme hakkı istiyoruz. Kırıntıları değil, ülkeyi istiyoruz” ifadelerini kullandı.
ŞEHİR HASTANELERİ VE KAMU KAYNAKLARI ELEŞTİRİSİ
Konuşmasında şehir hastanelerine de değinen Savaş, kamu kaynaklarının özel şirketlere aktarıldığını savundu.
18 şehir hastanesinin 7 şirket tarafından yönetildiğini belirten Savaş, 2025 yılının ilk 7 ayında bu şirketlere 71 milyar lira ödeme yapıldığını söyledi. Savaş, Ankara Tabip Odası’nın açıklamalarına atıfta bulunarak, bu kaynakla Türkiye’de çok sayıda hastane yapılabileceğini ifade etti.
NATO VE KÜBA KAMPANYASI DUYURULDU
Alpaslan Savaş, konuşmasının sonunda TKP’nin önümüzdeki dönem gündemlerine ilişkin de bilgi verdi.
4-12 Temmuz tarihleri arasını “NATO haftası” ilan ettiklerini belirten Savaş, 5 Temmuz’da Ankara’da NATO karşıtı miting düzenleyeceklerini söyledi. Savaş ayrıca, ABD ablukasına karşı Küba halkıyla dayanışma amacıyla “Küba için güneş topluyoruz” kampanyası yürüttüklerini ifade etti.




