Dünyanın farklı ülkelerinde kuşaktan kuşağa aktarılan gelenekler, toplumların tarihini, inançlarını ve yaşam biçimlerini yansıtıyor.

Bazıları dini ritüellerle, bazıları mevsimsel kutlamalarla, bazıları ise eğlence amacıyla ortaya çıkan bu uygulamalar, farklı kültürlerden bakıldığında oldukça ilginç görünebiliyor.

DANİMARKA’DA BEKÂRLARA TARÇIN, YENİ YILDA SANDALYEDEN ATLAMA GELENEĞİ

Danimarka’da 25 yaşına geldiği halde evlenmemiş olan kişilerin arkadaşları tarafından tarçınla kaplanması, dikkat çeken doğum günü gelenekleri arasında yer alıyor. Kişi 30 yaşına geldiğinde de hâlâ bekârsa bu kez tarçının yerini karabiber alıyor. Günümüzde bu uygulama daha çok mizahi bir doğum günü kutlaması olarak sürdürülüyor.

Sanchez parlamentoyu feshetti: İspanya sandığa gidiyor
Sanchez parlamentoyu feshetti: İspanya sandığa gidiyor
İçeriği Görüntüle

Danimarka’daki sıra dışı geleneklerden biri de yılbaşı gecesinde yaşanıyor. Bazı kişiler gece yarısı geldiğinde sandalyenin üzerine çıkıp aşağı atlıyor. Bu hareketin yeni yıla “atlamak” ve şans getirmekle ilişkilendirildiği belirtiliyor.

Ülkede Paskalya döneminde uygulanan “gækkebreve” geleneği de dikkat çekiyor. Çocuklar süslü kâğıtlar hazırlayıp kısa şiirler yazıyor ancak mektuplara isimlerini koymuyor. Bunun yerine isimlerindeki harf sayısı kadar nokta kullanıyorlar. Mektubu alan kişi göndereni doğru tahmin ederse Paskalya yumurtası kazanıyor, bilemezse yumurtayı kendisinin vermesi gerekiyor.

JAPONYA’DA DİLEKLER TAŞLARLA, RİTÜELLERLE VE TÜTSÜ DUMANIYLA İFADE EDİLİYOR

Japonya’da Şinto tapınaklarını ziyaret edenlerin belirli ritüelleri yerine getirmesi geleneksel uygulamalar arasında bulunuyor. Torii kapısı kutsal alan ile günlük yaşam arasındaki sınır olarak kabul edilirken, ziyaretçilerin kapıdan geçerken eğildiği, ardından ellerini iki kez çırparak dua ettiği ve sonrasında yeniden eğildiği belirtiliyor.

Udo-jingu Tapınağı’nda ise dilek dilemek isteyen ziyaretçiler küçük taşları uçurum üzerindeki belirli bir noktaya atıyor. Geleneksel inanışa göre erkeklerin taşı sol, kadınların ise sağ eliyle atması gerekiyor.

Bazı Budist tapınaklarında ise ziyaretçiler tütsü yakarak dumanı elleriyle kendilerine doğru yönlendiriyor. Bu uygulamanın tütsü dumanının iyileştirici özellik taşıdığına yönelik inanışla bağlantılı olduğu aktarılıyor.

Japonya’nın Mie bölgesinde yaşayan “ama” adı verilen kadın dalgıçlar da nesiller boyunca sürdürülen eski bir deniz geleneğini yaşatıyor. Oksijen tüpü kullanmadan dalış yapan kadınlar, denizkulağı, denizkestanesi, deniz yosunu ve çeşitli deniz ürünlerini topluyor.

İSPANYA’DAN İSKOÇYA’YA: GELENEKLERİN ARDINDA FARKLI İNANIŞLAR VAR

İspanya’nın Bunol kentinde düzenlenen La Tomatina festivali, dünyanın en renkli ve sıra dışı toplu etkinliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Her yıl ağustos ayında düzenlenen festivalde binlerce kişi birbirine domates fırlatıyor. Etkinliğin temelinde ise eğlence ve toplu kutlama bulunuyor.

İskoçya’da ise kilt ve gayda gibi kültürel sembollerin yanı sıra halk inanışları, mitler, efsaneler ve eski batıl inançlar da kültürel mirasın bir parçası olarak varlığını sürdürüyor. Tarihi festivaller ve geçmişten gelen inanışlar, ülkenin kültürel yapısında önemli bir yer tutuyor.

Farklı ülkelerdeki bu geleneklerin bazıları dini ritüellerden, bazıları eski inanışlardan, bazıları ise eğlence anlayışından doğmuş durumda. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu uygulamalar, toplumların geçmişle bugün arasındaki kültürel bağını da ortaya koyuyor.

Kaynak: MYNET