CKD Genel Başkanı Tülin Oygür imzasıyla yapılan açıklamada, milli ve manevi değerlerin dinle eşitlenmesine yönelik politikalara tepki gösterildi. Açıklamada, geçmişte çeşitli yapı ve projelerle sürdürüldüğü öne sürülen uygulamaların ardından Ramazan etkinliklerinin de aynı yaklaşımın devamı olduğu ifade edildi.
“Etkinliklerin içeriği sorgulanmalı”
Dernek açıklamasında, etkinliklerin büyük bölümünün Ramazan ve oruçla zorunlu biçimde ilişkilendirildiği savunularak şu sorular yöneltildi:
-
Öğrencilerin günlük tutması ya da yemek tarifi hazırlamasının Ramazan’la bağlantısının ne olduğu,
-
İftar sofralarında fotoğraf çektirilip okullara getirilmesinin eğitimsel anlamı,
-
Ramazan döneminde artan et ve şarküteri tüketiminin, orucun paylaşma ve dayanışma anlayışıyla ilişkisinin tartışılıp tartışılmadığı.
Açıklamada, bu tür konuların etkinliklerde ele alınmadığı ve bunun yerine dini pratiklerin öne çıkarıldığı iddia edildi.
“Ayrıştırıcı sonuçlar doğurabilir”
CKD, programın gönüllülük esasına dayansa bile, oruç tutmayan ya da farklı inançlara sahip öğrencilerin kendilerini dışlanmış hissedebileceğini öne sürdü. Etkinliklere katılmak istemeyen öğretmenlerin idari baskı görebileceği ve öğrenciler arasında sosyal ayrışma yaşanabileceği iddiaları da açıklamada yer aldı.
“Bilimsel ve laik eğitim vurgusu”
Dernek, eğitim kurumlarının kamusal alan olduğunu belirterek, dinsel içerikli uygulamaların yaygınlaştırılmasının anayasal ve yasal çerçeveyle bağdaşmadığını savundu. Açıklamanın sonunda Milli Eğitim Bakanlığı’na, söz konusu etkinliklerden vazgeçilmesi ve bilimsel, laik eğitim ilkesine bağlı kalınması çağrısı yapıldı.





