Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME) Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Karagöz, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Prof. Dr. Fuat Sezgin Merkez Kütüphanesi'nde düzenlenen "Yapay Zeka ve Otonom Sistemler ile Tarımsal Dönüşüm" başlıklı panelde, TÜME'nin geçen eylül ayında İstanbul'da TEKNOFEST'te doğduğunu söyledi.
Dünyada tarımla, gıdayla ilgili çeşitli stresler yaşanırken Türkiye'de ciddi bir tarım ve hayvancılık üretim potansiyeli olduğunu belirten Karagöz, bu potansiyelin yanında da bazı sınamalar bulunduğunu, TÜME'nin bu sınamalar karşısında dertli bir grup girişimci, akademisyen, iş adamı ve üreticinin bir araya geldiği bir sivil toplum kuruluşu olduğunu anlattı.
Tarımda özellikle pandemi ile artan arz, iklim gibi çeşitli küresel şok dalgaları görüldüğünü dile getiren Karagöz, 15 sene önce 100 metreden çekilen suyun bugün 300 metreden çıktığını, daha aşağıya da gidilemeyeceğini vurguladı.

Gazze'de gıdanın bir silah olarak kullanıldığını, insanlara suyun, yemeğin verilmediğini ve bununla dize getirilmeye çalışıldığını dile getiren Karagöz, şunları kaydetti:
"Yaşanan bu gelişmeler, bize dünyada arz, jeopolitik ve iklimle ilgili stres faktörlerinin olduğunu gösteriyor. Bir de bunun üzerine sosyolojiyle alakalı bir stres baş gösterdi. Dedelerimizin, anneannelerimizin yüzde 90-95'i tarım ve hayvancılık yapıyordu. Şu an annesi, babası yapanların oranı yüzde 40-50'lere düştü. Kendisi yapanlar ise yüzde 5-10'lara düştü. Çocuklarımızın yapmayacağını öngörüyoruz. Maddi kaynaklarımız olsa da 'Biz istediğimiz her ürünü, dünyanın herhangi bir tarafından nasıl olsa getiririz' diyemeyiz."
Karagöz, iklimle, suyla alakalı da stres olduğunu belirterek, "Üreticiler yaşlanıyor ve bu işi yapmamaya başladıklarında demek ki biz bir açıkla karşılaşacağız. Bu açık öyle bir açık ki dünyada son 20 yılda talep de sürekli artıyor. Nüfus artış hızının üzerinde bir tüketim alışkanlığı var." diye konuştu.
Abdulkadir Karagöz, tüm parametrelerin arzla ilgili sıkıntı yaşanacağını gösterdiğini, bu yüzden konuyla ilgili dertlenen, söz söyleyen, bilgi ve ürün üretmek isteyenlerin kollarını çok daha fazla sıvaması, normalde 10 yılda yapacağı işi, 1 yılda yapmasının vaktinin geldiğini söyledi.

"Yapmamız gereken şey tuşa basmak"
Türkiye'nin yüzde 5-10 civarındaki et açığı hariç birçok gıda ve tarım ürününde kendine yettiğine, 35 milyar dolarlık da gıda, tarım, hayvancılık ürünleri ihraç ettiğine dikkati çeken Karagöz, şöyle devam etti:
"Her şey güllük gülistanlık' dememiz lazım ama diyemiyoruz. Yeni sınamalarla karşı karşıya olduğumuz, bazen üreticileri, bazen tüketicileri, bazen de her ikisini birden mutsuz eden fiyat istikrarı sorunumuz olduğu için, tüketimin artmakta olduğunu, arzın da azalmakta olduğunu gördüğümüz için diyemiyoruz. Ülkeler arasındaki geçişkenliklerin böyle stresli zamanlarda daha azalma ihtimali olduğu için, dışarıya bağımlı olma ihtimalimiz olan ürünlerde, artık dışarıya bağımlı olmamak için diyemiyoruz. Belki biz, bugün kapıları kapatsak ciddi manada kendine yeten dünyadaki ender, nadir ülkelerden biri olacağız ama bu sınamalar devam ettikçe 10 sene sonrası çok daha stresli olacak."
Karagöz, tarımda ve hayvancılıkta yapay zekaya dayalı yönetim sistemlerini, teknoloji odaklı üretim modellerini ortaya koymak gerektiğini vurguladı.
"Dönüştürmemiz, günlük sorun ve problemlerin ötesine geçip ortaya bir model koymamız ve ikna etmemiz gereken gençler var." diyen Karagöz, ahırlarda da artık robotik teknolojiler olduğunu, bir otonom sisteminin 50-75 baş arasında hayvan sağabildiğini söyledi.

Karagöz, Türkiye'nin süt yükünü sırtlanacak, teknolojiyi kullanacak 40 bin gence ihtiyaç olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Bu 40 bin gençle 2-3 milyon civarında hayvan bakalım, 20 milyon ton civarında süt üretelim. Buralarda 40 bin genci hayvancılıkta beslemeden üremeye, döllemesine kadar doğru bilgi ve teknolojiyle donatalım. Bugün ülkemizde 40 bin 75 başlık ari işletmemiz olsa ve bu işletmeler, dişi sperma kullanıyor olsa Türkiye'nin ihtiyacından fazla ihraç edebileceğimiz 2 milyona yakın gebe düvemiz olur. Bunun da bugünkü ekonomik değeri yıllık 5-6 milyar dolar civarına tekabül eder."
Tarım ve hayvancılıkta sosyolojik ve genetik bir dönüşüm potansiyeli olduğunu dile getiren Karagöz, teknolojiyi kullanarak süt hayvancılığının ve damızlık yetiştiriciliği sorunlarının çözülebileceğini vurguladı.
Karagöz, Türkiye'deki aile işletmelerinin çok başarılı performanslar sergilediklerine dikkati çekerek, "600 bin civarında aile işletmesinde, ortalama 10 başta 6 milyon etçi anaç, 3 milyon da süt hayvancılığı damızlık ile Türkiye'nin sütteki, etteki ihtiyacını karşılayıp üzerine bir de 6 ile 10 milyar dolar arasında ihracat yapma potansiyeline sahibiz. Yapmamız gereken şey, bu dönüşümü başlatacak sistemi kurmak ve bir tuşa basmak." değerlendirmesinde bulundu.
"Teknolojiyi geliştiren ekipte yer alın"
Gençlere, "Teknolojiyi geliştiren ekipte yer alın." çağrısında bulunan Karagöz, "Biz, Türkiye'de tarım teknolojisi geliştiren firmaları davet ediyoruz. Onlarla 2 teknopark çalışmamız var, teknoparklarda kümeleniyoruz. İhtiyaçları yerinde anlayalım ve çözelim istiyoruz." ifadesini kullandı.
Karagöz, TÜME olarak, tarım teknolojilerine ilgili kişileri bulmak, ikna etmek, yetiştirmek, eğitmek, donatmak sonra da sertifikalandırıp kaynak oluşturmak için ilgili fonlara yönlendirmekle mükellef olduklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"TEKNOFEST, eylül ayında olacak. O zamana kadar 40 otonom modelde Türkiye'de 100'er başlık çiftlikleri kurmuş olacağız. Önümüzdeki sene 400 işletmeyi bu şekilde destekleyeceğiz. Bir sonraki seneki hedefimiz de 4 bin. Biz, 40 bin gençle bu dönüşümü başlatabileceğimize, gençlerin başlattığı bu dönüşümle fedakarca yıllardır bu işi yapan üreticilerimizin dahil olacağını hem ölçek büyüteceklerine hem de etçi anaçla ilgili, Türkiye'nin etteki ihtiyacını karşılayabilecek adımlar atabileceğine ve dönüştürücü olabileceğine inanıyoruz. Uzun vadede, 600 bin küçük ölçekli aile işletmesi, 40 bin damızlık yetiştiren yol arkadaşlarımızla Türkiye'nin tarım ve hayvancılıktaki, özellikle hayvancılıktaki ihtiyacını karşılayabileceğimize inanıyoruz."
Panelde, BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Seven Hayvancılık Yönetim Kurulu Başkanı Cem Seven, LIVZYM Biyoteknoloji AR-GE Müdürü Kübra Cansu Yıldırım da konuşma yaptı.
Daha sonra soru-cevap bölümüyle devam eden panelde, bir soru üzerine Karagöz, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'a telefon etti. Telefondan öğrencilere ve akademisyenlere seslenen Bayraktar, herkesi TEKNOFEST'e davet etti.





