Bakanlığın geleneksel yapı projelerinin yanı sıra Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) modeliyle yürütülen şehir hastaneleri hakkında 19 ayrı usulsüzlüğün saptandığını belirten Pala, mevcut durumun kamu kaynaklarının etkin kullanımı, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve şeffaflık açısından utanç verici olduğunu dile getirdi. Prof. Pala, Sayıştay’ın şehir hastanelerine ait tespitleri ve Bakanlığın diğer projelerinde saptanan usulsüzlüklere değindiği iki kapsamlı soru önergesini Bakan Kemal Memişoğlu’na iletti.
Milletvekili Pala, 9 Ekim 2025 tarihinde ilettiği ilk soru önergesinde şehir hastanelerinde Nihai Tamamlama Belgesi’nin düzenlenmemesi, eksik imalat ve ekipman bedellerinin sabit yatırım tutarından düşülmemesi, hizmet sürekliliği ve performans izleme mekanizmalarının işletilmemesi ve sözleşme hükümlerinin gereği gibi uygulanmaması gibi çok sayıda yapısal soruna dikkat çekti.
Pala, “2025 yılında milletin cebinden her gün 286,6 milyon TL şehir hastanelerine aktarılması planlanmıştı; yıl boyunca bu rakam toplam 104,6 milyar TL idi. Böylesine devasa bir bütçeyi bile kendisine yetiremeyen şehir hastaneleri, Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında dile getirdiğimiz gibi, 2025 yılının ilk on ayında kendisine ayrılan bütçenin üzerine çıkmıştır. Sayıştay raporundaki bulgular bu kaynak aktarımının nedenlerini ve KÖİ modelinin kamu yararını gözetmekten ne denli uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bakanlık bu konu hakkında hiçbir açıklama yapamıyor” ifadelerini kullanarak Bakan Memişoğlu’na eleştirilerini dile getirdi.
Ardından Pala, Bakanlığın yapım işlerinde ihale dokümanlarının eksik hazırlanması, mevzuata uygun olmayan kefalet senetlerinin teminat olarak kabul edilmesi, gerekli hallerde sigorta bedelleri ve sürelerinin düzenlenmemesi gibi usulsüzlüklere dair bilgi talep ettiği ikinci soru önergesini 21 Ekim 2025 tarihinde Bakan’a iletti. Konu hakkında Pala, “Sayıştay raporundaki bulgular yaşanan usulsüzlüklerin yapım işlerinde maliyet artışlarına ve gecikmelere sebep olduğunu göstermektedir. En temel süreçlerin bile yeterlilikle yürütülememesi kamuoyunda Sağlık Bakanlığı’nın yönetim kapasitesine dair ciddi endişeler yaratmaktadır. Bakanlık denetim zafiyetlerinin kök nedenlerini hızla çözmeli, sorumlular da hesap vermelidir” dedi.
Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın, Bakan Memişoğlu kendisine iletilen iki soru önergesine de Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi.
“Şehir hastanelerindeki usulsüzlüklerin temelinde kâr hırsı yatarken, Bakanlık yaşananlara açıkça göz yummaktadır!”
Prof. Dr. Pala, 9 Ekim tarihli soru önergesinde ilk olarak şehir hastanelerinde tamamlama süreçleri ile sabit yatırım hesaplarına değindi. Nihai Tamamlama Belgesi düzenlenen hastanelerin listesini, fiilen tamamlandığı halde belgesi bulunmayan projelerin gerekçelerini ve nihai tamamlama yapılmayan yerlerde sabit yatırım ile kullanım bedelinin hangi yöntemle hesaplandığını sordu. Ayrıca yer teslimi yapılmadan başlanan projelerde işletme süresi revizyonunun neden yapılmadığının açıklanmasını talep etti. Konu hakkında, “Nihai tamamlama olmadan ödeme düzeninin kurulması, eksik işin bedelinin kamuya yüklenmesi anlamına gelmektedir. Kamu kaynaklarının böylesine kullanılmasına izin verilemez” dedi.
Devamında Pala, sözleşme eklerinde öngörüldüğü halde temin edilmeyen tıbbi cihaz ve ekipman bulunan hastaneleri, bunun hizmet kalitesi üzerindeki etkilerini ve şirketlere uygulanan yaptırımları gündeme getirdi. İleri görüntüleme ve onkoloji gibi zorunlu cihazların bulunmadığı hastaneler için net bir temin takvimi ile uygulanacak yaptırımların kamuoyuna ilan edilmesi gerektiğini dile getirdi: “Sözleşme eklerinde tanımlanmış tıbbi cihaz ve ekipmanın eksiksiz sağlanması sağlık hizmetlerinin kalitesi ile doğrudan ilgilidir. Sayıştay, Kütahya, İzmir, Adana ve Gaziantep şehir hastanelerinde bilgisayarlı tomografi, brakiterapi, ultrasonografi ve dijital patoloji sistemleri gibi önemli ekipmanların temin edilmediğini ayrıntılı biçimde kayda geçirmiştir. Bu eksikler giderilene kadar sözleşme hükümleri uyarınca hata puanı hesaplanmalı ve kesintiler uygulanmalıdır. Aksi halde şirketlerin kârı için hastaların sağlığının gözden çıkarıldığı açıkça ortaya konmuş olacaktır.”
“Şehir hastanelerinde kamu kaynaklarını şirketlerin kârına çeviren uygulamalar bunlarla da sınırlı kalmıyor” diyen Pala, Sayıştay raporlarına göre bazı şehir hastanelerinde doğal gaz sayaçlarının asgari ölçüm kapasitesinin altında çalıştığını, dolayısıyla ısınma giderlerinin tahsil edilmediğini belirtti. “Dahası bu hastanelerde elektrik, su ve doğal gaz sayaçlarının eksik veya arızalı olduğu gerekçesiyle geriye dönük hesaplamalar da yapılmamaktadır” diye ekledi.
9 Ekim tarihli soru önergesinin sonunda yapı kullanma izinlerindeki gecikmeler dolayısıyla aksayan sağlık hizmetlerine dikkat çekti. “Kütahya Şehir Hastanesi’nde fiili tamamlama yapılmasına karşın yapı kullanma izni alınmadığı için hemodiyaliz alanına hasta kabul edilmemektedir; dahası hizmet sunulmayan alan için işlemler yürütülmeyip şirket kusurlarının üstü örtülmektedir” diyen Pala, ayrıca bazı şehir hastanelerinde görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerinde randevu ve sonuç sürelerinin sözleşme limitlerini aştığı, buna rağmen hizmet seviyesi anlaşması kapsamında çağrı açılmadığı ve herhangi bir işlemde bulunulmadığını ekledi.
“Bulgular şirketlerin kamu kaynaklarını sorumsuzca kullandıklarını açıkça göstermektedir. Bu konuda yaptırımlar neden uygulanmamaktadır?”
21 Ekim tarihli soru önergesinde Pala, öncelikle Bakanlığın diğer yapım işlerinde proje ve ihale dokümanları hazırlanırken sözleşme sürelerinin neden işin büyüklüğünden ve niteliğinden bağımsız olarak belirlendiğini ve bu sebeple yaşanan gecikmelerin maliyete etkisini sorguladı. “Yapılan incelemeler en temel dokümanların üstünkörü hazırlandığını, hatta zemin etütlerinin bile arazilerin mevcut durumunu göstermediğini ortaya koymaktadır. Ülkemizin birçok köşesi deprem riskiyle karşı karşıyayken ve yaşanan gecikmeler sağlık hizmetlerine erişimde ciddi aksamalara sebep olurken Bakanlık kendi hazırladığı mevzuat çerçevesinde yaptırımları ne zaman uygulayacaktır?” sözleriyle Bakan’a çağrısını yineledi.
Soru önergesinin sonunda Pala, yapım süreçlerinde sigorta uygulamalarına yönelik ciddi usulsüzlüklerin de Sayıştay raporunda yer aldığını belirtti. “Tespit edilen usulsüzlüklerden en dehşet verici olanlarından biri, kamu kaynaklarına yükü milyonlarca TL olan projelerin mali güvencesini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde yetkili olmayan aracıların üstleniyor oluşudur. Bunun yanı sıra gerekli hallerde sigorta bedelleri düzenlenmemiş ve kimi yerlerde iş ve işyeri sigortalarının zorunlu teminatlarında eksiklik yaşanmıştır. Bu uygulamalar gösteriyor ki ne şehir hastanelerini ne de Bakanlığın diğer yapım işlerini yüklenen şirketler sınırlı kamu kaynaklarına ve dolayısıyla kamu yararına karşı bir sorumluluk hissetmekte, Bakanlık ise denetim süreçlerinde açıkça yetersiz kalmaktadır” diyerek sorumluların derhal kamuoyu karşısında hesap vermesi gerektiğini ifade etti.



