“Açlık grevindeki işçilere biber gazı”
Ankara’da aylardır maaş ve tazminatlarını alamayan Doruk Madencilik işçilerinin başlattığı açlık grevi, kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Açıklamasında bu direnişe özel olarak değinen Prof. Dr. Kayıhan Pala, işçilerin Enerji Bakanlığı’na yürümek isterken polis müdahalesiyle karşılaştığını hatırlattı.
Pala, yaşananları sert sözlerle eleştirerek, “Açlık grevlerinin sekizinci gününde biber gazıyla engellenen emekçilerin karşı karşıya kaldığı hukuksuzluk ve Çalışma Bakanı’nın sessizliği ülkemiz için bir utançtır” ifadelerini kullandı.
Dünya iş sağlığı ve güvenliği günü’nün önemi
Her yıl 28 Nisan, çalışanların güvenli ve sağlıklı koşullarda çalışmasını teşvik etmek amacıyla Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü olarak anılıyor. Bu özel gün, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik farkındalık oluşturmayı hedefliyor.
2026 yılının teması ise “Sağlıklı bir psikososyal çalışma ortamı sağlayalım” olarak belirlendi. Bu tema, yalnızca fiziksel güvenliğin değil; çalışanların ruhsal ve sosyal iyilik halinin de korunmasının önemine dikkat çekiyor.
Psikososyal riskler görmezden geliniyor
Pala’ya göre Türkiye’de çalışma hayatının en kritik sorunlarından biri, psikososyal risklerin yeterince dikkate alınmaması. Aşırı iş yükü, belirsizlik, destek eksikliği ve kötü çalışma koşullarının çalışanlar üzerinde ciddi baskı yarattığını belirten Pala, bu durumun hem fiziksel hem de ruhsal sağlık sorunlarına yol açtığını ifade etti.
Ancak Pala, Türkiye’de bu konuların konuşulmasından önce daha temel bir sorunun çözülmesi gerektiğini vurguladı:
“Öncelikle iş cinayetlerinin önlenmesi ve meslek hastalıklarının tanınması gerekiyor.”
“6331 Sayılı kanun yetersiz kaldı”
2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun beklentileri karşılamadığını belirten Pala, mevcut sistemin iş kazalarını önlemede etkisiz kaldığını söyledi.
Türkiye’deki ölümcül iş kazası oranlarının Avrupa Birliği ortalamasının çok üzerinde olduğuna dikkat çeken Pala, çarpıcı veriler paylaştı:
“AB’de yüz bin işçide 1,66 olan ölüm oranı Türkiye’de 11,5. Bu kabul edilemez bir fark.”
“Bu ölümler kaza değil, sistem sorunu”
Pala, yüksek ölüm oranlarının “kaza” olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek bunun yapısal bir sorun olduğunun altını çizdi.
“Bu ölümler birer kaza değil, sistemik bir çöküşün sonucudur. En korunmasız kesim ise çocuk işçilerdir” dedi.
Çözüm: Bilimsel ve özerk bir sistem
Açıklamasının sonunda çözüm önerilerini de sıralayan Pala, iş cinayetleri ve meslek hastalıklarının kader olmadığını belirtti.
“Yanlış politikalar değiştirildiğinde, özerk ve bilimsel bir iş sağlığı ve güvenliği sistemi kurulduğunda güvenli bir çalışma hayatı mümkündür” ifadelerini kullandı.
Emekçilerin mücadelesi gündemde kalmaya devam ediyor
Türkiye’de çalışanların hak mücadelesi, özellikle son dönemde artan ekonomik baskılarla birlikte daha görünür hale geldi. Açlık grevleri, protestolar ve hak arama eylemleri, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki yapısal sorunları bir kez daha gündeme taşıyor.
Pala’nın açıklaması da bu tartışmaların ortasında, hem mevcut tabloya yönelik sert bir eleştiri hem de çözüm çağrısı olarak öne çıkıyor.




