İstanbul Barosu, son günlerde kamuoyunun gündemine gelen yargı kararları üzerinden ifade ve sanat özgürlüğüne yönelik müdahalelere dikkat çekti. Baronun açıklamasında, farklı kişiler hakkında alınan kararların birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiği savunularak ceza hukukunun temel haklar üzerinde baskı aracı haline getirilmemesi gerektiği vurgulandı.

Baro, özellikle Ekrem İmamoğlu’nun “Millet Şahidimdir” isimli kitabının toplatılması, Deniz Göktaş hakkında tahliye kararının ardından yeni bir gerekçeyle yeniden tutuklama kararı verilmesi ve Tolga Akış’ın tutuklanması üzerinden yargı pratiğine yönelik eleştirilerde bulundu.

BARODAN “SİSTEMATİK MÜDAHALE” ELEŞTİRİSİ

İstanbul Barosu, yaşanan gelişmelerin yalnızca bireysel adli işlemler olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, ceza hukukunun ifade, sanat, siyaset ve eleştiri alanlarına müdahale etmek amacıyla kullanıldığı ileri sürüldü.

Baro, bu yaklaşımın yalnızca hakkında soruşturma veya tutuklama kararı verilen kişileri değil, toplumun tamamını etkilediğini savundu. Özellikle sanatçıların, gazetecilerin, akademisyenlerin ve yurttaşların ifade özgürlüğü konusunda caydırıcı bir atmosferle karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.

Açıklamada, hukuk kurallarının “hukuki görüntü altında” siyasi saiklerle etkisizleştirilmesinin toplumsal ayrışmayı artırdığı ve hukuk devletine zarar verdiği görüşüne yer verildi.

“BİR KİTAP, BİR ŞAKA, BİR ESER SUÇ İSNADINA DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİ”

Baro, açıklamasında kişi özgürlüğü ve ifade özgürlüğü arasındaki ilişkiye de dikkat çekti.

Bir komedyenin sahneye çıkmadan önce sözlerinin soruşturmaya konu olup olmayacağını düşünmek zorunda kalmasının, bir sanatçının eserinin suç isnadına dönüşmesinden endişe etmesinin ve bir kitabın okuyucuyla buluşmadan toplatılmasının toplum üzerinde geniş bir baskı oluşturduğu savunuldu.

İstanbul Barosu ayrıca, tahliye kararı verilen bir kişinin cezaevinden çıkamadan başka sözleri gerekçe gösterilerek yeniden tutuklanmasının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı bakımından ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti.

Baro, sanat faaliyetlerinin alışılmışın dışında veya bazı kesimler açısından rahatsız edici bulunmasının tek başına cezai müdahaleye gerekçe yapılamayacağını ifade ederek, bu tür müdahalelerin sanat dünyasının tamamı üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini kaydetti.

“İNSAN HAYSİYETİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

İstanbul Barosu açıklamasının sonunda, temel hakların yalnızca anayasal ve uluslararası metinlerde yazılı olmasının yeterli olmadığı vurgulandı.

Baro, yargının cezalandırma veya susturma aracına dönüşmesine karşı çıkmanın avukatların ve baroların tarihsel sorumlulukları arasında bulunduğunu belirtti.

Giresun Valiliği’nden Ömer Tekin açıklaması: İdari soruşturma başlatıldı
Giresun Valiliği’nden Ömer Tekin açıklaması: İdari soruşturma başlatıldı
İçeriği Görüntüle

Açıklamada, kişi özgürlüğünün esas, tutuklamanın ise istisna olması gerektiği ifade edilerek; düşüncenin suç deliline, kitabın yasaklı nesneye, mizahın soruşturma konusuna ve sanatın suç isnadına dönüştürülmemesi gerektiği savunuldu.

İstanbul Barosu, açıklamasını şu mesajla tamamladı:

“Bu cendereyi hakikatle, hukukla, haysiyetle aşacağız.”

Kaynak: HALK TV HABER MERKEZİ