TBMM’ye sunulan 15 maddelik yatırım teşvik paketi içerisinde yer alan ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da değişiklik öngören teklif, kamu borçlarının tecil ve taksitlendirme şartlarını yeniden düzenliyor. Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve ssyal güvenlik uzmanı Mehmet Akif Cenkci, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, borçlarda düzenlemenin içeriğine dikkat çekti. Cenkci, vatandaşın ve işletmelerin beklediği gerçek bir yapılandırma modeliyle karşı karşıya olunmadığını, vergi ve kamu borçlarında taksit süresinin 72 aya çıkarılmasının tek başına çözüm olmadığını belirtti. Teminatsız tecil sınırının 50 bin liradan 1 milyon TL’ye yükseltilmesinin de sorunun esasını ortadan kaldırmadığı vurgulandı.
Yüzde 44'e yaklaşan maliyet: Mesele süre değil, faiz yükü
Kanun teklifindeki asıl sorunun süre uzatımı değil, uygulanan faiz oranları olduğuna işaret eden Cenkci, "Çünkü mesele yalnızca sürenin uzatılması değil, borcun hangi faiz yüküyle ödeneceğidir" ifadelerini kullandı. Güncel verilere göre kamu alacaklarında gecikme zammı aylık yüzde 3,7 olarak uygulanıyor. Bunun yıllık maliyeti yüzde 44 seviyesine yaklaşırken, tecil faizi ise yıllık yüzde 39 bandında bulunuyor. Cenkci, bu tablonun vatandaşa ve esnafa gerçek bir nefes alanı açmadığını; aksine, geçmiş dönemden gelen borçların yüksek faiz yüküyle birlikte daha uzun vadeye yayıldığını kaydetti.
E-haciz ve nait sıkışıklığı kıskacındaki esnafa " sürdürülebilir çözüm" çağrısı
Piyasada derinleşen nakit sıkışıklığını hatırlatan Cenkci, "Bugün küçük esnaf, KOBİ’ler, üreticiler ve işverenler; geçmiş dönem vergi borçlarını, SGK primlerini, güncel vergi ödemelerini, maaşları, kiraları, enerji giderlerini ve kredi taksitlerini aynı anda ödemeye çalışmaktadır" dedi. Kamu borçlarını yüksek faizle taksitlendirmenin ekonomik gerçeklerle bağdaşmadığını vurgulayan Cenkci, 6183 sayılı Kanun kapsamında uygulanan e-hacizlerin, banka hesaplarına konulan blokelerin ve tahsilat baskısının, üretim yapan ve istihdam sağlayan işletmeleri daha da zor duruma düşürdüğünü belirtti. Türkiye’nin ihtiyacının yalnızca borcu zamana yayan bir düzenleme olmadığını savunan Cenkci, gecikme zamlarının hafifletildiği, tecil faizinin makul seviyeye çekildiği, SGK ve Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borçlarının da kapsama alındığı kapsamlı bir yapılandırma talep ederek şunları söyledi:
"Vatandaşın borcunu ödeyebilmesi için önce borcun ödenebilir hale getirilmesi gerekir. Esnafı, üreticiyi, işvereni ve çalışanı ayakta tutmadan kamu alacağını sağlıklı şekilde tahsil etmek mümkün değildir. Sosyal devlet anlayışı, vatandaşını faiz yükü altında ezmek değil; ödeme gücünü dikkate alan adil ve sürdürülebilir çözümler üretmektir. Bugün yapılması gereken bellidir: Sadece vade uzatımı değil; düşük faizli, kapsamlı, adil ve gerçekçi bir vergi ve SGK borç yapılandırması derhal hayata geçirilmelidir."
Cenkci'nin açıklamasının tamamı şu şekilde:
TBMM’ye sunulan ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da değişiklik öngören teklif, kamu borçlarında kolaylık sağlanıyormuş gibi anlatılmaktadır.
Ancak düzenlemenin içeriğine bakıldığında, vatandaşın ve işletmelerin beklediği gerçek bir yapılandırma modeliyle karşı karşıya olmadığımız açıktır.
Vergi ve kamu borçlarında taksit süresinin 72 aya çıkarılması tek başına çözüm değildir. Teminatsız tecil sınırının 1 milyon TL’ye yükseltilmesi de sorunun esasını ortadan kaldırmamaktadır.
Çünkü mesele yalnızca sürenin uzatılması değil, borcun hangi faiz yüküyle ödeneceğidir.
Bugün kamu alacaklarında gecikme zammı aylık %3,7’dir. Bunun yıllık maliyeti %44 seviyesine yaklaşmaktadır. Tecil faizi ise yıllık %39’dur.
Bu tablo, vatandaşa ve esnafa gerçek bir nefes alanı açmamaktadır. Aksine, geçmiş dönemden gelen borçlar yüksek faiz yüküyle birlikte daha uzun vadeye yayılmaktadır.
Bugün küçük esnaf, KOBİ’ler, üreticiler ve işverenler; geçmiş dönem vergi borçlarını, SGK primlerini, güncel vergi ödemelerini, maaşları, kiraları, enerji giderlerini ve kredi taksitlerini aynı anda ödemeye çalışmaktadır.
Piyasada nakit sıkışıklığı bu kadar derinleşmişken, kamu borçlarını yüksek faizle taksitlendirmek ekonomik gerçeklerle bağdaşmamaktadır.
6183 sayılı Kanun kapsamında uygulanan e-hacizler, banka hesaplarına konulan blokeler ve tahsilat baskısı; üretim yapan, istihdam sağlayan işletmeleri daha da zor duruma düşürmektedir.
Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca borcu zamana yayan bir düzenleme değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı; gecikme zamlarının hafifletildiği, tecil faizinin makul seviyeye çekildiği, SGK prim borçlarının ve Genel Sağlık Sigortası prim borçlarının da kapsama alındığı kapsamlı bir yapılandırma düzenlemesidir.
Vatandaşın borcunu ödeyebilmesi için önce borcun ödenebilir hale getirilmesi gerekir.
Esnafı, üreticiyi, işvereni ve çalışanı ayakta tutmadan kamu alacağını sağlıklı şekilde tahsil etmek mümkün değildir.
Sosyal devlet anlayışı, vatandaşını faiz yükü altında ezmek değil; ödeme gücünü dikkate alan adil ve sürdürülebilir çözümler üretmektir.
Bugün yapılması gereken bellidir:
Sadece vade uzatımı değil; düşük faizli, kapsamlı, adil ve gerçekçi bir vergi ve SGK borç yapılandırması derhal hayata geçirilmelidir.
Meclis'e sunulan yeni teklif ne içeriyor?
İktidar tarafından "mükelleflerin ödeme kapasitelerinin artırılması ve kamu alacaklarının daha etkin tahsili" amacıyla Meclis'e sunulan 6183 sayılı kanun değişikliği, şu adımları barındırıyor:
Kamu borçlarının taksitlendirilmesinde azami süre 36 aydan 72 aya çıkarılarak borçluların ödemelerini daha uzun vadeye yayması amaçlanıyor.
Teminat aranmaksızın tecil edilebilecek borç tutarı 50 bin liradan 1 milyon liraya yükseltilerek daha fazla mükellefin teminat göstermeden sistemden faydalanması hedefleniyor.
Düzenleme; gelir vergisi, kurumlar vergisi, motorlu taşıtlar vergisi (MTV), Sosyal Güvenlik Kurumu primleri, vergi cezaları, trafik cezaları, çeşitli harçlar, öğrenim kredisi borçları ve belediyelere olan borçları kapsıyor.





