HABER: BURHAN KURTUMUŞ
Bursa’da eğitim ve sivil toplum çevreleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihinde valiliklere gönderdiği ve Bakan Yusuf Tekin imzasını taşıyan “Ramazan Ayı Genelgesi”ne karşı Bursa Saati'ne art arda açıklamalar yaptı.
Bursa’dan ortak tepki
Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona ve Alevi Dernekleri Bursa Şube Başkanı Hüseyin Kalkan, düzenlemenin anayasal ilkelere ve eğitim bilimine aykırı olduğunu savundu.
Eğitim-İş: “Anayasaya ve çocuk haklarına aykırı”
Eğitim-İş Bursa Şubesi, genelgenin okul öncesinden liseye kadar tüm kademelerde Ramazan ayı boyunca dini etkinlikler düzenlenmesini öngördüğünü belirterek bunun laiklik ilkesini zedelediğini ifade etti. Açıklamada öne çıkan noktalar şunlar oldu:
· Anayasa’nın 24. maddesi uyarınca vicdan ve din özgürlüğünün güvence altında olduğu,
· 42. maddeye göre eğitimin çağdaş bilim esaslarına göre yürütülmesi gerektiği,
· Kamusal eğitimin dini referanslarla şekillendirilemeyeceği.

Sendika ayrıca Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye atıf yaparak, çocukların ailelerinin inançları nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiğini vurguladı. Genelgenin uygulanmasının öğrenciler arasında “kim oruç tutuyor, kim tutmuyor” gibi ayrıştırıcı kategoriler yaratabileceği, bunun da akran zorbalığına zemin hazırlayabileceği belirtildi.

“Pedagojik değil, ideolojik müdahale”
Eğitim-İş açıklamasında, dini içerikli etkinliklerin eğitim sisteminin temel sorunlarının önüne geçirilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi. Öğretmen maaşları, atama bekleyen öğretmenler ve ücretsiz öğün sorunu gibi yapısal meseleler hatırlatılarak, “yoksulluğun olduğu yerde romantik Ramazan sofrası tasvirlerinin pedagojik gerçeklikle örtüşmediği” vurgulandı.
Sendika, laiklik ilkesine, Milli Eğitim Temel Kanunu’na ve eşitlik ilkesine aykırılık gerekçesiyle dava açtığını duyurdu. Ayrıca üye öğretmenlerin söz konusu etkinliklere katılmaması yönünde eylem kararı alındığını bildirdi.
Alevi Dernekleri: “Asimilasyon ve kimlik silme girişimi”

Alevi Dernekleri Bursa Şube Başkanı Hüseyin Kalkan, genelgenin özellikle Alevi çocuklar başta olmak üzere farklı inanç gruplarını yok saydığını öne sürdü. Genelgede yer alan uygulamalar şöyle sıralandı:
· Okullarda Ramazan şenlikleri,
· Ortak iftar sofraları,
· Ramazan davulu etkinlikleri,
· Toplu cami ziyaretleri,
· Okulların Ramazan’a uygun biçimde süslenmesi.
Kalkan, bu uygulamaların “tekçi ve Sünni-İslam merkezli bir anlayışın devlet eliyle dayatılması” anlamına geldiğini savundu.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” eleştirisi
Kalkan, genelgenin dayanağı olarak gösterilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredatına da karşı olduklarını belirtti. Modelin çoğulcu ve eşitlikçi bir eğitim anlayışı sunmadığını ileri süren Kalkan, genelge ile birlikte kamusal eğitimin tarafsız niteliğinin zedelendiğini vurguladı.
Kamusal eğitim tarafsız olmalı
Her iki kurum da kamusal eğitim alanının:
· Dini propaganda alanı olamayacağını,
· Siyasal iktidarın ideolojik aracı haline getirilemeyeceğini,
· Hiçbir inanç veya mezhebin üstün tutulamayacağını
vurguladı. Alevi Dernekleri, genelgenin ve dayanağı olduğu belirtilen müfredatın iptal edilmesini talep ederken; hukuki, toplumsal ve demokratik mücadele yollarının kullanılacağını açıkladı.
Hukuki süreç başladı
Eğitim-İş’in açtığı davada, uygulamanın öğrenciler arasında ayrımcılık yaratacağı ve inanç baskısına yol açabileceği gerekçe olarak sunuldu. Bursa’daki iki kurum da laik, bilimsel ve eşit yurttaşlık temelli eğitim hakkından vazgeçmeyeceklerini belirterek sürecin takipçisi olacaklarını bildirdi. Ramazan Ayı Genelgesi’ne ilişkin tartışmanın önümüzdeki günlerde hem hukuki hem de toplumsal zeminde devam etmesi bekleniyor.





