Pekin'in ev sahipliği yaptığı diplomasi trafiğinin uluslararası siyaset sahnesinde uyandırdığı büyük ilgi, Çin'in dünya politikalarında artan ağırlığını ortaya koyuyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in, ABD Başkanı Donald Trump'tan hemen sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i ağırlaması, bunu gözler önüne seriyor.

Üstelik Çin'in, Rusya ekonomisini kontrol eder hâle geldiği gerçeği de artık bir sır değil.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin ile ilişkilerinin "kazan-kazan" ilkesiyle geliştiğini ve "adil bir iş birliğine" dayandığını savunuyor.

Oysa bu ilişkiler, özellikle Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'ya başlattığı işgal ile birlikte, giderek Çin'in elini güçlendirecek şekilde, tek taraflı bir hâl almaya başladı.

Geçen yıl petrol fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle ikili ticaret hacmi azalmış olsa da Moskova'nın Ukrayna'ya tam ölçekli işgali başlattığından bu yana Rusya'nın Çin'e yaptığı mal ihracatı neredeyse iki katına çıktı.

Rusya-Çin hattında değişen ticari denklem

2024 yılında Rusya, Çin'e yaklaşık 129 milyar dolar değerinde mal ihraç etti. Bunun ezici çoğunluğunu, büyük indirimlerle satılan ham petrol, kömür ve doğal gaz oluşturdu.

Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi'nin hesaplamalarına göre Çin, Ukrayna savaşının başlamasından itibaren Rusya'dan 372 milyar dolarlık fosil yakıt satın aldı.

Bu da Batı'nın yaptırımlarının hedefindeki Moskova'ya, Ukrayna savaşını sürdürebilmek ve ordusunu finanse etmek için ihtiyaç duyduğu mali kaynağı sağladı.

Bunun karşılığında Çin'in Rusya'ya ihracatı neredeyse 116 milyar dolara ulaştı. Batılı tedarikçilerin Rus pazarından çekilmesiyle oluşan boşluğu, Rusya'ya sattığı makineler, elektronik cihazlar ve araçlarla Çin doldurdu.

Çin Rusya'ya doğrudan askerî teçhizat ihracatından kaçınsa da milyarlarca dolar tutarında çift kullanımlı (dual-use), yani hem sivil hem askerî amaçla kullanılabilinen mal tedarik etti. Ve işte bu, Rusya'nın savunma sanayisini ayakta tutmasını sağladı.

Kremlin'in Çin teknolojisine artan bağımlılığı

ABD, Avrupa Birliği (AB) ve İngiltere'nin, Ukrayna savaşının başlamasıyla yürürlüğe koydukları ve giderek ağırlaşan yaptırımlar, Rusya'nın Batı teknolojilerine erişiminin önünü kesti.

Rusya'ya, silah üretimi için hayati önem taşıyan yarı iletkenler, mikroelektronik ürünler ve çift kullanımlı malların ihracatının yasaklanması, Moskova'yı Çin'e muhtaç hâle getirdi.

Bloomberg'e göre, 2024 yılında Rusya'nın yaptırımlar kapsamına giren teknoloji ithalatının yaklaşık yüzde 80'ini Çin karşıladı. 2025 yılında bu oran yüzde 90'a ulaştı.

Rusya için füze ve insansız hava aracı (İHA) montajı için gerekli malzemeleri temin etmek de savaş öncesine kıyasla çok daha zor ve pahalı hâle geldi.

Moskova, bu ürünleri tedarik etmek için yaptırımları üçüncü ülkeler aracılığıyla karmaşık kaçakçılık ağlarından yararlanarak baypas ederken, Ukrayna savaşı öncesine kıyasla yüzde 90'dan daha fazlaya mal olacak şekilde farklar ödemek zorunda kaldı.

Bloomberg'in haberine göre Pekin ayrıca Kremlin'e yeryüzü gözlem istihbaratı, askerî amaçlı uydu görüntüleri ve İHA desteği de sağladı.

Teknoloji alanında destek çıkan Çin, Moskova'nın silah üretimini sürdürmesini, hatta güçlendirmesini sağlarken, aynı zamanda Rusya'nın savaş ekonomisinde devamlılığı sağlayan en önemli kaynak sağlayıcı ülke oldu.

Dedolarizasyon süreci, Yuanizasyona mi dönüştü?

Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı, Rus bankalarının SWIFT ödeme sisteminden çıkartılmasına, Rusya Merkez Bankası’nın yurt dışındaki yaklaşık 300 milyar dolarlık rezervinin de dondurulmasına yol açtı.

Kremlin, dolara dayalı küresel finans sisteminden dışlanırken, yaptırımların hedefindeki Rus kuruluşlarla çalışmak da bankaları, kişileri ve kurumları, ikincil yaptırımlara hedef olma riskiyle karşı karşıya getirdi.

Bunun üzerine, Moskova ve Pekin, "dedolarizasyon" sürecini hızlandırdı, yani ticarette ABD doları yerine, kendi ulusal para birimlerini kullanmaya yöneldiler.

Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov'a göre, geçen yılın sonlarına doğru iki ülke ikili ticaretinin yüzde 99'undan fazlası Ruble ve Yuan ile gerçekleştirildi.

Dedolarizasyon, BRICS'te de destek gördü, hatta BRICS para birimi oluşturma fikri gündeme taşındı.

Ancak süreç daha çok Çin'in para birimi Yuan'ın öne çıktığı "Yuanizasyon" olarak nitelendirilen sürecin fitilini ateşledi ve bu da yeni bağımlılıklara yol açtı.

Örneğin Rusya zaman zaman Yuan kıtlığıyla karşılaşıyor, borçlanma maliyetleri artıyor ve bu nedenle Moskova ikili müzakerelerde Pekin'in üstünlüğünü kabullenmek zorunda kalıyor.

BAE: Son 48 saatte Irak topraklarından atılan 6 İHA'ya müdahale ettik
BAE: Son 48 saatte Irak topraklarından atılan 6 İHA'ya müdahale ettik
İçeriği Görüntüle

Yuan'ın daha yaygın kullanımı, Pekin'in küresel ekonomik etkisini de güçlendiriyor.

Yuan cinsinden varlık tutan veya borçlanan ülkeler, bu sefer de Çin ekonomisine ve politikalarına daha fazla bağımlı hâle geliyor.

Çin'in Rusya üzerindeki ekonomik hâkimiyeti artar mı?

Birçok üst düzey Rusya ve Çin uzmanı, Pekin'in Moskova üzerindeki kaldıraç gücünün önümüzdeki yıllarda daha da artacağı görüşünde.

Çin-Rusya genişletilmiş boru hattı projelerinde ilerleme kaydedilmesi, Moskova'nın ihracat gelirlerini artıracak, Çin'in de enerji güvenliğini pekiştirecek hamle olarak değerlendiriliyor.

ABD'nin İsrail ile İran'a saldırısı, Çin'in enerji tedarikinde ciddi sınamalarla karşı karşıya gelmesine yol açtı. Çin ile ABD arasında Tayvan nedeniyle yaşanması muhtemel bir gerilim de Pekin'in enerji güvenliği alanında daha büyük zorluklar yaşamasını beraberinde getirebilir.

Atlantic Council kıdemli uzmanı Joseph Webster, Substack'te yayımlanan yazısında, Çin'in Tayvan'ı işgal tehditlerine işaret ederek, bunun Batı'nın Pekin'e yaptırımlar uygulamasına yol açacağına, ABD'nin de ayrıca deniz ablukası yoluyla Çin'in petrol ithalatını aksatabileceğine işaret ediyor.

Webster, bu nedenle Rusya'nın Çin'e uzanan enerji boru hattı kapasitesinin artırılmasının, Çin'in elini güçlendireceğine dikkat çekiyor, "Bu, Tayvan'a ilişkin bir acil durum senaryosunda, Pekin'in petrol güvenliğini önemli ölçüde artıracaktır" diyor.

Kaynak: T24