Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde 17 yaşındaki Hasret Akkuzu'nun cansız bedeninin su kuyusunda bulunmasına ilişkin açılan davada ilk duruşma görüldü. Acılı baba, olay gecesi kızıyla telefonda konuşurken çığlık sesleri duyduğunu anlattı.
Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, 'çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen tutuklu sanık Deniz B., Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada tutuksuz sanıklar ağabey A.B., yenge N.B., araç sahibi E.S., taraf avukatları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da hazır bulundu.
'Çığlıklar koptu, sinyal kesildi'
Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan maktul Hasret Akkuzu'nun acılı babası Ş.A., olay akşamı yaşananları anlatırken dehşet anlarını şu sözlerle ifade etti:
'Evden valiz almaya diye çıkmıştı. İstanbul'a halasının yanına kalmaya gidecekti. 20.30 sıralarında aradım, 'Baba 2 saate geliyorum' dedi. Tekrar aradığımda ''Baba geliyorum yoldayım' dediği sırada telefonda çığlıklar koptu. Kapı gıcırtısı sesi geldi. Ne olduğunu anlayamadım. Sonra sinyal kesildi, bir daha ulaşamadım. 'O akşam arkadaşındadır' diye düşündüm. Ertesi gün jandarmaya gittim. 'Bulundu mu?' diye sürekli sordum Şikayetçiyim.'
Anne A.A. ise, 'Kızım o gün Deniz ile buluşacağını söylemedi. 8 aydır ağlıyorum, sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum' diyerek gözyaşı döktü.
Tutuklu sanık savunma yapmadı: 'Sıradan bir olay değil'
Duruşmaya cezaevinden SEGBİS ile bağlanan tutuklu sanık Deniz B., fiziki olarak mahkemeye getirilmek istediğini belirterek kapsamlı savunma yapmayı reddetti. Sanık, 'Maktulün kimler tarafından mağdur olduğunu anlatmak istiyorum. Bu insanların hiçbir şeyden haberi yok. Bir anlık meydana gelen bir olaydır. Kimseyle hiçbir şeyi paylaşmadım olayla ilgili şoktaydım zaten. Arabanın benzini bitiyordu yakıt göstergesi yanıyordu üzerimde de para olmadığından yolda kalırım diye sordum. Ben o akşam eve 3 kez geldim. Olayın şokuyla ne yapacağımı sapıttığım için tarladan doğru gelip arkadan atölyeye girmeye çalıştım. Tekrardan gittim. Aracı olayın olduğu yerden 1,5 km uzaklıkta bırakıp yürüyerek gittik' şeklinde konuştu.
'Çekici aldı, 'bu bana lazım' dedi'
Cinayete yardım ve delilleri karartma suçlamasıyla 20 yıla kadar hapsi istenen tutuksuz sanık ağabey A.B. ise üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Olay gecesi kardeşinin gece yarısı eve geldiğini anlatan A.B., şunları söyledi:
'Arabayla geldi, bagajı açıktı. 'Bir yerden bir şey mi alıp geldin, başımızı belaya sokma' dedim. Baktım bagaj boştu. Sonra inşaat malzemelerinin arasından bir çekiç aldı. Israrla alma dememe rağmen 'Bu bana lazım' diyerek arabaya attı. Kardeşim bana hiçbir şekilde Hasret'i öldürdüğünü söylemedi.'
Tutuksuz sanık Erkan S., Deniz B.'nin kendisinden arabasını yarım saatliğine istediğini anlatarak şöyle dedi:
'Ehliyeti yok ve arabanın muayenesi yok diye vermek istemedim ama sonra verdim. Arabayı yarım saatliğine almıştı, 40 dakika geçti. Aradım; araba bozuldu, almaya gel dedi. Ben gelemem dedim, sonra arayıp 'arabayı yaptırdım' dedi. Sonrasında aradım telefonu hep kapalıydı. Ertesi gün 12 gibi uyanınca aradım; ikinci aramamda açtı. Arabanın kendisini çok uğraştırdığını söyledi. Çolakoğlu Caddesi'ne arabayı bıraktığını söyledi. Arabada çamur, sigara külü, bira şişeleri falan olduğundan ailemi bindirdiğim için yıkatmadan kullanmak istemedim. Yıkamacıya bıraktım, gece dükkanın önünde kaldı, ertesi gün öğlen teslim aldım. Daha sonra arkadaşımla içki içerken arabanın baskı balatası bozuldu. Hareket etmiyordu. Orada bıraktım. Daha sonra aracı alamadan kolluk kuvvetleri bizi aldı.'
'Süpürgenin ucuna fotoğraf takıldı'
Duruşmada dinlenen oto yıkamacı R.Y., cinayette kullanılan aracı olaydan sonraki gün yıkadığını belirterek, 'Arabanın içerisini süpürürken maktulün babasına ait resim süpürgenin ucuna takıldı. Çıkan eşyaları poşete koydum. Fotoğrafın maktulün babasına ait olduğunu sonradan jandarmadan öğrendim' dedi.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Deniz B.'nin tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanıklar E.S. ve N.B. hakkındaki imza atma yükümlülüğünün kaldırılmasına, A.B.'nin adli kontrolünün ise ayda bir imza şeklinde sürmesine karar verdi. Mahkeme heyeti, sanık A.B.'nin evinin önündeki güvenlik kamerası görüntüleri ile aracın teknik durumunun tespiti için müzekkere yazılmasına hükmeden heyet, duruşmayı 7 Temmuz 2026 tarihine erteledi.




