Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı kırsal Hasanağa Mahallesi’nde, Türkiye’nin en kaliteli ve değerli enginarlarından biri olarak gösterilen Hasanağa enginarının yetiştiği tarım alanları giderek daralıyor.

Geçimini yıllardır topraktan sağlayan bölge üreticileri; milyonlarca liralık lüks konutların, dev fabrikaların, yoğunlaşan trafiğin ve yeni açılan yolların arasında sıkışıp kalmış az sayıdaki tarım alanında üretim mücadelesi veriyor.

Son yıllarda kontrolsüz ve hızlı büyüyen Nilüfer’deki yapılaşma baskısı, kentin önemli tarım bölgelerinden biri olan Hasanağa Mahallesi’ni de doğrudan etkiliyor. Kendine has lezzeti ve kalitesiyle bilinen Hasanağa enginarının geleceği, azalan tarım arazileri ve artan betonlaşma nedeniyle tehlike altına girerken, çiftçiler zorlu şartlara rağmen tarlalarındaki hasat mesaisini sürdürüyor.

Cumalıkızık’ın kurucusuna vefa: Esat Uluumay’ın ismi yıllar sonra yeniden yerinde
Cumalıkızık’ın kurucusuna vefa: Esat Uluumay’ın ismi yıllar sonra yeniden yerinde
İçeriği Görüntüle

A W730845 02

“PARA GALİP GELİYOR”

Hasanağa’da bugüne kadar düzenlenen 16 Hasanağa Enginar Festivali’nde ürettiği mahsullerle 11 kez birincilik ödülü alan 46 yaşındaki üretici Ömer Çinkaya, 23 yıldır enginar üretimi yaptığını söyledi.

Hasanağa enginarının Türkiye’nin en kaliteli ve lezzetli enginarlarından biri olduğunu belirten Çinkaya, tarım alanlarının sanayileşme ve yapılaşma baskısı altında kaldığını ifade etti.

Çinkaya, “Bursa, sanayisi yüzünden çok yoğun göç alan ve hızla büyüyen bir şehir. Bu kontrolsüz büyümenin en ağır ve olumsuz faturasını maalesef biz tarım alanlarında ödüyoruz. Konut ve imar baskısı artık bizim de tarlalarımızın kapısına kadar dayandı. Bölgede direnen, toprağını satmayan bizim gibi çok az sayıda üretici kaldı. Adım adım imara yenik düşüyoruz, göz göre göre tarım alanlarımız ellerimizden gidiyor” dedi.

Çinkaya, tarım arazilerinin yok olmasının gelecekte ağır sonuçları olacağını vurgulayarak, “Bu durumun gelecekte insanoğlu için çok ağır ve geri dönülemez sonuçları olacak ama ne yazık ki günün sonunda hep para galip geliyor. Bizler aslında tarım arazilerini yok ederek kendi sonumuzu kendi ellerimizle hazırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

A W730845 01

“TARLAMIZA GİREMEZ HALE GELDİK”

Tarlalarının fabrikalar, lüks konut siteleri, otobanlar ve yoğun araç trafiğiyle çevrelendiğini söyleyen Çinkaya, üretim yaparken lojistik ve güvenlik sorunları yaşadıklarını belirtti.

Çinkaya, “Çevremizdeki yapılaşmadan dolayı oluşan aşırı araç fazlalığı ve kamyon trafiğinden ötürü tarlalarımıza giriş çıkış yaparken çok büyük zorluklar yaşıyoruz. Kendi tapulu tarlamıza neredeyse giremez hale geldik. Kentin tarlaların içine kadar girmesiyle birlikte bölgede hırsızlık olayları da tavan yaptı; binbir emekle büyüttüğümüz enginarlarımız geceleri tarladan kesilip çalınıyor” diye konuştu.

Konutların, fabrikaların ve trafiğin ortasında sıkışıp kaldıklarını dile getiren Çinkaya, üreticilerin ekonomik şartlar karşısında toprağını satmak zorunda kalabileceğini söyledi.

A W730845 04

“TOPRAK BİTİNCE İNSANLAR NE YİYECEK?”

Çinkaya, bölgede üretim yapan çiftçilerin giderek yalnızlaştığını belirterek, “Sıranın yavaş yavaş bize de geldiğini çok net hissediyoruz. Yarın bir gün bize de gelip ‘tarlan için şu kadar milyon lira veriyoruz’ diyecekler ve biz de bir noktada pes edip vereceğiz. Çünkü ekonomik şartlarda para galip gelecek” dedi.

Bir üreticinin toprağını satmasının çevresindeki diğer üreticileri de zor durumda bırakacağını ifade eden Çinkaya, “Ben satmasam, yanımdaki komşum satacak ve etrafım tamamen betonla çevrilince ben zaten orada mecbur kalıp bırakacağım. Sonunda hepimiz bu bereketli topraklarımızdan olacağız. Toprak bitince, beton bloklar yükselince gelecekte insanlar ne yiyecek, çocuklarına ne yedirecek gerçekten hiç bilmiyorum” sözleriyle endişesini dile getirdi.

Kaynak: İHA