Yeniçağ gazetesinin özel haberine göre; AHBAP soruşturmasından tutuklanan isimlerden biri de 28 yaşındaki Yusuf Can Ertit… 23 yaşında Haluk Levent’in yanına geldi. Önce, Haluk Levent ifadesinde gayriresmi ortak olduğunu söylediği Risus Organizasyon şirketinde çalıştı. Sonra, AHBAP’a geçti. Ancak bu görev oldukça sorumluluk yüklüyordu. AHBAP’ın kasası resmiyette ona emanetti. Bunu çok sonra anladı. Adana’dan kalkıp gelmişti. Üstelik, Haluk Levent’in ablasıyla aynı soyadını taşıyordu. İşte dosyanın bilinmeyenleri…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “AHBAP Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı” iddiasına yönelik soruşturma başlattı.
AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Haluk Levent ve avukat Ece Güner'in de bulunduğu 14 kişi hakkında tutuklama kararı verildi.
İkinci dalga operasyon yapıldı ve 12 kişi gözaltına alındı. İkinci dalga operasyonda Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil dahil 4 kişi tutuklandı.
Üçüncü dalga operasyonda ise Oğuzhan Uğur ile birlikte toplam 9 kişi tutuklandı.
Dosyadaki ünlü isimlerin öne çıkması nedeniyle ayrıntılar gölgede kaldı.
YENİÇAĞ, AHBAP Derneği’nin kasasının kime emanet edildiğini araştırdı.
AHBAP soruşturmasından tutuklanan isimlerden biri de 28 yaşındaki Yusuf Can Ertit…
23 yaşında Haluk Levent’in yanına geldi.
1998 yılında Adana’da doğdu.
İletişim üzerine eğitim görmüştü.
AHBAP dosyasında tutuklu olan Yusuf Can Ertit savcılık ifadesinde “Bu AHBAP Derneği’ne 23 yaşında girdim, burası benim ilk iş yerimdi” diyordu.
Ancak, özgeçmişini yayınladığı “LinkedIn” sitesinde Risus Organizasyon şirketinde çalıştığını belirtmişti.
Risus Organizasyon şirketi AHBAP dosyası bakımından önemli bir şirketti.
Haluk Levent ifadesinde Risus Organizasyon şirketine “gayriresmi ortak” olduğunu söylemişti.
Yusuf Can Ertit’in kişisel sayfasına göre, iş dünyasına adımını Haluk Levent’in şirketinde atmıştı.
Sonra, AHBAP’a geçti. Ancak bu görev oldukça sorumluluk yüklüyordu. AHBAP’ın kasası resmiyette ona emanetti. Bunu çok sonra anladı.
Yusuf Can Ertit ifadesinde kendisine verilen saymanlık görevini şöyle anlattı:
“Yönetim kurulu üyeliğine seçildim, burada saymanlığı bana verdiler. Saymanlığın ne demek olduğunu 3-4 ay sonra anladım. Yönetim kurulu üyeleri arasında en küçük bendim. Ben en küçük ve erkek olduğum için her yere gittim, atılı suçlamaları kabul etmiyorum.”
Derneklerde saymanlık görevi “kasanın emanet edildiği kişi” anlamına geliyordu.
Oysa, Yusuf Can Ertit “akçeli işler” sorumluluğunun kendisine yüklendiğini çok sonradan anladığını ifade ediyordu.
Ve Yusuf Can Ertit ifadesinde “en küçük” olarak bu sorumluluğun kendisine yüklenmesini garipsediğini de işaret etti. Yusuf Can Ertit kuşkulandığı dönemlerde Haluk Levent ile konuşmasını ifadesinde şöyle anlattı:
“Kasten bir menfaat, yolsuzluk yapmadım. Burada benim banka kullanma yetkim vardı. Haluk Levent tarafından muhasebeye talimat gider, bu talimat bana muhasebeci tarafından iletilir. Bu durum uygunsa ben uygularım. Hırsızlık ve yolsuzluk amacıyla kimseye para göndermedim. Bir şüphe duyduğum an direkt Haluk Levent’e ve diğer üyelere yazdım. Her seferinde Haluk Levent bana bir sıkıntı olmadığını söylemiştir.”
Haluk Levent AHBAP gibi milyarca liralık bağışlar yapılan büyük bir derneğin kasasını mali konularda tecrübesiz, eğitimini iletişim üzerine görmüş 20’li yaşlarda bir gence emanet etmişti.
Bu görevlendirme dikkat çeken bir başka konu, Yusuf Can Ertit de Haluk Levent gibi Adanalıydı.
Dikkat çeken sadece hemşeri olmaları değildi.
Üstelik, Haluk Levent’in ablasıyla yanı soyadını taşıyordu.
Haluk Levent’in ablası Hicran Ertit…
Bu benzerlik Haluk Levent ile Yusuf Can Ertit arasında bir akrabalık bağı olabileceğini düşündürüyordu.
Yoksa, kim 20’li yaşlarda bir gence milyarlarca liralık bir dernek kasasını emanet ederdi ki…