Dikkat Eksikliği Aşırı Hareketlilik Bozukluğu (DEAHB), çocukların yalnızca dikkatini verememesi veya fazla hareket etmesiyle açıklanamıyor. Çağdaş Eğitim Kooperatifi Rehberlik ve Psikolojik Danışma Merkezi Komisyonu tarafından hazırlanan rehberde, durumun dikkati düzenleme, dürtüleri kontrol etme, davranışları organize etme ve kendini yönetme becerilerindeki güçlüklerle ilişkili nörogelişimsel bir bozukluk olduğu belirtildi.
Ailelerin ve öğretmenlerin çocukların davranışlarını gözlemlerken bu davranışların arkasındaki nedenleri de anlamasının önemine dikkat çekilen rehberde, her çocuğun aynı belirtileri göstermediği ifade edildi.

HER HAREKETLİ ÇOCUKTA DEAHB GÖRÜLMEZ
Rehberde, DEAHB’nin çocukluk döneminde başladığı, belirtilerinin ergenlikte ve yetişkinlikte de sürebildiği aktarıldı. Dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik, bozukluğun üç temel belirti alanı olarak sıralandı.
Bununla birlikte yaşına uygun hareketlilik, sabırsızlık ve zaman zaman dalgınlık yaşamanın gelişimin doğal bir parçası olabileceği belirtildi. Belirtilerin yaşa göre beklenenden belirgin biçimde fazla olması, devamlılık göstermesi ve günlük yaşamı olumsuz etkilemesi önemli ölçütler arasında gösterildi. Ayrıca belirtilerin en az 6 aydır sürmesi ve çocuğun gelişim düzeyiyle uyumsuz olması gerektiği vurgulandı.
DEAHB’nin kötü ebeveynlik, tembellik, zekâ geriliği veya şımarıklık olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade edilen rehberde, bazı çocukların yapmak istedikleri davranışları sürdürmekte zorlanabildiğine dikkat çekildi.
TANI İÇİN TEK BİR TEST YETERLİ DEĞİL
DEAHB’nin ortaya çıkışında tek bir neden bulunmadığı belirtilen rehberde, ikiz ve aile çalışmalarının genetik etkenlerin önemli rolüne işaret ettiği aktarıldı. Bunun tek bir DEAHB geni olduğu anlamına gelmediği, çok sayıda genetik farklılığın beyin gelişimi ve çevresel etkenlerle birlikte rol oynayabildiği kaydedildi.
Tanı koymak için tek başına yeterli olan bir kan testi, beyin görüntülemesi, bilgisayar testi veya psikolojik test bulunmadığı vurgulandı. Değerlendirme sürecinde çocuğun gelişim öyküsünün, belirtilerin başlangıcının, evde ve okulda gözlenen davranışların, aileden alınan bilgilerin ve öğretmen gözlemlerinin birlikte ele alınması gerektiği belirtildi. Ölçekler ve nöropsikolojik testlerin ise tanı sürecini desteklediği, ancak kapsamlı klinik değerlendirmenin yerini tutmadığı ifade edildi.
Çocuk ve ergenlerde tanısal değerlendirmede çocuk ve ergen psikiyatristlerinin temel rol üstlendiği belirtilirken, psikologlar ve klinik psikologların da psikolojik değerlendirme, psiko-eğitim, ebeveyn çalışmaları ve psikoterapi alanlarında katkı sunduğu aktarıldı. Gerektiğinde çocuk doktorları, özel eğitim uzmanları, ergoterapistler ve diyetisyenlerin de sürece katılabileceği kaydedildi.
TEDAVİDE ÇOCUĞUN ÇEVRESİ DE DESTEKLENMELİ
Rehberde, DEAHB’nin yönetiminde bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekildi. Yalnızca çocuğa odaklanmak yerine, içinde bulunduğu çevrenin ve sistemin de desteklenmesi gerektiği ifade edildi.
Ebeveyn tutumlarının DEAHB’nin nedeni olmadığı belirtilirken, çocuğun çevresinin nasıl düzenlendiğinin belirtilerin günlük yaşama etkisinde önemli rol oynayabileceği aktarıldı.
Tedavi planının her çocuk için ayrı hazırlanması gerektiği vurgulandı. Çocuğun yaşı, belirtilerin şiddeti, günlük yaşamda karşılaşılan işlev kaybı, eşlik eden güçlükler ve aile koşullarının birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir yaklaşım belirlenmesinin önem taşıdığı kaydedildi.




