HABER: BURHAN KURTULMUŞ
Ekibi ile birlikte Bursa Saati'ni ziyaret eden erdem yaklaşan oda seçimleri öncesi kente ve TMMOB'a dair önemli açıklamalarda bulundu. İMO Bursa Şubesi Başkanı Serdar Atilla Erdem, akademik odalarda uygulanan iki yıllık genel kurul dönemlerinin verimli bir çalışma için yeterli olmadığını ifade etti.
“İki yıllık genel kurul dönemi aslında oldukça yetersiz”
Erdem, “seçilen yönetimin ilk dört ayı sistem kurma ve alışma dönemi oluyor. Keza son dört ayı da genel kurul hazırlıklarına yoğunlaşılıyor. Böyle olduğunda iki yılın nitelikli bir bölümü yönetim kurulunun fiili çalışma süresinin dışına çıkıyor” dedi.
Bu nedenle görev süresinin uzatılması gerektiğini savunan Erdem, “biz üçer yıldan iki yılın yeterli olduğunu düşünüyoruz. Bu sebeple üç yıl, iki dönemlik bir yapı ideal” değerlendirmesinde bulundu.
“Kütahya ve Yalova’nın Bursa’dan ayrılmasını doğru bulmuyoruz”
Kütahya ve Yalova temsilciliklerinin Bursa’dan ayrılmasına karşı olduklarını net bir şekilde dile getiren Erdem, bu konuda genel merkeze resmi itirazlarda bulunduklarını açıkladı. Genel merkezin yetkilerinin ciddi bir otorite yarattığını belirten Erdem, “bu durum seçilmiş şubelerin çalışmalarını negatif yönde etkiliyor” dedi.
Erdem, örgütlenme anlayışına ilişkin olarak ise şu ifadeleri kullandı:
“Biz yerelde güçlü ve inisiyatifli ama merkezde tek ve güçlü bir oda arzuluyoruz.”
“Genel kurullarda hedefimiz yüzde 60–70 katılım”
Üye temsiliyetine özel bir önem verdiklerini vurgulayan Erdem, genel kurullara katılım oranını artırmak için aktif bir çaba içerisinde olduklarını söyledi. İMO Bursa Şubesi’nin 6 bin 340 üyesi bulunduğunu hatırlatan Erdem, “seçimlerde üyelerimizin ortalama yüzde 60–70 oranında katılımını sağlamak istiyoruz” dedi.
Bursa’nın oda sıralamasında beşinci sırada yer aldığını belirten Erdem, bu durumun mevcut örgütlenme yapısından kaynaklandığını ifade ederek, “şehir bazında örgütlenen bir oda olsaydık bu sıralama değişirdi. Ancak mevcut yapıda bölgesel merkezler olduğu için Bursa beşinci sırada yer alıyor” diye konuştu.
“Mevcut TMMOB yasası temsiliyeti zayıflatıyor”
Mevcut TMMOB yasasıyla uygulanan temsilcilik sisteminin verimli bir çalışma ortamı sunmadığını dile getiren Erdem, adil ve demokratik bir TMMOB için yeni bir örgütlenme modeline ihtiyaç olduğunu söyledi. Erdem, “bizce 81 ilde 81 şubeli bir örgütlenme şeması olmalı” dedi.
Temsil adaletine ilişkin çarpıcı bir örnek de veren Erdem, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Büyük bir şehirde 5 bin üye var ama genel kurula bin kişi geliyor. Öte yandan 3 bin üyeli bir şube 2 bin kişiyle genel kurul yapıyor. Ancak temsil üye sayısına göre belirlendiği için adaletsiz bir tablo oluşuyor. Büyük şehirlerin binlerce pasif üyesi genel kurul sonucunu belirliyor. Oysa şube genel kurullarında katılım oranı ve sayısı neyse temsiliyet de buna göre düzenlenmeli. Temsiliyetin en adil hali budur.”
“Bursa’da sanayi kontrolsüz büyüyor”
Yerel yönetimlerle özellikle deprem konusunda aktif bir bilgi paylaşımı yürüttüklerini belirten Erdem, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne kapsamlı bir brifing verdiklerini söyledi. Bursa sanayisinin önemli bir değer olduğunu ifade eden Erdem, “ancak kontrolsüz büyüdüğünü de herkesin kabul etmesi gerekiyor” dedi.
Plansız kentleşmenin Bursa’da ulaşımı adeta bisiklet hızına düşürdüğünü belirten Erdem, kent anayasası hazırlanırken gözden kaçan önemli bir noktaya dikkat çekti:
“Bursa’da sanayi doluluk oranı kent planlamasında son derece mühim bir veri. Üretim bazlı yapılan çalışmalarda sanayinin yüzde 60 dolulukta olduğunu biliyoruz. Bu nedenle kentin fizibilite raporu çok iyi hazırlanmalı.”
“Atıl sanayi alanları kente kazandırılmalı”
Kent içindeki atıl sanayi alanlarının tespit edilerek yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Erdem, bunun ancak Bursa Büyükşehir Belediyesi ile yapılabilecek bir çalışma olduğunu vurguladı. “Su, tarım ve ulaşımın yanında artık sanayiyi de kent içi bir sorun olarak ele almalıyız” diyen Erdem, sanayi planlamasının kiracılarla değil mülk sahipleriyle yapılması gerektiğini belirtti.
Bu planlama sayesinde yeni yeşil alanlar ve rezerv alanlar oluşturulabileceğini söyleyen Erdem, “yeni sanayi bölgelerine gerçekten ihtiyaç var mı? Teknosab dahi yüzde 20 dolulukta. Artık sanayi nicelik olarak değil nitelik olarak büyümeli” ifadelerini kullandı.
“Sanayici artık suyunu yerinde korumalı”
İklim krizinin etkileriyle Bursa’da su kuyularının hızla kuruduğunu belirten Erdem, sanayicilere net bir çağrıda bulundu:
“Sanayici artık kendi suyunu korumalı. Bu şekilde devam ederse herkesten önce sanayici üretim yapamayacağını anlayacak. Kimseyi düşünmese bile kendini düşünmeli.”
Sanayinin su ihtiyacını yerinde arıtma ve geri kazanım yoluyla karşılaması gerektiğini belirten Erdem, bu konuda Bursa Büyükşehir Belediyesi ile bazı başlıklarda ilerleme kaydettiklerini, bazı konularda ise henüz yol alınamadığını söyledi.
“Göçme riski taşıyan yapılar hâlâ bilinmiyor”
Bursa’da göçme riski taşıyan yapıların halen net olarak bilinmediğine dikkat çeken Erdem, bu yapıların olası bir depremde can kayıplarının en yoğun yaşanacağı binalar olduğunu ifade etti. “Bu noktaya odaklanırsak kısa sürede can kayıplarını ciddi biçimde azaltacak bir yol haritası çıkarabiliriz” dedi.
İMO olarak bu konuda Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne destek vermeye hazır olduklarını vurgulayan Erdem, “önerimizi ilettik. Eğer belediye bünyesinde bu çalışma yapılamazsa, biz 100 kişilik bir ekip oluşturur ve bir yıl içinde bu analizi ortaya koyarız. Sahada ortak çalışmaya ihtiyaç var” diye konuştu.
“Çınarcık suyu tamamen vatandaşa ayrılmalı”
Çınarcık Barajı suyunun tamamının Bursa Büyükşehir Belediyesi uhdesinde olmasının önemli bir avantaj sağladığını ifade eden Erdem, “bu, su sorununun çözümü için oldukça rahat bir çalışma imkanı sunuyor” dedi. Çınarcık planlamasında 175 milyon metreküp suyun sanayi için öngörüldüğünü hatırlatan Erdem, “ancak böyle bir kaide yok. Çınarcık suyunun tamamı vatandaşa ayrılmalı” görüşünü dile getirdi.
Bu düşünceyi Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ile de paylaştıklarını belirten Erdem, başkanın da aynı yönde düşündüğünü aktardı. Ayrıca Uluabat Gölü’ne gelen kuyruk suyuna kesinlikle dokunulmaması gerektiğini savundu.
“Çevreyi kirleten sanayiciye yaptırım olmalı”
Erdem, çevre politikalarında daha cesur adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, “nasıl ki yurtdışında bazı kaideler varsa, artık ülkemizde ve yerelde de çevreyi merkeze alan yeni kurallar belirlemeliyiz” dedi.
Suyunu arıtmayan ve çevreyi kirleten sanayicilere ihracat kısıtlamaları getirilmesi gerektiğini savunan Erdem, “çevre sorunlarını sanayicimizle birlikte masaya koymalı ve yeni bir yol haritası oluşturmalıyız” ifadelerini kullandı.




