HABER: ELİF BAYRIK
Zeytinlik alanların ranta açılmasına yönelik düzenleme, Bursa’daki odalar, çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çekti.
TMMOB, KESK, DOĞADER, Bursa Barosu, Bursa Kent Konseyi ve Nilüfer Kent Konseyi, komisyondan geçen ve kamuoyunda "ihanet yasası" olarak nitelendirilen zeytinlik düzenlemesine karşı bir araya geldi. Kurumlar, yasa teklifinin geri çekilmesi talebiyle kamuoyuna seslendikleri ortak bir basın açıklaması düzenledi.
Basın açıklamasını Bursa Kent Konseyi Başkanı Ertuğrul Aksoy gerçekleştirdi.
Bursa Kent Konseyi Başkanı Ertuğrul Aksoy’un açıklamasından satır başları şöyle;
“İHANET YASASINA HAYIR”
Geçtiğimiz Perşembe günü TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşülerek iktidarın komisyon üyelerince kabul edilen yeni yasa teklifi, bazı bölgelerdeki zeytinliklerin yandaş şirketler tarafından madencilik faaliyetlerine açılmasına, yok edilmesine neden olacak bir düzenleme getiriyor. Maden şirketlerine tanınan ayrıcalıklar yetmiyormuş gibi bu Truva atı niteliğindeki düzenleme ile bir çok alanda maden şirketlerine daha fazla kolaylık, daha fazla ayrıcalık sunulmakta ve bu teklifin yasalaşması çok daha büyük ve geri döndürülmesi olmayan bir doğa tahribatı yaratacağı açıktır.
Yasa teklifi, Ruhsat sahibi şirketlerin, başta Muğla olmak üzere bazı alanlardaki zeytinliklerde madencilik yapabilmesinin önünü açacağı gibi aynı zamanda ÇED süreçlerini hızlandırarak şirketlerin ÇED sürecinde gereken izinleri hızlı bir biçimde almasına da olanak tanıyor.
Yasa teklifi ile sadece zeytinlik alanları tehdit altına alınmıyor, aynı zamanda zeytinlik alanların yanı sıra özel çevre koruma bölgeleri, Milli Parklar Yasası’na göre korunan alanlar, sulak alanlar, yaban hayatı geliştirme sahaları ile kültür ve SİT alanları gibi koruma bölgelerinde de yürütülecek enerji ve enerji projeleriyle ilgili yetki de Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MAPEG) veriliyor.
Bu yetki uyarınca söz konusu alanlarda yürütülecek madencilik faaliyetlerine ruhsat verilmesi ve MAPEG ilgili kurumlara görüş bile sormayacak. Bu alanlar adeta yok sayılacak, ruhsat izinleri verilebilecek. Ayrıca stratejik ve kritik madenlerin acil kamulaştırma yapılabilecek alanlar kapsamında kararlaştırılma ile “tapı” sayılacak.
Yasa teklifinde yer alan bir diğer önemli unsur maden ruhsatı almış şirketlerin zeytinlik alanlarda faaliyet yürütmelerinin önünü açıyor. Buna göre ruhsat alıp zeytinlik alanlara giren şirketler hakkında verilecek olan durdurma ve faaliyetten men kararları idare tarafından uygulanmayacak. Mevcut yasada yer alan faaliyet durdurma, tesisi kapatma, mühürleme, yıkım kararları ile daha önce verilen cezalar uygulanmayacak.
Tarından anlamayan, tarımsal üretim süreçlerini ve zeytincilikten köylülerimiz için ne anlam taşıdığını bilmeyen, Zeytin ağaçlarının sökülüp yeniden dikilmesini bir çözüm gibi savunanlar, bilmelidirler ki, bilgi sahibi olmadıkları konularda, bilimsel ve tarımsal gerçeklere aykırı açıklama yapmalarını ise en hafifinden kınıyoruz.
“YAĞMALAMA AMAÇLI AÇIKLAMALAR”
Yasa teklifi, madenciliğe alan açılacak zeytin ağaçlarının sökülerek başka bir yere dikilmesini, taşınmasını dayatacak bilimsel olmayan bir yöntemi önermekte: “Kesmek, taşıdık”, “Kesmedik, söktük”, “En az 3 yaşına kadar ağaç diktik” açıklamaları yıllardır her doğruda olmuştur ormanların, zeytin alanlarının, akarsuların, çayır çimenin, su döngüsüne destek olan bir habitat olduğu gerçeği göz ardı edildiğini, yok sayıldığını veya bilinmezden gelindiğini gösteren talan, yağmalama amaçlı açıklamalar olduğunu inanıyoruz.
Uyum gösterdiği ormanlardan sökülerek taşınan zeytin ağaçlarının veya yeni dikilen zeytin fidanlarının verimli hale gelmesi oralarda yerel iklimle ve toprakla uyumlu olmasıyla mümkün olabilmekte, aynı kalitede ürün veremez hale gelmektedir.
Yönetenlerin hukuka, üreticilere, işçilerine ve tüketiciye yaklaşımları, bu güne kadar yaptıkları uygulamalar dikkate alındığında yasa değişikliği ile getirilen ayrıcak ve kolaylıkların zamanla Muğla dışına taşarak Türkiye genelinde yayılması, bu değişiklik ile zeytinliklerin madencilik emellerle geçilmesini, yapılaşmasını getirilmesi ihtimali de endişe vericidir.
“İKLİM MÜCADELESİNE ZARAR VERECEKTİR”
Bu yasa değişikliği ile 1939 yılından günümüze zeytin sahalarında yapılamayan, zeytin yağı üreten tesislerin dışında zeytin ağaçlarının vegetatif ve generatif gelişmesine engel kullanılması olacak. Ekosistemin yapısının, zeytinliklerde madencilik faaliyetleri ile birlikte geri döndürülmeyecek şekilde bozulmasına hem de zeytincilik yapan çiftçilerin temel geçim kaynağının tehdit altına girmesine neden olacaktır. Ek olarak zeytinliklerde ve diğer alanlarda yapılacak madencilik özellikle de fosil yakıtlı enerji yatırımları ülkemizin karbon emisyonlarını artıracağı gibi, iklim mücadelesine de zarar verecektir.
Söz konusu madde Zeytincilik Kanunuyla açıkça çelişmekte ve kabul edilmesi halinde Türkiye genelindeki zeytinliklerin de maden faaliyetlerine açılmasının önünü açabilecek niteliktedir. Bu bağlamda zeytin ve orman kanunu uygulamaktan sorumlu başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yasalarına, yönetmeliklerine sahip çıkmaya yasa değişikliğine Kurumsal itirazlarını yükseltmeye, görevlerini yapmaya davet ediyoruz.
“İHANET YASASI İPTAL EDİLİNCEYE KA MÜCADELEYE DEVAM ETMEYE KARARLIYIZ”
Dün olduğu gibi bu günde zeytinliklerimizi, tarım topraklarımızı, sularımızı, ormanlarımızı korumaya, gelecek nesillere yaşanabilir bir ülke bırakmak hedefiyle ihanet yasası iptal edilinceye kadar mücadele etmeye kararlıyız.
“KABUL EDİLEMEZ BİR HAK İHLALİDİR”
Bu yasa teklinin, üreticilerin, işçilerin; bilim insanlarının, sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, çiftçilerimizin itirazlarını dikkate almadan, toplumun tüm kesimlerinin taleplerine ve karşı çıkışlarına rağmen düzenlenmesi ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için tehlikeli ve kabul edilemez bir hak ihlalidir.
Bu nedenle kamu kurumlarının ve halkımızın doğadan yana olan tüm kesimlerini yasa teklifinin geri çekilmesi için harekete geçmeye çağırıyor, doğal varlıklarımızın korunması için sonuna kadar hep birlikte omuz omuza mücadele edeceğimizi kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de görüşülen ve zeytinlik alanları madencilik faaliyetlerine açan yasa teklifine sert sözlerle karşı çıktı. Sarıbal, Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve doğal kaynaklarının adım adım bir sömürü düzenine teslim edildiğini ifade etti.
“MÜCADELEYİ DOĞRU ZEMİNDE BÜYÜTÜRSEK BAŞARI GELECEKTİR”
Sarıbal, açıklamasında mücadele hattının doğru kurulması gerektiğini vurgulayarak, “Adını doğru koyarsak bu mücadele hattını, dayanışmayı, dayanışmanın gücünü başarıya ulaştırabiliriz” dedi.
“12 EYLÜL’DEN BU YANA TÜRKİYE SÖMÜRGELEŞTİRİLİYOR”
Türkiye’nin 12 Eylül darbesi sonrası adım adım bir sömürge devletine dönüştürüldüğünü dile getiren Sarıbal, “Bugün Saray iktidarı, Recep Tayyip Erdoğan'ın saltanat anlayışıyla, bütün yetkilerin tek elde toplandığı bir rejim haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
Yedi yüz seksen bin kilometrekarelik Türkiye topraklarında, yer altı ve yer üstü kaynakların yandaş şirketlere peşkeş çekildiğini belirten Sarıbal, “Bu ülke artık özgür değil; sömürge bir devlet haline dönüştürülmüştür” dedi.
“YOKSULLUK POLİTİKASI BİLİNÇLİ OLARAK UYGULANIYOR”
Sarıbal, IMF ve Dünya Bankası politikalarıyla Türkiye'nin ekonomik olarak çökertildiğini, krizlerle halkın yoksullaştırıldığını ifade ederek, “Bugün Erdoğan ve Mehmet Şimşek’in uyguladığı ekonomi programı, halkı açlığa ve sefalete mahkûm etmiştir. ‘Dünyada şükredin, öbür tarafta cennet’ politikasıyla toplum bu hale getirilmiştir” dedi.
“ZENGİN BAKANLAR, MADENCİ MİLLETVEKİLLERİ DÖNEMİ”
Yeni yasa teklifiyle birlikte zenginlerin ve şirket sahiplerinin TBMM’de yasa yaptığını söyleyen Sarıbal, “Önce özelleştirmelerle, ardından yandaş firmalara kaynak aktarımlarıyla bir zengin bakanlar sınıfı oluşturdular. Şimdi de bu kanunla madenci milletvekilleri eliyle kalan ne varsa talan etmeye hazırlanıyorlar” dedi.
“CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİYLE ÜLKENİN DOĞASI ELDEN GİDİYOR”
Sarıbal, yasa ile birlikte doğanın kaderinin birkaç kişinin kararına bırakıldığını belirtti. “Cumhurbaşkanının onayıyla kurulacak kurul, yardımcısının başkanlık edeceği bir yapıda her şeye karar verecek. Hangi madende ne çıkarılacak, hangi alan acele kamulaştırılacak, buna onlar karar verecek” ifadelerini kullandı.
“TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI SADECE SEYREDİYOR”
Ormanlar ve meraların devre dışı bırakıldığını vurgulayan Sarıbal, “Tarım ve Orman Bakanlığı artık sadece tabeladan ibaret. Bakan ortada yok. Ormanlar, meralar artık bir yazıyla MAPEG’e devredilmiş durumda. Kamu ve özel mülkiyetlere kolayca el konulabilecek” dedi.
CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, teklifin sadece zeytin alanlarını değil, toplumun bütün yaşam alanlarını tehdit ettiğini söyledi. Konuşmasında TBMM’de yasa teklifini görüşen komisyonun başkanının Bursa milletvekili olmasına sert tepki gösterdi.
“KOMİSYON BAŞKANI BURSA MİLLETVEKİLİ AMA BURSALILARIN YANINDA DEĞİL”
Pala, yasa teklifinin görüşüldüğü komisyonda Bursa milletvekilinin başkanlık yaptığını hatırlatarak şunları söyledi:
“Üstelik de bu kanun teklifinin görüşüldüğü komisyonun başkanı bir Bursa milletvekili ama Bursalıların yanında değil”
Pala, komisyon başkanının halkın sesi olacağına, zeytinlikleri yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan yurttaşların komisyonda temsil edilmesini engellemeye çalıştığını ifade etti.
“ SON SÖZÜ DİRENENLER SÖYLER”
Tarihin her döneminde hak mücadelesi verenlerin kazandığını vurgulayan Pala, “Biliyorsunuz, tarihte en son sözü hep direnenler söyler. Biz de birlikte direneceğiz” dedi.
“BU YASA SADECE ZEYTİNLERE ÇÖKME YASASI DEĞİL”
Prof. Dr. Pala, kanunun sadece tarımsal üretim alanlarını değil, halkın tüm haklarını tehdit ettiğini belirterek şu uyarılarda bulundu:
“Bu kanun sadece zeytinlere çökme kanunu değil. Diplomalara çöktüler. Deprem bölgesinde arazilere çöktüler. Şimdi zeytinliklere çöküyorlar. Eğer toplum güçlü bir itiraz göstermezse, herkesin diploması, evi ve sahip olduğu her şey risk altına girecek.”
“TOPLUM YARARINA TEK BİR MADDE YOK”
Pala, yasa teklifinin açıkça sermayeyi desteklediğini, halkın çıkarını gözetmediğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Bu kanunda ayrıca kömür teşvik ediliyor. ÇED gerekli değildir kararları muafiyetle ortadan kaldırılıyor. Çevre yasasında değişiklik yapılmasına rağmen, teklif Çevre ya da Sağlık Komisyonu’na bile getirilmedi. Sanayi Komisyonu’nda görüşülüyor.”
Muhalefet milletvekilleri olarak komisyonda bu gerçeği dile getirdiklerinde, bazı iktidar vekillerinin alınganlık gösterdiğini anlatan
Pala şöyle devam etti:
“Dedik ki o zaman bu kanunda bir tane toplum yararı olan madde gösterin. Gösteremediler. Çünkü yok. Bu yasa tamamen sermaye yanlısı, şirketlerin çıkarına göre hazırlanmış bir düzenlemedir.”
“ HEP BİRLİKTE DİRENDİK, YİNE DİRENECEĞİZ”
Pala, geçmişte de benzer doğa ve halk karşıtı düzenlemelerin halkın örgütlü mücadelesiyle geri püskürtüldüğünü hatırlatarak konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bugüne kadar bu tip kanunlar çok geldi önümüze. Hep birlikte direndik, hep birlikte kazandık. Şimdi yine aynı kararlılıkla direneceğiz.
“BİR AVUÇ YANDAŞA TESLİM ETMEYECEĞİZ”
Yasa teklifinin, Türkiye’nin doğal zenginliklerini yandaş şirketlere ve uluslararası sermayeye teslim etme amacı taşıdığını söyleyen CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, şu ifadeleri kullandı:
Bir avuç yandaş sermayeye, bir avuç uluslararası şirkete bu toprakları teslim etmek için çaba sarf ediyorlar. Ama şunu diyoruz: Bu ülkede bizler var oldukça, bu mücadele devam ettikçe o zeytinlikleri teslim etmeyeceğiz.
“BU YASADA KAMU YARARI YOK, YANDAŞ YARARI VAR”
Yasa teklifinin kamu yararına değil, belli sermaye çevrelerinin çıkarına hizmet ettiğini vurgulayan Yeşiltaş, eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi:
“Bu yasada kamu yararı var diyorlar ama bu yasada kamu yararı yok. Bu yasada yandaş yararı var, şirketlerin yararı var. Onların çıkarlarını kamu yararı diye pazarlıyorlar. Biz buna itiraz edeceğiz, boyun eğmeyeceğiz.”
“BURSA DİRENİYOR BURSA TESLİM OLMUYOR”
Konuşmasında Bursa’nın artık sessiz bir şehir olmadığını belirten Yeşiltaş, halkın direnme iradesine vurgu yaptı:
“Bursa sizin eski Bursa’nız değil. Artık milletvekillerinin, bakanların gelip istediklerini yaptığı kent değil. Bursa direniyor, mücadele ediyor. Heykeller bizim, bu kenti viyadükleriyle birlikte savunuyoruz, savunmaya devam edeceğiz. Birlikte başaracağız, birlikte kazanacağız. Ama mutlaka kazanacağız! Bunu iyi bilsinler”