BURHAN KURTULMUŞ / BURSA SAATİ

Okulların açılmasına yaklaşık bir hafta kala, özellikle ilk kez okul deneyimi yaşayacak çocukların ve ailelerinin heyecanı artıyor. Ancak uzmanlar, okula uyum sürecinin yalnızca okulun açılmasına birkaç gün kala konuşulmasının yeterli olmadığına dikkat çekiyor.

Uzman Psikolog Uğur Kartum, Bursa Saati’ne yaptığı değerlendirmede, çocukların okula başlarken yaşayabileceği duygusal tepkilerin büyük ölçüde doğal olduğunu belirterek ailelerin bu süreçte doğru tutum sergilemesinin önemini vurguladı.

“OKULA BAŞLAMADAN ÖNCE MUTLAKA KONUŞUN”

Kartum, ailelerin çocuklarıyla okul hakkında önceden konuşmaları gerektiğini ancak bu konuşmaların çocuğu sorguya çekmeden ve kaygı oluşturmadan yapılması gerektiğini söyledi.

Çocuğun yaşına uygun bir dille okulun nasıl bir yer olduğunun anlatılabileceğini belirten Kartum, öğretmeniyle ve arkadaşlarıyla neler yapacağı, gününün nasıl geçeceği ve bir süre anne-babasından ayrı kalacağı konusunda gerçekçi bilgiler verilmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Uzman Psikolog Kartum, ailelerin çocuklarına gerçekçi olmayan güvenceler vermekten de kaçınması gerektiğine dikkat çekti.

“Okulda hiç ağlamayacaksın” ya da “Çok eğleneceksin” gibi kesin ifadeler yerine, çocuğun duygularını kabul eden ve ona güven veren bir dil kullanılması gerektiğini belirten Kartum, “Bazen beni özleyebilirsin, bu çok normal. Ben seni okuldan almaya geleceğim” gibi ifadelerin daha sağlıklı olduğunu söyledi.

UYKU VE GÜNLÜK DÜZEN OKULDAN ÖNCE DEĞİŞTİRİLMELİ

Okula uyumun yalnızca psikolojik hazırlıkla sınırlı olmadığını belirten Kartum, çocukların günlük yaşam düzeninin de okul başlamadan önce kademeli olarak değiştirilmesini önerdi.

Yatış ve kalkış saatleri, kahvaltı düzeni, hazırlanma süresi ve sabah rutininin okul günlerine uygun hale getirilmesinin çocuğun adaptasyonunu kolaylaştıracağını belirten Kartum, böylece çocuğun okul başladığında aynı anda hem yeni bir ortama hem de tamamen değişen bir günlük düzene uyum sağlamak zorunda kalmayacağını ifade etti.

“AYRILIK KAYGISI YAŞAMASI NORMAL”

İlk günlerde çocukların anne veya babasından ayrılırken ağlamasının, okula gitmek istememesinin, daha fazla sarılmak istemesinin veya ebeveyninden okula birlikte gelmesini istemesinin doğal bir uyum tepkisi olabileceğini belirten Kartum, her çocuğun okula aynı sürede alışmasının beklenmemesi gerektiğini söyledi.

Bazı çocukların birkaç gün içerisinde, bazılarının ise birkaç hafta içerisinde uyum sağlayabileceğini ifade eden Kartum, bazı çocuklarda bu sürecin daha uzun sürebileceğini belirtti.

Uyum sürecinin 3 aya kadar uzayabilmesinin tek başına bir sorun anlamına gelmediğini vurgulayan Kartum, asıl önemli olanın çocuğun tepkilerinin zaman içerisinde azalması ve okula yönelik güven duygusunun gelişmesi olduğunu söyledi.

OKUL KAPISINDAKİ VEDALAŞMAYA DİKKAT

Velilerin en çok dikkat etmesi gereken noktalardan birinin okul kapısındaki vedalaşma olduğunu belirten Kartum, vedanın mümkün olduğunca kısa, sakin ve kararlı tutulmasını önerdi.

Çocuk ağladığında ebeveynlerin paniklememesi, gerilmemesi ve kendi kaygılarını çocuğa yansıtmaması gerektiğini belirten Kartum, çocukların yalnızca söylenenleri değil, anne babalarının duygularını ve beden dillerini de takip ettiğini ifade etti.

Anne babanın yoğun kaygısının çocukta okulun güvenli olmadığı yönünde bir algı oluşturabileceğine dikkat çeken Kartum, “Ben de seni çok özleyeceğim, dayanamıyorum” gibi ifadeler yerine, “Sen güvendesin. Öğretmenin yanında olacak. Günün sonunda seni almaya geleceğim” şeklinde güven veren mesajların kullanılmasını tavsiye etti.

Çocuğun ağlaması durumunda gizlice okuldan ayrılmak yerine kısa ve net bir vedalaşma rutini oluşturulmasının daha sağlıklı olduğunu belirten Kartum, her gün benzer şekilde yapılan vedalaşmanın çocuğun ne olacağını öngörmesine yardımcı olacağını söyledi.

“ÇOCUĞUNUZU BAŞKA ÇOCUKLARLA KIYASLAMAYIN”

Uzman Psikolog Uğur Kartum, ailelerin bu süreçte yaptığı önemli hatalardan birinin de çocuklarını diğer çocuklarla kıyaslamak olduğunu belirtti.

“Bak arkadaşın ağlamıyor”, “Sen artık büyüdün, ağlanır mı?” veya “Diğer çocuklar okula alıştı, sen neden alışamadın?” gibi ifadelerin çocuğun kaygısını azaltmadığını, aksine yetersizlik ve başarısızlık duygusunu artırabileceğini söyledi.

Bunun yerine çocuğun yaşadığı duygunun kabul edilmesi gerektiğini belirten Kartum, ailelerin “Okula başlamak senin için biraz zor geliyor olabilir. Bu duyguyu yaşayabilirsin. Biz bunun üstesinden birlikte geleceğiz” gibi ifadeler kullanabileceğini dile getirdi.

AMAÇ KAYGIYI TAMAMEN ORTADAN KALDIRMAK DEĞİL

Okula başlangıç sürecinde asıl hedefin çocuğun hiç kaygı yaşamamasını sağlamak olmadığını belirten Kartum, önemli olanın çocuğa kaygı yaşadığında bununla baş edebileceğini öğretmek olduğunu vurguladı.

Çankırı’da sabah saatlerinde korkutan deprem
Çankırı’da sabah saatlerinde korkutan deprem
İçeriği Görüntüle

Kartum, “Çocuğun okula alışmasını hızlandırmaya değil, okulu onun için güvenli bir yer haline getirmeye odaklanın” mesajını verdi.

Okula başlangıcın yalnızca çocuğun değil, ailenin de bir uyum süreci olduğunu ifade eden Kartum, bu dönemde anne babaların doğru bilgiye, doğru tutuma ve sabra ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Bu nedenle okulların ve Millî Eğitim Bakanlığının okul başlamadan önce ailelere yönelik daha fazla psikoeğitim, seminer ve rehberlik çalışması yapmasının önemli olduğunu belirten Kartum, ailelerin çocuklarının yaşayabileceği duygusal tepkiler konusunda önceden bilgilendirilmesinin süreci kolaylaştıracağını ifade etti.

Uzman Psikolog Uğur Kartum, sağlıklı bir okul başlangıcının “hazırlanan çocuk, bilinçli aile ve destekleyici okul” üçgeniyle mümkün olabileceğini vurgulayarak ailelere sabırlı ve güven veren bir yaklaşım sergilemeleri çağrısında bulundu.