İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte sağlıklı yaş alma ve yaşam kalitesini koruma daha önemli hale gelirken, yaşla birlikte kemik sağlığında yaşanan kayıplar da ciddi risk oluşturuyor.
Halk arasında “kemik erimesi” olarak bilinen osteoporoz, çoğu zaman belirti göstermeden ilerliyor. Kemik yoğunluğunun ve gücünün azalmasıyla ortaya çıkan hastalık, ilk kırık oluşana kadar fark edilmeyebiliyor.
KALÇA KIRIKLARI YAŞAM KALİTESİNİ TEHDİT EDİYOR
Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Uğurcan Süner, osteoporozun kemiğin iç yapısını zayıflattığını ve basit travmalarda bile kırık riskini artırdığını belirtti.
İleri yaş grubundaki kalça kırıklarının yalnızca tıbbi bir sorun olmadığını vurgulayan Süner, şu ifadeleri kullandı:
“Osteoporoz nedeniyle zayıflayan kemikler, basit bir ev içi düşmede ya da hafif bir çarpmada bile kırılabilir. İleri yaş grubunda karşılaştığımız kalça kırıkları, tıbbi bir problem olmanın ötesinde, hastanın yaşam kalitesini doğrudan tehdit eden dinamik bir krizdir. Bu kırıklar; ani hareket kısıtlılığına, uzun süreli yatağa bağımlılığa ve dolayısıyla bireyin bağımsızlığını kaybetmesine yol açar. Bilimsel veriler ve klinik tecrübelerimiz gösteriyor ki, kalça kırıkları yaşlı bireylerde genel sağlık durumunu bozarak yaşam süresini dahi kısaltabilen ciddi sonuçlar doğurmaktadır.”
D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ RİSKİ ARTIRIYOR
Kemik sağlığı denildiğinde akla ilk olarak kalsiyum gelse de kalsiyumun vücut tarafından kullanılabilmesi için D vitamininin şart olduğunu belirten Süner, D vitamininin kas gücü ve denge üzerinde de etkili olduğunu söyledi.
Süner, kırık şikayetiyle hastaneye başvuran ileri yaş grubundaki hastaların önemli bir bölümünde ciddi D vitamini eksikliği görüldüğünü ifade ederek, eksikliğin yalnızca kemikleri değil kasları da zayıflattığını belirtti.
“TEK BAŞINA TAKVİYE YETERLİ DEĞİL”
Toplumda yalnızca kalsiyum veya D vitamini takviyesiyle kemik erimesinin önlenebileceğine dair yanlış bir algı bulunduğunu söyleyen Op. Dr. Uğurcan Süner, osteoporozdan korunmanın çok yönlü olması gerektiğini vurguladı.
Süner, şu değerlendirmede bulundu:
“Tek başına vitamin ve mineral takviyeleri, kırıkları önlemede her zaman bir sonuç vermez. Kemik canlı bir dokudur ve uyarılmaya ihtiyaç duyar. Dolayısıyla bütüncül bir yaklaşım şarttır. Dengeli ve protein odaklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, kontrollü güneş ışığı kullanımı ve eğer osteoporoz tanısı konmuşsa doktor kontrolünde yürütülen düzenli ilaç tedavisi bir bütün olarak uygulanmalıdır.”
KIRIK SONRASI TAKİP İHMAL EDİLMEMELİ
Ortopedi ve travmatoloji kliniklerinde en sık karşılaşılan eksikliklerden birinin kırık sonrası kemik kalitesinin takipsiz bırakılması olduğunu belirten Süner, osteoporoza bağlı kırık yaşayan hastalarda ikinci kırık riskinin arttığını söyledi.
Süner, kalça veya omurga kırığı sonrası yalnızca cerrahi tedavinin yeterli olmadığını belirterek, kemik yoğunluğu ölçümü, D vitamini ve kalsiyum seviyelerinin takibi ile kişiye özel tedavi planının ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.
KEMİK SAĞLIĞI İÇİN ÖNERİLER
Op. Dr. Uğurcan Süner, yaş alma sürecinde kemik sağlığını korumak için düzenli hareketin, doğru beslenmenin ve düşme risklerini azaltmanın önemine dikkat çekti.
Süner, düzenli yürüyüş ve hafif egzersizlerin yaşam tarzı haline getirilmesini, süt ve süt ürünleri ile koyu yeşil yapraklı sebzelerin beslenmede yer almasını önerdi. Gün içinde kısa süreli ve kontrollü güneş ışığından yararlanılması gerektiğini belirten Süner, ev içinde kaygan halıların kaldırılması, güçlü aydınlatma sağlanması ve banyo-tuvalet alanlarına tutunma barları yerleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
ERKEN ÖNLEM HAYAT KURTARIR
Özellikle 65 yaş üstü bireylerin, menopoz sonrası kadınların ve daha önce hafif travmayla kırık yaşamış kişilerin kemik sağlığı taramalarını aksatmaması gerektiğini belirten Süner, erken dönemde alınacak küçük önlemlerin ileri yaşta hareket özgürlüğünü ve yaşam kalitesini koruyabileceğini söyledi.




