BURHAN KURTULMUŞ/ BURSA SAATİ
CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında, Bursa İl Başkanı Turgut Özkan ile Nilüfer İlçe Başkanı Deniz Baykal, son günlerde gündeme gelen “görevden alma” ve “atama” iddialarına karşı basının karşısına birlikte çıktı. Toplantıda Bursa’nın ekonomik yapısı, çalışanların geçim sıkıntısı, emeklilerin durumu, konut ve sosyal politikalar da gündeme geldi.
İDDİALARA YAN YANA YANIT
Son günlerde CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan’ın görevden alınacağı ve yerine CHP Nilüfer İlçe Başkanı Deniz Baykal’ın getirileceği yönündeki iddialar kamuoyunda tartışılırken, iki isim CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında yan yana görüntü verdi.
Basın toplantısında iddialara doğrudan polemik üzerinden yanıt vermek yerine birlikte çalışma mesajı öne çıktı. Nilüfer İlçe Başkanı Deniz Baykal, il yönetimiyle ve ilçe örgütü içerisindeki çalışma arkadaşlarıyla ortak çalışmalar yürüttüklerini belirterek, toplantının gündeminin Bursa’nın sorunları olduğunu vurguladı.
Baykal, konuşmasında ilçe yönetiminde görev alan isimlerle yapılan çalışmaların ortak akıl ve dayanışma anlayışıyla sürdürüldüğünü ifade etti.
“BURSA ÜRETİYOR, EMEKÇİ GEÇİNEMİYOR”
Toplantının ana gündemlerinden biri ise Bursa’nın ekonomik yapısı ve çalışanların yaşam koşulları oldu.
CHP Nilüfer Eğitim Sorumlusu Uğur Kartum, Bursa’nın Türkiye ekonomisi açısından önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğunu belirterek, kentin tekstilden otomotive, makineden metale, kimyadan gıdaya ve mobilyaya kadar çok sayıda sektöre ev sahipliği yaptığını söyledi.
Bursa’nın ihracat rakamlarına dikkat çeken Kartum, kentin üretim gücünün yüksek olmasına rağmen bu ekonomik büyüklüğün çalışanların yaşam koşullarına yeterince yansımadığını savundu.
Kartum, “Bursa ihraç ediyor, Bursa’da çalışan emekçi refah içinde yaşayamıyor” diyerek, asgari ücretle kentte geçinmenin giderek zorlaştığını dile getirdi.
“ASGARİ ÜCRETLE BURSA’DA GEÇİNMEK MÜMKÜN MÜ?”
2026 yılında asgari ücretin 28 bin 75 TL olduğunu hatırlatan Kartum, özellikle kira, elektrik, doğal gaz, ulaşım, gıda, eğitim, sağlık ve borç ödemelerinin çalışanların bütçesi üzerindeki yükü artırdığını söyledi.
Bursa genelinde konut kiralarının yaklaşık 20 bin TL seviyesine, Nilüfer’de ise 22-23 bin TL bandına ulaştığını belirten Kartum, bir çalışanın gelirinin önemli bölümünü yalnızca kiraya ayırmak zorunda kalmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Kartum, insanca yaşamanın bir ayrıcalık değil, temel bir hak olduğunu belirterek, Bursa’da ekonomik büyümenin çalışanların refahıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“İŞÇİ DE SANAYİ DE KAZANMALI”
Bursa ekonomisinin temelinde organize sanayi bölgelerinde çalışan binlerce işçinin bulunduğunu belirten Kartum, ekonomik büyümenin yalnızca ihracat rakamlarıyla ölçülemeyeceğini söyledi.
Kartum, işçi ile işveren arasında bir karşıtlık oluşturmak istemediklerini belirterek, güçlü sanayi ve güçlü istihdamın birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Üretimin artarken çalışanların da bu üretimden daha fazla pay alması gerektiğini söyleyen Kartum, işverenlerin üzerindeki yüklerin azaltılması halinde ortaya çıkan ekonomik kazanımın çalışanlara da yansıtılması gerektiğini ifade etti.
“EMEKLİLİK GEÇİM MÜCADELESİ OLMAMALI”
Basın toplantısında emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara da geniş yer verildi.
Kartum, 2026 Temmuz döneminden itibaren en düşük emekli aylığının 23 bin 552 TL olduğunu belirterek, Bursa’da kira seviyelerinin bu rakama yaklaşmasının emeklileri ciddi bir geçim sıkıntısıyla karşı karşıya bıraktığını söyledi.
Birçok emeklinin yalnızca kirasını ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını belirten Kartum, emekliliğin insan hayatının huzur içinde geçirilmesi gereken bir dönem olduğunu ifade etti.
Kartum, emekliler için yalnızca maaş artışının değil; uygun fiyatlı konut, sağlıklı ve uygun fiyatlı gıda, ulaşım desteği, sağlık hizmetleri ile sosyal ve kültürel alanların da önemli olduğunu söyledi.
“EMEKLİ DOSTU BURSA MODELİ OLUŞTURULMALI”
CHP Nilüfer Eğitim Sorumlusu Uğur Kartum, Bursa Büyükşehir Belediyesi ile birlikte “Emekli Dostu Bursa Modeli” oluşturulmasını önerdi.
Bu kapsamda emeklilerin uygun fiyatlarla yemek yiyebileceği sosyal tesislerin artırılması, ulaşım desteklerinin genişletilmesi ve emeklilerin sosyal ve kültürel yaşama katılabilecekleri mahalle ölçeğinde dayanışma merkezlerinin oluşturulması gerektiğini söyledi.
SOSYAL KONUT ÇAĞRISI
Bursa’daki konut ve kira maliyetlerinin yalnızca dar gelirli çalışanları değil, gençleri ve emeklileri de doğrudan etkilediğini belirten Kartum, sosyal konut politikalarının geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kartum, belediyeler aracılığıyla sosyal kiralık konut modellerinin geliştirilmesini, genç çalışanlara uygun fiyatlı konut projeleri hazırlanmasını ve emekliler için düşük maliyetli yaşam alanları oluşturulmasını önerdi.
“Konut yalnızca yatırım aracı değil, temel bir insan hakkıdır” diyen Kartum, Bursa’da sosyal konut politikalarının kapsamının genişletilmesi gerektiğini savundu.
“İNSAN HAYATINDAN DAHA DEĞERLİ BİR ŞEY YOK”
Toplantıda iş güvenliği ve meslek hastalıkları da gündeme geldi.
Bursa’nın Türkiye’nin önemli sanayi kentlerinden biri olduğuna dikkat çeken Kartum, fabrikalarda çalışan işçilerin güvenliğinin ekonomik hedeflerin önünde tutulması gerektiğini belirtti.
İş kazaları ve meslek hastalıklarının Bursa açısından özel önem taşıdığını ifade eden Kartum, üretimin insan hayatı pahasına sürdürülemeyeceğini söyledi.
“BURSA’NIN ZENGİNLİĞİ İNSANLARIN REFAHIYLA ÖLÇÜLMELİ”
Bursa’nın yalnızca fabrikaları, şirketleri ve ihracat rakamlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kartum, kentin gerçek zenginliğinin burada yaşayan insanların ne kadar insanca yaşayabildiğiyle ölçülmesi gerektiğini ifade etti.
Kartum, çalışanların hakkı, emeklilerin onuru, çiftçinin emeği, esnafın alın teri, üretim gücü ve gençlerin geleceğinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, “Üreten kazanacak, emek karşılığını alacak, emekli insanca yaşayacak, genç geleceğini Bursa’da kurabilecek, çiftçi ürettiğinin karşılığını alacak” mesajını verdi.
Toplantı, Bursa’nın emeğine, üretimine ve geleceğine duyulan güvenin vurgulanmasıyla sona erdi.




