Meclis'teki partiler yen yılın ilk grup toplantılarını yapmaya devam ediyor.
Bugün MHP Lideri Bahçeli'nin konuşmalarının ardından DEM Parti de haftalık grup toplantısını yaptı. Toplantıda partililere seslenen Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları sürecin belirsizlikler ile yönetildiğini ifade etti.
"İKTİDARIN SORUMLULUĞU SÜRECİ ERTELEMEK DEĞİLDİR"
Hatimoğulları sürecin oy hesabı ve farklı ajandalara kurban edilemeyeceğini, iktidarın sorumluluğunu süreci ertelemek olmadığını belirtti.
Meclis'te kurulan komisyondan yasal adımlara kadar 2025 yılının kısa bir değerlendirmesini yapan Hatimoğulları, artık adım atma sırasının geldiğini kaydetti:
- Meclis'te bir komisyon kuruldu, önemli dinlemeler gerçekleştirdi akabinde İmralı ziyaretini de gerçekleştirdi. İktidar ve devlet bu gelişmelere yakışacak adımları ne yazık ki henüz karşılamadı. Artık adım atma zamanı. Kendimize güveniyoruz ve bizler bu güvenle 2026'ya adım attık ve bizler biliyoruz ki çok büyük sorumluluklr düşüyor bizlere.
Sürecin belirsizlikler ile yönetildiğini kaydeden Hatimoğulları sözlerinin devamında Öcalan'a özgür bir iletişim ve haberleşme koşullarının sağlanması gerektiğini, PKK için özel bir yasa çıkarılması gerektiğini, kayyumların son bulması gerektiğini ifade etti:
Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu barışı ilerletmiyor. Barış açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister. Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaların gölgesine sıkıştırılamaz.
İlk etapta bazı adımların atılması gerekiyor. Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür iletişim ve haberleşme koşulları sağlanmalıdır. Partiler kendi raporlarını verdi. Bundan sonra hızla yapılması gereken şey, ortak konsensüsle bir raorun açığa çıkmasıdır. Çözüme hizmet edecek bir perpektifle yazılmalıdır.
PKK'ye ve sonuçlarına ilişkin özel bir yasa çıkarılmalıdır, kayyım rejimi son bulmalıdır, demokratik entegrasyon yasası çıkarılmalı, infaz hukukunda adil düzenlemeler yapılmalıdır, siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır.
Barış oy hesabına, anketlere, farklı ajandalara kurban edilemez. İktidarın sorumluluğu süreci ertelemek değildir. Muhalefetin sorumluluğu ise seyirci olarak izlemek değil demokratik çözümün bir parçası olmalıdır. Barış kazanacak, demokrasi, emek kazanacak. Bu da halkımıza sözümüz olsun




